banner192

Erdoğan'dan BDP'ye sert sözler

Başbakan Erdoğan, Hilton Otel'de düzenlenen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye Kararları, Sorunlar ve Çözüm Önerileri Konferansı'nda yüksek düzeyli konferansın başarılı geçmesini diledi. Konferansa Avrupa Konseyi adına katılan Genel Sekreter ve Gen

Erdoğan'dan BDP'ye sert sözler

Başbakan Erdoğan, Hilton Otel'de düzenlenen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Türkiye Kararları, Sorunlar ve Çözüm Önerileri Konferansı'nda yüksek düzeyli konferansın başarılı geçmesini diledi.

Konferansa Avrupa Konseyi adına katılan Genel Sekreter ve Genel Müdüre de katkıları için şükranlarını ileten Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Türkiye olarak, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni 1954 yılında imzalamış, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin yargı yetkisini de 1990 yılında kabul etmiştik. 2004 yılında, hükümet olarak çok daha önemli bir adım attık ve temel insan haklarıyla ilgili uluslararası anlaşmaların, ulusal kanunlardan üstünlüğünü kabul ettik.

Burada şu hususu özellikle ifade etmek durumundayım: İnsan hakları evrensel bir nitelik taşır. Temel insan hakları, farklı coğrafyalarda farklı nitelik arz etmez. Yoksullar için farklı, zenginler için farklı insan haklarından söz edilemez.

İnsan, her yerde insandır ve her yerde, her coğrafyada, her şartta, gerek diğer insanlardan, gerek kurumlardan aynı saygın ve eşit muameleyi hak etmektedir. Avrupa Konseyini ve Avrupa Birliğini dünya genelinde öne çıkaran da esasen, ekonomik ve siyasi birlikteliğin ötesinde, insan hakları konusundaki evrensel tutumudur. Biz, Avrupa felsefesini, temel hak ve özgürlüklere saygı; bunun yanında birçok kültürlülük, bir ortak yaşam felsefesi olarak görüyoruz."

Türkiye'nin, başta Avrupa Konseyi olmak üzere Avrupa kurumlarıyla ve Avrupa Birliği ile ilişkisinin de ekonomik ve siyasi hedeflerin öncesinde, böyle bir medeniyet tasavvuruna olan inancından kaynaklandığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bizim medeniyet tasavvurumuzda ve kadim kültürümüzde, insan kutsal bir varlık olarak değerlendirilmiş, insan hayatı, yani can, her şeyin, ama her şeyin üzerinde bir değer olarak görülmüştür.

Tarih içinde farklı ve yanlış uygulamalar olduğunu biliyoruz. Ama bu yanlışlıklar, medeniyetimizin özüne zarar verememiş, bir sevgi medeniyeti oluşturma yönündeki umutlarımızı asla zedeleyememiştir.

Avrupa'nın temel hak ve özgürlüklerde ortaya koyduğu değerler manzumesi, hiç tereddütsüz söylüyorum, bizim kendi medeniyetimizin de özüdür ve ulaşmak istediğimiz bir idealdir.

Bu seviyeye ulaşmanın kolay olmadığını biliyoruz. İnsan hak ve hürriyetleri konusunda reform yapmanın, ileri standartları oluşturmanın kolay bir iş olmadığını, kararlılık ve güçlü bir irade istediğini, aynı zamanda zorlu bir süreç gerektirdiğini biz yaşayarak öğrendik.

Bakınız, son 9 yılda, AK Parti hükümetleri olarak, insan hakları ve hürriyetleri noktasında gerçekten tarihi adımlar attık.

Gerek insan haklarını, gerek hukuk sistemini Avrupa standartlarına, yani ileri ve evrensel düzeye ulaştırmak için çok yoğun bir mücadele verdik, vermeye de devam ediyoruz.

Süreç kolay olmadı, attığımız her adımda engellerle karşılaştık. Kimi zaman çeteler önümüze engel çıkarmak istedi, kimi zaman bürokratik oligarşiyle mücadele ettik; ama en çok da statükoyla mücadele ederek bugünlere ulaştık.

Şunu gönül rahatlığı içinde söylemek durumundayım: Türkiye, 9 yıl öncesine göre, gerek temel hak ve hürriyetler noktasında, gerekse de hukuk devleti anlayışında çok daha iyi bir yerdedir, çok daha ileri standartlara sahiptir."

Gerçekleştirdikleri reformların tamamını burada sayabilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Başbakan Erdoğan, "Ancak, insanların fikirlerini özgürce ifade edebildiği, özgürce yazabildiği, çizebildiği, söyleyebildiği, özgürce yayın hakkını kullanabildiği bir Türkiye inşa ediyoruz" dedi.

Dün ileri dediğimiz standartlar bugün yetersiz kalabiliyor. Bizim temel felsefemiz insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıdır. İnsana hizmeti temel gaye olarak görüyoruz. Artık devlet değil vatandaş öncelikli bir anlayışı temel alıyoruz.

Doğmamış bir bebeği anne karnında öldüren bir terör var. Siyasi partilerimiz terörle mücadele konusunda destek vermek yerine terörü desteklemeyle devam ediyorlar.

Gemiyi kaçıran teröristi bir siyasi parti kahraman ilan ediyor.

Bunun demokrasiyle bağdaşmayacağı açık açık ortadadır. Bu cenazeye siyasi parti yöneticileri de katılırsa farklı düşünmemiz gerekir.

Teröre destek veren zihniyet insani anlayışın altını oymaktadır.

Belgeleri önüne koyduğumuzda Avrupalı devletler ülkelerinde demokrasi olduğunu ileri sürüyorlar. Hangi demokrasi 4 yaşındaki bir kızın gözleri önünde annesinin katledilmesiyle bağdaşdır. Terörü birokratik oligarşiyi, siyasi yapıyı uluslararası çifte standardı bir mazeret olarak görmüyoruz. Son dönemde güvenlik özgürlük ilkesi ciddi başarı elde etmiştir. Kazanımlarını somut olarak görüyoruz.

Bugün artık terör örgütü farklılığı yok etmek için tahrik edici eylemler içerisine giriyor. Ve devlete paralele devlet oluştururken yasama ve yargı organını da kendisi oluşturuyor. Biz hiç geri adım atmadan mücadelemizi sürdüreceğiz.

Bugün artık yep yeni bir Türkiye var. Artık insan hakları konusundaki hassasiyetlerin AB'den daha geri olduğunu söyleyemez.

Son dönemde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi karar ve içtihatlarının göz önüne alınmasında önemli adımlar atılıyor. Artık Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuru süreci de önümüzdeki yıl başlıyor.

Türkiye son küresel ekonomik krizde farklı ve güçlü olduğunu ortaya koydu. Avrupa derin bir kriz yaşarken Türkiye büyümeye devam ediyor. Yere sağlam basıyoruz. Krizden de en az hasarla kurtuluyoruz.

 

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.