banner192

KTÜ'de HES konusu konuşuldu!

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devlet Toksoy, akarsulara HES, baraj yapmayın denilemeyeceğini belirterek, ''Ancak kısa vadeli sonuç almaya yönelik yöntemlerle, doğal sistemlerin zarar g

KTÜ'de HES konusu konuşuldu!

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Devlet Toksoy, akarsulara HES, baraj yapmayın denilemeyeceğini belirterek, ''Ancak kısa vadeli sonuç almaya yönelik yöntemlerle, doğal sistemlerin zarar görmesi ve yok edilen ekosistemlerin geleceğe yönelik maliyetlerinin göz önünde bulundurulmaması büyük bir eksikliktir'' dedi.

 

Aynı zamanda TMMOB Orman Mühendisleri Odası Doğu Karadeniz Şube Başkanı da olan Doç. Dr. Toksoy, Türkiye'de son yıllarda enerji açığı ve enerjide dışa bağımlılık sorunlarıyla ilgili olarak hidroelektrik santraller (HES) inşa edildiğini ifade ederek, HES'in sudan elektrik elde eden tesis anlamına geldiğini vurguladı.

 

Doç. Dr. Toksoy, hükümetin artan nüfusa ucuz, güvenli ve tercihen yerli enerji sağlaması gerektiğini anlatarak, ''Bunun için akan sudan yararlanmak son derece yerinde bir karardır. Elbette 'akarsularımıza HES yapmayın, baraj yapmayın' diyemeyiz. Ancak kısa vadeli sonuç almaya yönelik yöntemlerle, doğal sistemlerin zarar görmesi ve yok edilen ekosistemlerin geleceğe yönelik maliyetlerinin göz önünde bulundurulmaması büyük bir eksikliktir'' diye konuştu.

 

Türkiye'de 2009 yılı sonu itibariyle işletmeye açılan 187, yapımı süren 145 ve tasarlananlarla birlikte toplam HES sayısının 2 bin 300 civarında olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Toksoy, şöyle devam etti:

''Bunların dışında 200 tane de mikro HES projesinin geliştirildiğini bilmekteyiz. Pek çok bölgede HES'lerle enerji üretme düşüncesi, doğa katliamlarına ve vatandaşlarımızın mutsuzluğuna yol açmıştır. Üstelik dağıtılan lisanslarla dereyi 49 yıllığına kiralayanlar, kullanımını bir başkasına devrederek bir dere borsası ve yeni bir rant kapısı oluşturmuştur. Doğanın tahrip edilmesi, küresel ısınmanın olası etkileri ve sayıları giderek artan şekilde HES'ler hakkında mahkemelerce verilen yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararları da dikkate alarak, HES'lerle ilgili değerlendirmeleri ve verilen izinleri yeniden gözden geçirmeliyiz.''

    

''SU İNSAN HAKKI OLDUĞU KADAR EKOSİSTEMİN DE HAKKIDIR''

Doç. Dr. Toksoy, suyun insan hakkı olduğu kadar ekosistemin de hakkı olduğunu vurgulayarak, ''Ülkemiz dünyanın çok az yerinde rastlanan bir biyolojik çeşitliliğe sahiptir. 9 binin üzerindeki bitki türünün yaklaşık 3 bin kadarı endemiktir, yani sadece ülkemizde yaşamaktadır. Ekosistemin en temel ögesi olan suyun tünellerle alınarak doğal ortamı dışına çıkarılmasıyla, susuz kalan ya da suyu azalan ortamdaki tüm canlılar bu durumdan etkilenmektedir'' dedi.

 

Su kaynakları yönetiminin, bir ekosistem yönetimi olduğunun unutulmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Devlet Toksoy, şunları kaydetti:

''Ormanı ve toprağı tahrip ederek suyu korumak ya da enerji üretiminde süreklilik sağlamak yüksek maliyetli bir uğraş olacaktır. Ormancılar olarak sadece ülkemizin orman varlığı ve orman ürünleri üretimi konusuyla ilgilenmiyoruz. Esasında ülkemizin yaşanılabilir bir yurt olması ya da olmaması konusuyla daha çok ilgileniyoruz. Çünkü yaşamın üç temel kaynağı olan temiz hava, temiz su ve toprak büyük ölçüde ormanlar tarafından üretilip korunmaktadır. Dolayısıyla bunlar olmazsa yaşam da olmayacaktır.''


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.