Trabzon Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Ebru Demircioğlu, yaklaşık 15 yıldır sürdürdüğü akademik çalışmalarıyla Türk kadınının tarihsel mücadelesini gün yüzüne çıkardı. Osmanlı Dönemi’nden Cumhuriyet’e uzanan süreçte kadınların çoğu zaman arka planda bırakılan ancak toplumu dönüştüren rollerini kaleme alan Demircioğlu, bu alandaki çalışmalarını 4 kitapta topladı.
Akademik çalışmalarıyla yeni bir yol açtı
Evli ve iki çocuk annesi olan Prof. Dr. Demircioğlu’nun bu alana yönelmesinde doktora tezi belirleyici oldu. Tarih ders kitaplarını toplumsal cinsiyet perspektifiyle inceleyen Demircioğlu, bu kaynaklarda kadınların çoğunlukla yeterince yer almadığını fark etti. Bunun üzerine Türk kadınlarının tarihteki görünmeyen mücadelesini ve başarılarını araştırmaya yöneldi.
Çalışmalarında akademik tezler, makaleler, arşiv belgeleri ile gazete ve dergilerden yararlanan Demircioğlu, kadınların sadece isim olarak anılmadığını; cemiyetler kuran, mitingler düzenleyen ve basın yoluyla toplumu dönüştürmeye çalışan aktif bireyler olduğunu ortaya koydu.
“Türk kadınının başarısının peşine düştüm”
Prof. Dr. Demircioğlu, akademik yolculuğunun başlangıcını şu sözlerle anlattı:
“Doktora çalışma konum; Tarih Ders Kitaplarında Toplumsal Cinsiyet Analiziydi. Bunların üzerine yoğunlaşınca kadınların çok da yer almadığını gördüm. Oysaki biliyordum ki tarihte kadınlar var, özellikle Türk kadınlarının başarıları var. Bunların peşine düştüm ve çıkış noktamdan itibaren eserlerimde hangi konularda neler yazacağımı planladım ve o yolda ilerledim. İlk kitabımı, 2018 yılında 7-8 senelik bir çalışmanın ardından ‘Bal Yapan Kelebekler’ ismiyle çıkardım.”
Osmanlı’dan Milli Mücadele’ye kadınların izi
Demircioğlu, ikinci kitabı Osmanlı Kadın Cemiyetlerini 2022 yılında yayımladığını belirterek, tarih ders kitaplarında isim olarak geçiştirilen kadın cemiyetlerinin aslında 100’ün üzerinde olduğunu ve bu yapıları ayrıntılı şekilde ele aldığını söyledi.
Üçüncü kitabı Kurtuluşa Giden Yolda Türk Kadını: Milli Mücadele Kadın Mitinglerinde ise Osmanlı’da Milli Mücadele döneminde kadınların düzenlediği ve yönettiği mitingleri anlattığını ifade eden Demircioğlu, Halide Edip gibi isimlerin halkı nasıl yönlendirdiğini ve mücadele ruhunu nasıl canlı tuttuğunu vurguladı.
“Osmanlı kadınının sesi gürdür”
Dördüncü kitabı Osmanlı Kadınının Sesi hakkında da bilgi veren Demircioğlu, Tanzimat’tan İkinci Meşrutiyet’e kadar yayımlanan 20 gazete ve kadın dergisini incelediğini belirterek, Osmanlı’da kadının basın yoluyla toplumu nasıl bilgilendirmeye ve dönüştürmeye çalıştığını ortaya koyduklarını söyledi.
“Geniş kapsamlı ilk eserler arasında”
Eserlerinin Türkiye’de kadın tarihi alanında yapılan en kapsamlı derleme çalışmalar arasında yer aldığını ifade eden Demircioğlu, çalışmalarında bilinen bazı yanlış bilgileri de düzelttiklerini dile getirdi. Fatma Aliye Hanım’ın ilk kadın romancı olarak bilinmesine karşın, yapılan akademik çalışmalarla bu unvanın Züleyha Zafer Hanım’a ait olduğunun ortaya konulduğunu, Osmanlı’daki ilk kadın doktorun ise Serope Kavalcıyan olduğunu hatırlattı.
“Yazarken gözyaşlarımı tutamadım”
Çalışmaları sırasında duygusal anlar yaşadığını belirten Demircioğlu, Türk kadınının tarih boyunca üstlendiği rollerin büyük bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. Demircioğlu, “Türk kadını, bal yapan kelebektir. Her zaman varlığını ortaya koymuştur. Gelin hep birlikte bunları öğrenelim. Geleceği hep birlikte sahip çıkalım. Türk kadını eşsizdir, dünya da tektir” ifadelerini kullandı.
“Türk kadınının asaletini anlatacağız”
Türk kadınının üretken mirasını anlatmayı sürdüreceğini vurgulayan Prof. Dr. Demircioğlu, Osmanlı’da kadının yok sayılmadığını, aksine büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, bu eserlerle Türk kadınının geçmişteki başarısını ve asaletini gelecek nesillere aktarmayı hedeflediklerini kaydetti.