MEDYA-MENEJER İŞBİRLİĞİ FUTBOLU BİTİRİYOR!
Trabzonspor’un her transfer döneminde aslı astarı olmayan birçok isim gündeme taşınır. Özellikle İstanbul’daki spor gazeteleri tarafından yayımlanan bu isimlerin haber amacı taşımadığı açık ve net bir şekilde ortadadır.
Ellerindeki futbolcuları kulüplere pazarlamak isteyen menajerler işin kolayını bulmuş durumda. İstanbul merkezli gazetelerde bağ kurdukları sözde gazeteciler aracılığıyla, belirledikleri futbolcunun ismini gündeme taşımalarını istiyorlar.
Aslında amaç futbolcuyu Trabzonspor’a satmak değil; Trabzonspor’un ismini kullanarak herhangi bir Anadolu kulübüne ellerindeki defolu oyuncuyu kakalamak. Yıllardır bu ahlak dışı senaryolara tanık olduk, hâlen de olmaya devam ediyoruz.
Trabzonspor’un takibinde olan birçok oyuncu var. Hatta birçoğunun kulübüyle temasa geçilmiş durumda. Ancak basında yer alan isimlerin yüzde 99’u yalan haberlerden oluşuyor. İyi niyetli bazı gazeteciler de İstanbul basınında yer alan bu haberleri, “Acaba atladık mı?” endişesiyle kendi yayın organlarında yayımlıyor.
Hiçbir geçmişi olmayan, sıradan ve vasatın altında sporcular bu sayede Türkiye’de futbol oynamaya başlıyor. Milyonlarca dolar para heba olup gidiyor.
Sonrasında kulüpler, sözleşmesi bulunan bu futbolcuları ellerinden çıkarmak için adeta atla karayı seçiyor. Kulübe hiçbir katkı sağlamayan bu sporcuları hem alırken hem de gönderirken para ödemek zorunda kalıyorlar.
Dememiz o ki, basında çıkan her transfer haberine inanmayın!
***
BELEDİYELERE FOTOĞRAF NOKTASI ÖNERİSİ
Artık bir şehre gittiğinizde “Orada ne yaptın?” sorusunun cevabı çoğu zaman tek bir kareyle veriliyor. Bir tabela, bir heykel, bir sembol… Sosyal medyada paylaşılan o fotoğraf, aslında şehrin reklam afişi oluyor. Avrupa kentleri bunu yıllardır yapıyor.
Bizde ise hâlâ “Nasıl olsa geliyorlar” rahatlığı hâkim.
Trabzon’a bakınca tablo gerçekten ilginç. Tarih var, spor var, doğa var, hikâye var… Ancak kent merkezinde fotoğraf çekilecek alternatif noktalar oldukça sınırlı.
Gelenler genellikle ya “Trabzon” yazısının önünde duruyor, ya TS amblemi ile yetiniyor, ya da Ortahisar tabelası ile fotoğraf çekiliyor.
Oysa Uzungöl’e, Sümela’ya gitmeyen binlerce ziyaretçi için şehir merkezinde güçlü bir görsel hafıza alanı sunulamıyor. Bu da Trabzon’un merkezinin, zihinde kalıcı bir iz bırakamamasına neden oluyor.
Hâlbuki çözüm çok basit, ama etkisi çok büyük. Kent merkezinde, Trabzon’un simgelerini yansıtan ikonik replikalar, küçük meydanlar ve tematik anıtlar oluşturulabilir.
Sümela’nın minyatür bir silueti, tarihi Trabzon evleri, denizle özdeşleşen anıtsal bir sahne bunlardan sadece birkaçı olabilir.
Ama en önemlisi, bu şehrin en büyük markası olan Trabzonspor’u merkeze alan güçlü ve anlamlı bir anıttır.
Gerçek şu ki; eğer bir gün şehir merkezine, herkesin önünde fotoğraf çektirmek isteyeceği, aidiyet duygusu taşıyan bir “Trabzonspor Anıtı” yapılırsa, Trabzon’un sosyal medyadaki görünürlüğü birkaç kat artar.
Bu sadece bir heykel olmaz; bir duruş, bir kimlik olur.
Belediyelerin artık klasik tabela anlayışından çıkıp, “Paylaşılabilir Şehir” fikrine yönelmesi gerekiyor. Çünkü bugün şehirler yatırımla değil, hafızayla ve fotoğrafla markalaşıyor.
Trabzon’un potansiyeli büyük. Eksik olan tek şey, bunu gösterecek cesur bir dokunuş.
Beklenti net: Bu şehir, zenginliğini saklamamalı. Gösterişli ama ruhu olan hamlelerle vitrine çıkmalı.
Bu tavsiyeleri dikkate almaları, belediyelere açık bir önerimizdir.
***
SADECE KALANDAR DEĞİL, KENT HAFIZASI KUTLANDI
Trabzon Meydanı (Atatürk Alanı) dün akşam bir konser alanı ya da protokol töreni için değil, yüzlerce yıllık bir geleneğin hatırlanması için doldu. Kalandar… Adı eski, ruhu diri.
Ve anlaşılan o ki; Trabzon, bu geleneği sadece hatırlamakla kalmayıp sahiplenmeye de karar vermiş durumda.
Bu yıl ikincisi düzenlenen Kalandar kutlamalarında kalabalık ve coşku dikkat çekiciydi. “Her geçen yıl katılım artıyor” tespiti sadece bir temenni değil, sahadaki fotoğrafın net bir özetiydi.
Meydan’da oluşan tablo, Trabzonlunun kendi kültürüne ne kadar sahip çıktığını bir kez daha gösterdi. Bu tür etkinliklerin arkasındaki asıl değer ise protokol listelerinden çok sürekliliktir.
TTSO, AB Bilgi Merkezi ve TOBB Kadın Girişimciler Kurulu’nun öncülüğüyle başlayan bu süreç, Büyükşehir ve Ortahisar belediyelerinin desteğiyle artık şehir takvimine girdi. Yani Kalandar, “Bir gün yapıldı, bitti” anlayışından çıkıyor.
TTSO Başkanı Erkut Çelebi’nin konuşmasında Kalandar’ı kış turizmiyle aynı cümlede anması da önemli bir detaydı. Uzungöl’de yapılacak Kış Festivali’ne yapılan vurgu, Trabzon’un kültürle turizmi birlikte düşünmeye başladığının işareti olarak yorumlandı.
Bu yaklaşım, “Trabzon’un dört mevsim anlatacak hikayesi var” dedirtti.
Ahsen Aydın’ın vurguladığı birlik, komşuluk ve birlikte gülme meselesi ise Kalandar’ın neden hâlâ karşılık bulduğunu özetliyordu.
Bu etkinlikte sadece sahne yoktu; sofralar vardı, çocukların merakı vardı, büyüklerin hatıraları vardı. Aslında Meydan’da yaşanan, bir kutlamadan çok nesiller arası bir buluşmaydı.
AB Bilgi Merkezi Koordinatörü Yakup Karbuz’un “Yaşatılarak aktarılması gereken kültürel değer” tanımı da Kalandar’ın çerçevesini net biçimde çizdi. Bu sadece bir folklor başlığı değil, kentin kimliğini diri tutan güçlü bir bağdı.
Trabzon, Kalandar’la birlikte kültürel mirasını vitrine koymakla kalmadı, ona sahip çıkabileceğini de gösterdi.
Eğer bu kararlılık sürerse, Kalandar birkaç yıl içinde sadece Trabzon’un değil, bölgenin kış turizmi takviminde de özel bir yere oturur.
Son söz: Dün Meydan’da kutlanan sadece yeni bir yıl değil, unutulmayan bir şehir hafızasıydı.
Emeği geçen herkesi tebrik ediyoruz.
***
TRABZON SİYASETİNDE İLÇELER NEDEN SESSİZ?
Trabzon, Türkiye siyasetinde en etkili illerin başında yer alıyor.
Hatta siyasete yön veren ilk 5 il arasındadır desek abartmış olmayız. Fakat şehrin en büyük sorunu, siyasetin il merkezi içinde kalması. Hâlbuki en etkili siyasetçilerin ilçelerden çıkmasına rağmen, merkezi siyaset bir merkezde toplanıyor. İlçe başkanlığı seçimlerinde kıyasıya rekabet olur; fakat başkan seçildikten sonra esameleri okunmayan birçok isim var.
Trabzon’da CHP İlçe Başkanı Emre Şahin Köroğlu, CHP Vakfıkebir İlçe Başkanı Olcay Bahadır ve Saadet Partisi İlçe Başkanı Nusret Özendi dışında sesi soluğu çıkan yok. Hâlbuki siyasi söylemler ilçelerden başlasa, il siyaseti de o kadar etkili olur. İlçe halkı siyasetten kopmamış olur.
Fakat son dönemlerde özellikle Saadet Partisi Şalpazarı İlçe Başkanı Nusret Özendi, eylem ve söylemleri ile dikkat çekiyor. Sosyal medyasını aktif olarak kullanan, video ve görseller paylaşarak etkili siyaset yapıyor. Şalpazarı gibi Trabzon merkeze en uzak ilçeden gelen bu ses oldukça gür ve etkili…
Diğer ilçelerdeki siyasetçilerde böyle olsa, sorunlar daha çok gündeme gelir, kamuoyu oluşur ve daha çabuk çözüme kavuşur.