Broos kendini savundu

- Hepinize merhaba. Çok kötü bir hafta sonu geçirdim. Bu çok kötü hafta sonu geçirmemin sebebi de bir Belçika gazetesine verdiğim söyleşinin bazı yeteneksiz gazeteciler tarafından kötü bir şekilde tercüme edilmesi. Bu nedenle bugün bir açıklama yapmak ve

Broos kendini savundu

- Hepinize merhaba. Çok kötü bir hafta sonu geçirdim. Bu çok kötü hafta sonu geçirmemin sebebi de bir Belçika gazetesine verdiğim söyleşinin bazı yeteneksiz gazeteciler tarafından kötü bir şekilde tercüme edilmesi. Bu nedenle bugün bir açıklama yapmak ve cevap vermek durumundayım. Halil size yaptığım açıklamanın Türkçesini okuyacak. Basın toplantısının bitiminde de herkese bu açıklamanın Fransızca ve Türkçe bir kopyası verilecek.

“Belçika'da yayın yapan gazetenin benimle yaptığı söyleşiden sonra söyleşiyle ilgili Türk basınında yer alan yorumlarda kendimi adaletsizliklerle, yalanlarla, hakaretlerle, hatalı tercümelerle, anadilim olan Flamanca'ya dair bir bilgi eksikliğiyle ve sarf ettiğim sözlerin bağlamlarından koparılmasıyla karşı karşıya buldum. Bu nedenle şimdi kendimi tüm bunlara cevap vermekle yükümlü hissediyorum.

Birincisi:  Söz konusu haberlerde, büyük bir saygı kusuru olarak değerlendirilmeye müsait bir şekilde, İslam dinine ve onun vecibelerine uyum sağlamakta güçlük çektiğim yazıldı. Fakat işin aslı böyle değildir. Çünkü:

-         Ben, oyuncularım cuma günleri dini vecibeleri olan Cuma namazlarını kılabilsinler diye antrenman saatlerini buna göre düzenliyorum.

-         Oyuncularımı Ramazan ayında oruç tutup tutmamaları konusunda tamamıyla serbest bırakan yine bendim.

-         Sezon öncesi Hollanda'daki hazırlık kampımızda, yine Mierlo'da, oyuncularımın Miraç Kandilleri'ni kutladım ve Ramazan Bayramı'nda kulübümüzde yapılan bayramlaşma törenine de katıldım.

-         Ayrıca sormak isterim ki saat sabah beşte müezzin tarafından uyandırıldığını söylemek bir saygısızlık mıdır ya da benim uyum sorunu çektiğime dair bir gösterge midir?

İkincisi: Söz konusu haberlerde Trabzonlular'ın silah tutkuğu olduğunu söylediğim yazıldı.

-         Ben ise sadece Egemen'in amatör olarak tüfeklerle ilgilendiğini, atış yapmaya veya ava gittiğini söyledim.

Üçüncüsü: Söz konusu haberlerde Trabzonlular'ın milliyetçi insanlar olduklarını söylediğim yazıldı.

-         Ben ise Trabzonlular'ın ülkelerini seven insanlar olduklarını ve her maçtan önce İstiklal Marşı'nda ve ulusal bayram günlerinde kulübe astıkları Atatürk posterleriyle bunu gösterdiklerini söyledim.

Dördüncüsü: Ben, kulübün yabancı antrenörler için değil antrenörler için bir mezarlık olduğunu söyledim. Bu bir Flamanca deyimdir ve bu deyimi kullanırken kulübün çok hızlı ve çok sayıda antrenör değiştirdiğini söylemeye çalıştım.

Beşincisi: Ben asla ve asla kulüp yönetiminin bana istifa etmem için baskı yaptığını söylemedim.  Ben, sonuçlardan ötürü gerek kulüp içinde gerek kulüp dışında baskı altında olduğumu söyledim. Ve bir gazetecinin bana iki defa, Gençlerbirliği ve Beşiktaş maçlarından sonra  istifa edip etmeyeceğimi sorduğunu söyledim

Altıncısı: Burada, trafikte kendilerine kırmızı ışık yanarken geçen insanlar olduğu, benimle söyleşiyi yapan gazeteci tarafından aktarılan bir hadisedir zira kendisi, arabamla birlikte şehir merkezine gittiğimizde böylesi bir olaya tanık olmuştur. Ayrıca şunu da bilmenizi isterim ki eşim ve Jacky'nin eşi, geçen hafta kırmızı ışıkta geçen bir sürücü yüzünden belki de ölümleriyle sonuçlanabilecek büyük bir kazayı kılpayı atlattılar.

Tüm bunlar, bugün burada bu açıklamayı neden yaptığımı anlamanız için gösterdiğim birkaç örnekti. Saygıdeğer basın kuruluşlarının böylesine hassas içeriğe sahip bir metni çevirmesi için profesyonel bir tercüman görevlendirmemesi kesinlikle kabul edilemez bir durumdur. Ayrıca haber bir kez yayınlandıktan sonra diğer gazete ve internet sitelerinin de bu içeriği doğrulatmadan aynen alarak kullanmaları şaşırtıcıdır. Kötü bir hisse kapılmış durumdayım fakat yine de tüm bunların beni Trabzonlular'a, Türk insanlarına, kulüp yöneticilerine ve belki de bazı oyuncularıma karşı zor durumda bırakmak için yapılmış kasıtlı bir tasarım olduğuna inanmak istemiyorum.

Fakat içinizden bazıları, verdiğim cevapların ve sarf ettiğim kelimelerin doğru bir şekilde aktarıldığına bundan böyle güven duyamayacağımı bana gösterdiler. Ben de bundan böyle sorulara cevap vermemeye, basınla konuşmamaya ve sadece maç sonrası basın toplantılarında maçla ilgili görüş bildirmeye karar vermiş bulunuyorum.

Kapatırken, Belçika gazetesinde yer alan söyleşiyi hatalı bir şekilde çevirerek oldukça zor bir duruma düşmeme sebep olan kaynağı bulmak için ne gerekiyorsa yapacağımı ve bir antrenör ve insan olarak adımı lekelemeye çalışan bu kişiye karşı hakkımı hukuk nezdinde arayacağımı bilmenizi isterim”

2-3 ay önce basında çıkan bir takım haberler üzerine "benim söylemediğim şeyler benim ağzımdan ben söylemişim gibi yazılıyor ve bu da basınla aramızdaki güven ilişkisini çok ciddi şekilde zedeliyor" diye bir görüş bildirmiştim. İstanbul'da oynadığımız maçtan sonra da bunu tekrarladım ama ondan sonra sizlerle burada bir basın toplantısı yapmıştık ve basn toplantısında bu sorunların üstesinden gelmek için bir takım çözümler aramıştık ve burada çok güzel bir samimi ortam oluşmuştu fakat o basın toplantısından sonra benim Alanzinho ile ilgili yaptığım bir açıklama ben böyle söylememiş olmama rağmen "Alanzinho go home, Alanzinho evine git" diye gazetelerde benim ağzımdan yazıldı. Sanki ben söylemişim gibi yazıldı ve bu o güven ilişkisini bir kez daha zedelemiş oldu. Ben Belçikalı gazeteci ile bir söyleşi yaptım ve o söyleşide Belçika gazetesinde yer alan ifadelerin tamamı doğru ama burada o ifadeler okadar hatalı bir şekilde tercüme dildi ki ben yine çok zor bir durumda kaldım.

Birincisi ben sanki söylemişim gibi olumsuz anlamda Trabzon'da ki insanlar çok milliyetçiler, halbuki ben bunu kesinlikle söylemedim. Ben buradaki insanların vatansever olduklarını söyledim.

İkincisi Egemen konusunda burada insanların böyle silahlara, tüfeklere düşkünlükleri var dedim. Burada hiç küçültücü kçümseyici ifade kullanmadım. Sanki bunu tutup şöyle yorumladılar, burası ilkel bir yer Trabzonluların yegane tutkuları bu. Bunu da bu şekilde aktardılar. Bütün bunlar üst üste gelince benim size duyduğum güven ilişkisi çok ciddi bir yara almış oldu. Benim sizlerden istemiş olduğum tek şey benim söylediklerimin kelimesi kelimesine gazetelerde yer almasıydı. En azından benim ağzımdan bir takım cümleler çıktığında, benden alıntı yapılırken bunların tahrip edilmeden alıntılanmasıydı ama bu da olmadı.Çünkü şöyle derdi var buradaki insanların ben bir şeyler söylüyorum bazı gazeteciler benim söylediklerimden kendilerince bir takım sonuçlar çıkartarak onu yazıyorlar. Eğer ki bir takım sonuçlar çıkarmak istiyorlarsa bunu bana söylesinler ben o sonucu biliyorsam söylüyorsam bunun yazılmasında hiç bir sorun yok. Ama bu şekilde çalışmak bu şekilde basının belirli kanatlarıyla iletişim kurmak imkansız hale geliyor. Çünkü bir kez daha tekrarlıyorum benim açımdan da sizin açınızdan da bu güven ilişkisi her seferinde yara alıyor.

Egemen ile ilgili olarak sorulan bir soru üzerine Broos:

Egemen'in kendisini silahla görmedim ama Ünal ile ilgili sohbet ederken bana zaman zaman dağa ava gittiğini söyledi.

Ben Egemen ile ilgili bir genelleme yapmadım, biz Belçikalı gazeteci ile şehir merkezine gittiğimizde buraya çok dikkat çekmek istiyorum silah satan bir yerin değil Av malzemeleri satan bir yerin önünden geçtik ve gazetecide dönüp bana dedi ki "ya burada av malzemeleri satan bir dükkan var ne kadar ilginç bir şey" bende dedim ki Burada benim kaptanım Egemen'de bir av düşkünü o da zaman zaman ava gidiyor . Ben hiç bir genelleme yapmadım buradaki insanlar hakkında. Genellemeyi yapan ben değildim , Genellemeyi yapan tercümeyi hatalı bir şekilde yapan kişi ve bunu kullanan basın kuruluşları.

Ben ayrıca bütün işlerin neden Egemen'in üzerine yoğunlaştırıldığını anlamakta zorluk çekiyorum çünkü diğer söylenenlerin yanında bu hiç bir şey gibi kalıyor . Benim İslama uyum sağlamakta zorluk çektiğim benim yine olumsuz anlamda Trabzonluları milliyetçi insanlar olarak nitelediğim bütün bunlar diğerine kıyasla çok daha vahim şeyler.
 

HABERE YORUM KAT
Haberlere yorum yapanlar genel kuralları kabul etmiş sayılırlar. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler