Mehmet Şal

Mehmet Şal

Kur'an Müslümanı ve Türkiye

İsrail eski cumhurbaşkanı ve başbakanı Şimon Perez'in bizleri derin düşünmeye sevk eden cümlelerine atfen, yaşadığım üzüntümü ve her geçen gün geri giden İslam âleminin acziyetinin resmini ortaya koyma adına yazdım !

SABIRLA OKUMANIZ TEMENNİSİYLE...

1986 yılında İsrail başbakanı Şimon Perez'e gazeteciler; " İsrail'i kurdunuz ama Kuran'ı Kerim, sizin devletinizin yıkılacağından haber veriyor. Müslümanların devletinizi yıkacağını söylüyorlar" sorusuna PEREZ; " BİZİM DEVLETİMİZİ YIKACAK, KUR'AN'IN BAHSETTİĞİ MÜSLÜMANLAR GELSİN ! O ZAMAN DÜŞÜNÜRÜZ." diye cevap verir.

İslam dünyası ve insanlık için büyük tehdit, bozguncu, soykırımcı İsrail devleti o dönem başbakanının kurduğu bu cümlesi çok düşündürücü ve acı vericidir.

İslam âleminin içine düştüğü durumu iyi analiz etmiş, buna binaen müslümanları; alaycı, aşağılayıcı, tepeden bakan, kibirli, küçümseyen tavrının tezahürünü aşikâr etmiştir.

Çuvaldızını kendimize batırırsak, bu bakışın maalesef gerçekçi olduğunu göstermiyor mu?

Bu sözlere karşılık İslam dünyası geriye dönük bir öz eleştiri yapmak zorunda değil mi?

Bu cümleler karşısında İslam âlemi şapkasını önüne koyup, eteğindeki taşları ortaya dökmeyecek mi ?

O zaman soralım: KUR'AN'DAKİ MÜSLÜMANLAR diyerek neyi kastetti?

Kur'an Müslümanı denilenler nerede ?
" Ara ki bulasın. "

Müslüman; Kur'an'ın hakikatını, muhtevasını öğreniyor, bilim ve modern çağın gereğiyle entegre olup gereğini tatbik edebiliyor mu ?

Şöyle geniş bir çerçeveden objektif bakıp cevapları sizler veriniz. Ne cevaplar verebileceğinizi tahmin etmek zor olmasa gerek.

Bugün müslüman; genetik, matematik, biyoloji, tarih, jeoloji, klimatoloji, astronomi, felsefe velhasıl bilim ve teknolojide ne kadar yol aldı ? Ortada değil mi?

Müslüman sadece Kelam, Hadis, Fıkıh, Kur'an gibi eserleri tefsir ediyor, meallerini çeviriyor ve sürekli bunlarla yatıp kalkıyorsa, modernizmin gerekleri ile ilgilenmiyorsa ve dini ilimleri aslından öğrenme yerine kulaktan dolma söylemlerle oğrenmeye devam ediyorsa Müslüman, ne kadar Kur'an Müslümanı olabilir ?

Kur'an'ın kendisi bir kere bilimdir, fendir, irfandır, niceleridir. Gerçek olan budur. Kuru bilgiler, şekilci uygulamalar, bilimi reddeden, geleneksel hurafe ve batıl öğretiler değildir.

Maalesef yıllarca bilim, fen, teknoloji, irfan, ahlâk dışarıda bırakılarak aynı konular, basit meseleler dairesinde safsatalarla, aslında Kur'an sözü olmayan uydurma bilgilerle dönme dolap gibi dönüp durduk. Batinaj yapıp durduk ve duruyoruz.

Eee varılan noktada; skolastik- dogmatik görüşler çamurunda debelendik durduk. Kör dövüşü yaptık, karanlığa taş attık. Cehalet bataklığında uğraştıkça daha çok battık.

Bu esnada klasik tabir belki ama, "Filler tepişirken, çimlerin ayaklar altında ezilmesi "misali İslam âlemi; ABD, İSRAİL , RUSYA, ÇİN gibi ülkelerin, KÜRESELCİLERİN, KÜRESEL AİLE ŞİRKETLERİNİN, EVANJELİST, KABALACI, EZOTERİK zihniyetli devletlerin ayakları altında acımasızca ezildi, ezilmeye de devam ediyor. İslam âlemi buna karşı kendi tezini, kendi gücünü, potansiyelini, tarihsel birikimini dışa vuramadı. Modernizmin, baş döndürücü teknolojinin gölgesinde kendi kendini prangaya vurdu.

Nasıl derseniz ?

Kur'an'ı ve inancı; lafzı ve şekli içine hapseden bağnaz , menfaatçi kafalar, onu gelenekçi selefi anlayışı üzerinden okudular.

Mehdilik , Halifelik beklentisi ve iddiası üzerinden radikalleşen dinsel örgütler, birbiri ile mücadele eden içtimai oluşumlar, politik dini paralel yapılar, dinsel , mezhepsel çatışmalar İslam dünyasını siyasi askeri, ekonomik, sosyal açıdan çökertti. İslam âleminin ayağa kalkışını kurtuluşunu bu kavramlara bağlayan bazı unsurlar müslümanları tembelliğe, miskinliğe, mucizeler beklemeye itti.

ALİYA İZZETBEGOVİÇ ne diyor? " Müslümanlar tembelliğin adını Mehdi koydu."

Batı dünyası ise, Ortaçağ inancının yarattığı travmaları, skolastik bakışı ve sorunları çoktan aşmış. Bilim ışığında AYDINLANMA ÇAĞINI hızlı adımlayarak, çağdaş teknoloji ve modern gelişimini zirveye taşıdı. Sonuç ortada...

O zaman ; Kur'an'a ipotek koyanların elinden Kuran'ı almadıkça, Kur'an'ı şekilci zihniyetten kurtarmadıkça, selefi ve politik dini anlayıştan sıyrılmadıkça, radikalleşen gruplar -örgütlerin etkisini kırmadıkça, insanları Allah - Kur'an ile aldatmaya çalışan din bezirganlarına ve din baronlarına dur demedikçe, birçok alana sızan yapılara yeter demedikçe, Kur'an'ın muhtevasını modern çağın teknolojisi ve yaşamı ile buluşturmadıkça " KUR'AN MÜSLÜMANI olmak" mümkün olmayacaktır.

İslam dünyası yüzyıllar önce yaşadığı İslam Rönesans'ını, Aydınlanmayı yeniden inşa edemezse nice PEREZLER, ŞARONLAR, NETANYAHULAR yukarıdaki cümleyi kurmaya, zulmetmeye, katletmeye devam edecektir.

ABD, İNGİLTERE, İSRAİL şer üçgenine yön veren Evanjelist Kabalacı Pagan inancı PENTAGON, CIA, MOSSAD gibi istihbari birimler, Masonik Siyonist aktivistler İslam dünyasındaki radikal örgütler içerisine sızmaya ve at koşturmaya devam edeceklerdir.

Unutmayalım ki; El Kaide, Deaş, Haşti Şabi, Boko Haram, El Nusra, vb radikalleşmiş örgütler bu küresel yapıların İslam dünyası içindeki koç başıdır. Sadece bu gibi örgütleri mi? Hayır ! Din üzerinden tesis edilmiş sosyal yaşamın cehalet grupları, dini kendi çıkarlarına alet eden paralel oluşumlar, devletlerin bünyesine sızan dinsel görünümlü şebekeler... Sizce bu yapılar neye kime hizmet ediyor. Siz tahmin ediniz.

Şunu da unutmayalım ! İslam'ın; tarihî tecrübe ve birikimlerini, kültürel ve folklorik zenginliklerini dikkate almayıp reddeden gelenekçi selefi radikal söylemler, şekilci , araştırmayan tembel, toplumlarının genel eğilimleriyle bağdaşmayan bir müslüman imajının oluşmasına da yol açıyor.

İslam dünyasının artık kendi gerçekleri ile yüzleşme zamanı geldi de geçiyor bile. Müslümanlar Kur'an'ın, dinin, medeniyetin özünden, muhtevasından hareket ederek modern dünyanın gerçeklerini akılcı, realist, yenilikçi adımlarla yorumlarak cehalet prangalarını kırıp, çok çalışıp, üreterek yarınlara emin adımlarla yürümek zorundadır.

TÜRKLER - ANADOLU bu meselenin neresindedir ?

Siz değerli okurlarım; S. FREDERİCK STARR'ın "KAYIP AYDINLANMA" adlı eseri okuma fırsatı bulursanız, Frederick Starr’ın bu eseriyle Türkistan ve Türk tarihi birikimini; siyaset, ilim, felsefe, din, tasavvuf, sanat ve mimarî ile harmanlayarak ilgi çekici bir kitap telif ettiğini ve İslam dinî ile Türkistan- Türkler arasındaki bağları fevkalâde tesirli bir surette gözler önüne serdiğini görecek ve anlayacaksınız.

EVANJELİT KABALACI, EZOTERİK VATİKAN papazları ilk bin yılda AVRUPA, ikinci bin yılda AMERİKA ve UZAK DOĞU'da hrıstiyanlaştırma harekatı yürüttüler.

Üçüncü bin yılda TÜRKİYE'de, ANADOLU'da hristiyanlaştırma iddiasıyla hareket ediyorlar.

Nasıl mı ?

Yahudi, Hıristiyan dinlerinin bazı mistik, sembolik, sırlı, hurafe ve öğretilerini ; İslam inancının içerisine malum oluşumlarla yedirip, dinler arası diyalog safsatası ve progandası yoluyla İslam ve Kur'an'ı lafzına ve şekilci kurallarına hapsederek.

İstihbarat örgütlerinin dini oluşumlar, din kisvesi altında kendini saklayan din baronları, sahte - dönme sözde din âlimleri eliyle hem İslam'ı - Kuran'ı tahrif etme hem toplumsal yaşamı dönüştürme suretiyle Anadolu' yu hristiyanlaştırma projesi uygulanıyor.

Bunun için araştırmayan, okumayan, sorgulamayan, her duyduğuna inanan, uyuşmuş, uyuşturulmuş, efsunlanmış topluluk oluşturmaya çalışıyorlar.

Din bezirganları, din baronları yıllarca mücadele ederek elde ettikleri para ve kazanımlarını yalanlarla dolanlarla uydurma dini öğretilerle sürdürebilmek için kendilerine karşı olanları sapkılıkla, İslam ve Kur'an düşmanlığı - dinsizliği, zındık olmakta millet ve devlet düşmanı olmakla itham edip itibarsızlaştırma, yanlızlaştırma, ötekileştirme, siyasi ve dini kamplaştırma politikası, progandası yürütürler.


Bu yolla uyutulmuş, uyuşturulmuş kendini dindar zanneden cahiller ve masumlar güruhu ile hem siyasi ve ekonomik hem toplumsal hayatı ele geçirdilerler.

Bunların iplerini elinde tutan Evanjelist Kabalacı küreseller, Ezoterik Vatikancılar küresel devletler perde arkasından sufleler vererek Anadolu'ya Türkistana egemen olup bölgedeki hem dinsel hem ırki yapıyı değiştirme ve tarihi ideallerini tamamlama gayretindeler.

Türk milleti Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde bu sapkın gerçek din ve devlet düşmanı sözde müslüman gerçekte Evanjelist küreselci yapıların kölesi ve maşası olan sahte örgüt tarikat cemaat gibi yapılara şahit olunmuştur. Tarih yaşananları ayan beyan aşikâr etmiştir. Ne acıdır ki, unutulan bu unsurlar fırsat yakaladıkça her defasında yeniden zuhur edip devletin, milletin, dinin başına musallat olmuşlardır.

Bunlari birer örnek ile hatırlayalım.

Selçuklular döneminde Haşhasiler (Batiniler ) din kisvesi altında Türk İslam dünyasına kan kuştururan eylemlerini,

17. yüzyılda Osmanlı Devletinde 4. Murat dönemiyle başlayıp Osmanlı Devleti Kadizadeliler Hareketi ile Sivasiler hareketinin paralel yapılanma mücadelesi ve yaşananlar inceleyip okun neler olduğunu göreceksiniz.

Cumhuriyet döneminin başından itibaren küresel güçlerle işbirliği yapan ihanet şebekesi Fetö ve türevleri...

Tarihe merakı olanların araştırıp okumasını tavsiye ederim.

İşte o zaman Kur'an'ı muhtevası ve aslından değil de; duyumlardan, yerleşmiş geleneksel batıl inançlardan, hurafelerden, sapkın ve saptırılmış sözde dini kural ve sembollerden, şekilci sahte müslümanlardan öğrenmenin, Türk ve İslam devletlerine ve milletlerine neler çektiğini daha iyi anlayacaksınız.

Radikal sözde dinsel oluşumların dayatmacı, kafaları bulandırıcı, efsunlayıcı öğretileri, dogmatik pencereden hayatı yorumlayan, bilim, fen, irfan ve ahlâkı, dinin ve yaşamın dışında tutumaya çalışan zihniyet; kısır gündelik sürtüşmelere, ,atışmalara, insanları düşmanlaştırmaya, kendine karşı olanı kâfir, zındık ilan ederek zaman geçse de aynı döngü içerisinde dönüp durmamıza yerinde saymamıza, hatta cehaletin girdabında dönmemize, içtimai hayatın geri gitmesine, küresel yapıların postaları altında ezilmeye devam etmesine devlet, millet, sosyal hayatın çöküşüne şahit olmaya Türk İslam medeniyetinin karanlığa gömülmesine üzülerek gark olacağız.

Bu duruma Türk milleti rıza gösterecek mi ? Hayır, göstermeyecek ! Bu karanlıktan, girdaptan, kör kuyudan çıkışın yolunu çok geçmeden bulacaktır.

Türk toplumu Kur'an'ı muhtevasindan, ruhundan öğrenip, akıl, bilim ışığında ayağa kalkmak için karar verip sarsılmaz bir irade ortaya koyacaktır .

Türkiye'nin bu süreçte en önemli hatası şudur: İnançların siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel yapı üzerinde nasıl etki yaptığını analiz edememesidir. Analiz edilip siyasetin, askeri stratejinin ve güvenlik birimlerinin önüne koyamamasıdır. Yapabilseydi yıllarca aynı masalları dinlemezdik. Aynı hataların yanlışların içerisinde olmazdık.

Türk ve İslam âlemi " Kuran'da tasvir edilen Kuran Müslümanı " olduğunda, inanın cehaletin zincirlerini kıracak ilerlemenin yolunu açacak hem de Evanjelist Kabala, dinlerarası diyalokçuların, küresel canavarların etki ve tahakkümünden kurtulacaktır.

Son olarak; küçük, dar kafalı, dogmatik- skolastik düşünce zihniyetini yönlendiren, her türlü finanse eden şunlara dikkatinizi çekmek isterim;

# ABD Evanjelist siyaseti ABD Dişlerin Bakanlığı bünyesinde "DÜNYA İNANÇLAR DAİRESİ İSTİHBARAT BAŞKANLIĞI'nı" kurdu. Çok sayıda çalışanı ile dünya dinleri üzerinde projeler yürütürken özellikle Anadolu'nun, Türklerin ve Ortadoğu'nun " inanç haritasını" çıkarıp çalışıyor.

# CIA'nın web sitesinde 2005'de bir rapor yayımlandı. Milli İstihbarat Konseyi'nin (National Intelligence Council) imzası taşıyan rapor, 2020 yılının dünyasını kurguluyor. "Küresel Geleceği Haritalamak" adıyla çalışma yapıyor.

# 2000’li yılların başlarında ABD’nin 20 yıllık vizyonları doğrultusunda bir takım düşünce kuruluşlarının (think tanks) -örneğin Rand Coporation ve tabii ki CIA’nin raporlar ve demeçleri dikkat çekiyor.

# Rand Coporation şirketinin faaliyet ve raporlarında çarpıcı tespitler yapılıyor.

Ve daha birçok siyasi, askeri sivil, aktivist kurum ve kuruluşların faaliyetleri, Evanjelist Kabalacı derin yapılanmanın desteği ile İslam dünyası örümcek ağı gibi işliyor.

Kabul edin etmeyin; tarihi gerçekler, siyasi ve kültürel birikimler, bilimsel, dini referanslarımız gösteriyor ki; bunlara eskiden olduğu gibi engel olabilecek, İslam dünyasının felaha kavuşmasına vesile Doğu'nun Limanı " KALEMİ ve KILICI Türklerdir. " olacağına inanıyorum.

YAZIYA YORUM KAT
Haberlere yorum yapanlar genel kuralları kabul etmiş sayılırlar. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
8 Yorum