14 Şubat ona yüklenen anlam kadardır

Çünkü alışveriş yapan mutlu, şeytan mutlu. Kimse kimseyi zorla çiçekçiye sokmuyor, zorla hediye almıyor. Buna en büyük hastalık, bu döngünün dışında kalanlar gibi görünüyor.

Her yılın takvimi 14 Şubat'ı gösterdiğinde, ülkelerde değişmeyen bir gelenek daha devreye giriyor:
Sevgililer Günü tartışmaları.

Kutlayanlar, kutlamayanlar, kutlayanlara laf atanlar, laf atana laf atanlar… Döngü hiç şaşmıyor.

Bu tartışmaların da artık ezberlenmiş birkaç ana liderliği var.

Dinledikleri klasik bir grup var.
“Benim için her gün Sevgililer Günü” diyenler.

Aslında cümle masum gibi. Kim itiraz edebilir ki? Ama işin pratiğine bakınca tablo biraz değişiyor. Çünkü bu anlattıkları çoğu zaman, 14 Şubat'ta sevgilisiyle harcadıkları şeyleri küçümseyen bir şekle bürünüyor. Sanki o gün bir şey yapan herkes, yılın geri kalanı 364 gün büyüyen sevgiyi unutuyormuş gibi.

İnsan ister istemez şunu soruyor:
Madem her gün Sevgililer Günü, peki o günlerde neler yapılıyor?

Bu soruya net bir cevap pek gelmiyor. Ama buna her 14 Şubat'ta aynı cümle, aynı tonla tekrarlanıyor. Gelenek bu.

İkinci grup daha ideolojik bir yerden birleşiyor.
Sevgililer Günü'nü “batı özentisi” olarak görüyorlar.

Ama işin ilginç tarafı şu:
Aynı kişilerin yılbaşını kutlayabiliyor, Cadılar Bayramı'na eğlence gözüyle bakabiliyor; konu 14 Şubat'ta bir anda kültürel farklılık zirveye çıkıyor.

İnsanda doğal olarak “Hangisi batı, hangisi değil?” diye soruyorum.
Cevap genellikle havada kalıyor.

Bir de işin ekonomik tarafı var.
Sevgililer Günü'nü kapitalizmin ve emperyalizmin bir oyunu olarak görenler...

Bu günlerin tüketiminin artırdığı doğru mu? Doğru.
Ama meselesi tam olarak nerede başlıyor, nerede bitiyor, orası biraz muğlak.

Çünkü alışveriş yapan mutlu, satan mutlu, Kimse kimseyi zorla çiçekçiye sokmuyor, zorla hediye almıyor. Buna en büyük hastalık, bu döngünün dışında kalanlar gibi görünüyor.

İşin tuhafı, aynı kesimler başka kampanyalara “ülkem için” diyerek gönül rahatlığıyla destek veriliyor, burada ortaya çıkanlar pek sorun edilmiyor.

Bu kadar kasmaya gerek var mı?

Belki de işin özü çok daha basit.

İsteyen 14 Şubat'ı kutlar.
İsteyen kutlamaz.

Kutlayan kutlamayana, kutlamayan kutlayana laf etmez.

Bu kadar.

Her yıl aynı cümleleri ücretlendiriyor, aynı tartışmaları ısıtıp yeniden kayıt altına alıp bir şey kazandırmıyor. dolayısıyla gereksiz bir gerginlik üretir.

Bir günün anlamı, ona yüklenen anlam kadar.
Kimin değişikliği ne ifade ediyorsa, orada kalsın.

Gerisi gerçekten çok da önemli değil.

Yorum Yap
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.

Yaşam Haberleri