Şehir Plancısı Şen’den uyarı! Trabzon’un röntgenini çekmek zorundayız

Trabzon’da son depremin ardından konuşan Ercan Şen, kentte bir yıldır sahaya yansıyan somut bir çalışma görmediğini vurgulayarak “Trabzon’un deprem röntgeni çekilmeli, sakınım planı gecikmeden hayata geçirilmeli” dedi.

Trabzon’da meydana gelen son depremin ardından kentte afet yönetimi, yapılaşma ve risk azaltma çalışmaları yeniden gündeme geldi. Eski Şehir Plancıları Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ercan Şen, Trabzon’un yıllardır konuşulan ancak sahaya yansımayan plan ve envanter çalışmalarına dikkat çekerek, kentin artık “röntgeninin çekilmesi” gerektiğini vurguladı. Şen, deprem başta olmak üzere tüm doğal afetlere karşı bütüncül bir sakınım planının hayata geçirilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

BİR YILDIR KONUŞUYORUZ AMA SAHADA KARŞILIĞI YOK

Son bir yıl içinde Trabzon’da somut bir ilerleme görmediğini belirten Şen, yapılan açıklamalarla sahadaki gerçeklik arasında ciddi bir boşluk bulunduğunu söyledi. Ayrıca Şen, yaklaşık bir yıl önce yaptığı uyarıların ardından kentte gözle görülür bir değişim yaşanmadığını dile getirerek, afetlere yönelik çalışmaların teknik ve kayıtlı bir şekilde ortaya konulmadığını ifade etti.

ELLE TUTULUR VERİ YOK

Trabzon’da hangi kurum olursa olsun, kente yönelik somut bir envanter ve analiz çalışmasının kamuoyuna sunulmadığını vurgulayan Şen, “Büyükşehir Belediyesi ya da ilçe belediyeleri tarafından yapıldığı söylenen bazı çalışmalar var. Yapı envanteri çıkarıldığı, kentsel dönüşüm strateji belgesi hazırlandığı ifade ediliyor. Ancak bu süreçte önümüze konulmuş, teknik olarak değerlendirebileceğimiz bir analiz, sonuç ya da rapor yok. Elle tutulur bir veri görmedim” dedi.

SADECE BİNA DEĞİL, ZEMİN-YAPI İLİŞKİSİ DE ORTAYA KONULMALI

Afet riskinin yalnızca binaların dış görünümüyle ya da yenilenmesiyle ölçülemeyeceğini vurgulayan Şen, asıl kritik noktanın zemin-yapı ilişkisi olduğunu söyledi. Şen, “Hangi bölgelerde hangi zemin var, bu zeminler hangi yapı türlerine uygun, mühendislik çözümleri neler olmalı? Bunların yer bilimsel verilerle ortaya konulması gerekiyor. Jeoloji ve jeofizik mühendislerinin de içinde olduğu bilimsel bir değerlendirme yapılmalı. Yapıların ne kadarının 1999 sonrası yönetmeliklere uygun olduğu, hangilerinin mühendislik hizmeti almadığı gibi soruların cevabı hâlâ net değil” ifadelerini kullandı.

AFAD PLAN YAPIYOR, UYGULAMA BELEDİYELERİN SORUMLULUĞUNDA

Şen, İl Afet Risk Azaltma Planları’nın AFAD tarafından hazırlandığını, bu planlarda risklerin ve kurumlara düşen görevlerin tanımlandığını hatırlattı. Ancak yapılaşma, mekânsal düzenleme ve uygulama aşamasında belediyelerin kritik rol oynadığını vurgularken, “Riskler tanımlanıyor, görevler yazılıyor ama sahaya nasıl yansıtıldığı belirsiz. Ortahisar’da ya da diğer ilçelerde hangi yapıların riskli olduğu, hangi bölgelerde zemin sorunu bulunduğu açık bir şekilde ortaya konulmuş değil. Vatandaş bile kendi binasının durumunu tapu ve proje kayıtlarından bireysel olarak öğrenmeye çalışıyor. Kurumsal ve bütüncül bir çalışma önümüzde yok” diye konuştu.

KENTSEL DÖNÜŞÜM RİSK AZALTMA MI, GÖRSELLEŞTİRME Mİ

Trabzon’daki kentsel dönüşüm uygulamalarına da değinen Şen, dönüşümün çoğu zaman risk azaltma amacıyla değil, görsel ve yapısal yenileme olarak algılandığını söyledi. Şen, “Kentsel dönüşümün farklı boyutları vardır; sağlıklaştırma, iyileştirme, rehabilitasyon ve tamamen yenileme gibi. Ancak Trabzon’da yapılan uygulamalarda ‘Bu bölge şu risk nedeniyle dönüşüme alındı’ şeklinde neden-sonuç ilişkisini ortaya koyan stratejik bir belge görmedim. Çoğunlukla yıkıp yeniden yapma şeklinde ilerliyor. Oysa asıl mesele, o bölgenin afete karşı ne kadar dirençli olduğu ve bu nedenle dönüşüme ihtiyaç duyup duymadığıdır” dedi.

EN ACİL ÜÇ ADIM: ENVANTER, RİSK ANALİZİ, ULAŞIM PLANI

Trabzon için hemen hayata geçirilmesi gereken önlemleri sıralayan Şen, ilk sıraya yapı envanterinin çıkarılmasını koydu. Kentteki tüm yapıların yaşı, yönetmeliklere uygunluğu, mühendislik hizmeti alıp almadığı ve zeminle olan ilişkilerinin ortaya konulması gerektiğini vurguladı. İkinci adımın, doğal ve yapısal risklerin bütüncül bir şekilde analiz edilmesi olduğunu belirten Şen, “Hangi bölgelerde hangi riskler var ve bu risklere karşı ne tür önlemler alınmalı, bunların net olarak belirlenmesi gerekiyor” dedi. Üçüncü başlık olarak ise ulaşım ve tahliye planlarını işaret eden Şen, “Afet anında ulaşım hayati önemde. Kent merkezinde bir trafik kazasında bile alternatif güzergâh üretmekte zorlanıyoruz. Olası bir depremde ya da büyük bir afette insanların nasıl tahliye edileceği, yardım araçlarının hangi yolları kullanacağı önceden planlanmalı” ifadelerini kullandı.

TOPLANMA ALANLARI VE MÜDAHALE PLANI NET OLMALI

Şen, yalnızca fiziki düzenlemelerin yeterli olmadığını, yönetsel ve organizasyonel bir sistemin de kurulması gerektiğini belirtirken, “Toplanma alanları, tahliye yolları, müdahale ekiplerinin görev dağılımı ve hangi kurumun ne zaman devreye gireceği açık bir belgeye bağlanmalı. Bu, bir tür müdahale planı olmalı. İnsanlar afet anında ne yapacağını, nereye gideceğini bilmek zorunda” dedi.

AFET, DOĞA OLAYI DEĞİL; YÖNETİLEMEYİNCE AFETE DÖNÜŞÜR

Doğa olaylarının her zaman yaşanabileceğini ancak asıl belirleyici olanın insan eliyle yapılan müdahaleler olduğunu vurgulayan Şen, dere yataklarının kapatılması, zemin özelliklerinin göz ardı edilmesi ve plansız yapılaşmanın riskleri büyüttüğünü söyledi. Ayrıca Şen, “Yağmur yağar, deprem olur. Bunları engelleyemeyiz. Ama müdahale süresini, hazırlık seviyesini ve yapılaşma biçimini biz belirleriz. Eğer yapı envanteriniz yoksa, tahliye yollarınız belli değilse, müdahale planınız yoksa doğa olayı çok hızlı bir şekilde afete dönüşür” diye konuştu.

TRABZON’UN RÖNTGENİ ÇEKİLMELİ

Şen, kent için artık kapsamlı bir “röntgen” çalışmasının şart olduğunu vurguladı. Bu röntgenin yalnızca binaları değil, zemini, nüfus yoğunluğunu, kamu yapılarının konumunu ve sanayi alanlarını da kapsaması gerektiğini ifade etti. Dolgu alanına yapılan stadyum, şehir hastanesi, organize sanayi bölgeleri gibi çok sayıda insanın bulunduğu alanlar özel olarak değerlendirilmelidir. Bu bölgelerde olası bir afette ne olacağı, nasıl müdahale edileceği önceden planlanmalı.” dedi.

SAKINIM PLANI TÜM KENTİ KAPSAMALI

Şen, çözümün anahtarı olarak sakınım planını işaret etti. Bu planın yalnızca fiziki önlemleri değil, sosyal, ekonomik, yasal ve yönetsel boyutları da içeren bütüncül bir belge olması gerektiğini söylerken, “AFAD’ın risk azaltma planları bunun bir parçası. Ancak biz, tüm verilerin analiz edildiği, müdahale koşullarının ve görev dağılımının net olduğu bir ana belgeye ihtiyaç duyuyoruz. Hangi bölgede ne tür bir risk var, depremde hangi yollar kapanırsa hangi güzergâh kullanılacak, selde hangi mahalleler nasıl tahliye edilecek; bunların hepsi bu belgede yer almalı” ifadelerini kullandı.

ARTIK DURMA ZAMANI DEĞİL, HAREKETE GEÇME ZAMANI

Son olarak yetkililere çağrıda bulunan Şen, uyarıların artık somut adımlara dönüşmesi gerektiğini belirtirken, “Görev paylaşımı zaten yasalarla tanımlı. Artık mesele, bu görevleri sahaya yansıtmak. Trabzon için dirençli bir kent modeli oluşturulmalı. Bu, tek bir kurumun değil, tüm paydaşların birlikte ortaya koyacağı bir irade meselesidir. Bir şehir, ancak böyle ayakta kalır” dedi.

İlk yorum yazan siz olun
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.

Trabzon Haberleri