Dünyaca ünlü DJ ve prodüktör Burak Yeter, Trabzon’da gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Haber61’e özel açıklamalarda bulundu. Trabzon’un küçük bir şehir olmasına rağmen hayal dünyasının çok büyük olduğunu vurgulayan Yeter, bu ruhun kendisini nasıl beslediğini ve sınırları aşmaya nasıl ittiğini anlattı.
Burak Yeter’in Haber61’e Özel Açıklamaları
- Trabzon gerçekten çok küçük ama hayal dünyası çok büyük bir şehir. Böyle küçük bir şehirde bunları hayal edip bunları hayata geçirmeyi nasıl başardın?
Ben bunu şuna bağlıyorum çok komik olacak ama çinko ve balık. O hamside özellikle buğulama olması lazım. Çünkü üzerinde çinko kaldığı zaman kahvaltıda yediğimizde kendimizden geçerdik. Çok büyük bir enerjiydi. Onu yedikten sonra evimizde atlayıp zıplardık. Hatta enerjimiz eve sığmaz ve mahallede maç yapardık.
Trabzon insanının gerçekten doğası itibarıyla yediği yemek, soluduğu hava, içtiği çay gerçekten insanı kamçılayan, tetikleyen, bulunduğu yerdeki içinde camı kırabilecek kapasiteye de getirebilen bir kıvama dönüştürebiliyor.
"Ben de O Yüzden Uzaya Çıktığımı Düşünüyorum"
Bulunduğumuz coğrafi konumun, hırçın, dalgalarına ve dağlarına baktığımız zaman dedem beni hep Akçaabat'taki evlere götürürdü. Biz de evlere yukarıdan bakardık. 'Dede bu Trabzon'daki evler neden hep dikine, neden hep en yukarıdaki yere ulaşma arzusu var?' derdim. Bu bizim doğamızda varmış. Ben de o yüzden uzaya çıktığımı düşünüyorum.
"Oğlum Otur Yanımızda... "
Annem bana dün diyordu: 'Oğlum otur yanımızda neden müzik yapmıyorsun? Dünyanın en büyük festivallerinde müzik yapmışken neden uzaya gidiyorsun?' Onu da ben geçmişimize bağlamak istiyorum. Dedelerimizin de evleri en yukarıya yapmış. O arzu, o imkansızı başarabilme, genç kuşaklara da bunu mesaj olarak anlatabilmemiz gerekiyor. Belki de olmayabilir. Uzayda da müzik yapamayabilirdik. Yapay zeka ile de yapabilirdik ama gerçekleştirip bunu doğru bir mesajla anlatabilirsek gençlerimizi de kamçılamış olabiliriz.
"Gençler Kamçılanmalı, Geçmiş Unutulmamalı"
Gençlerimizin bir kamçılanmaya, geçmişini sorgulamaya ihtiyaçlarının olduğunu düşünüyorum. Maalesef ki şuan ki teknoloji ona izin vermemek için kurulmuş olsa da biz eski geleneklerimizden kopmadan onu sürdürmek isteyen bir toplumuz. Bizler böyle yetiştirildik. Çünkü dedelerimiz de o zorluklardan geçmiş. O zor aşamalardan geçmişler. O yokuşlardan, dağlardan, derelerden atlayıp geçmişler. O zaman ulaşım araçları bile yoktu. Biz elimizdeki imkanlarla daha iyi ne yapabiliriz diye konuşmamız lazım.