Ortahisar Belediye Meclisi'nde gündeme gelen bir tartışma, aslında uzun zamandır konuşulmayan önemli bir etik meseleyi yeniden hatırlattı. Türkiye'nin hemen her belediyesinde basın ve halkla ilişkiler birimlerinde gazeteci kökenli isimler görev yapıyor. Buna kimsenin itirazı yok. Çünkü bu kişiler artık gazetecilik değil, çalıştıkları kurumun tanıtımını, iletişimini ve halkla ilişkiler faaliyetlerini yürütüyor.
Sorun ise, bununla birlikte aynı kişilerin kendilerini hâlâ bağımsız gazeteci gibi konumlandırmalarıyla başlıyor. Belediyeden maaş alırken bir televizyon kanalında siyasi yorum yapmak, bir internet sitesinde köşe yazısı yazmak ya da sosyal medyada gazeteci kimliğiyle kamuoyu oluşturmaya çalışmak, tarafsızlık iddiasını ortadan kaldırır. Çünkü artık kamu adına değil, maaş aldığınız kurumun gölgesinde konuşursunuz.
Daha da vahimi, sahte hesaplar veya farklı mecralar üzerinden başka belediyeleri, belediye başkanlarını ya da siyasi aktörleri hedef alan algı çalışmaları yürütmektir. Böyle bir tutumun ne gazetecilikle ne de kamu göreviyle bağdaşan bir yanı vardır.
Elbette belediyelerde görev yapan tüm gazeteci kökenli çalışanları aynı kefeye koymak d...