Türkiye’de transfer sezonu açıldı mı, futbol kamuoyunun önüne her gün yeni bir isim düşüyor. Gazetelerde, internet sitelerinde, televizyon ekranlarında öyle futbolcular görüyorsunuz ki insan ister istemez şaşırıyor. Kimi Avrupa’da önemli kulüplerde forma giyiyor, ciddi maaşlar alıyor, bonservisi milyon eurolarla konuşuluyor. Kimi ise futbolseverin adını bile ilk kez duyduğu bir oyuncu. Ama ortak nokta aynı: Hepsi bir anda Türk kulüpleriyle anılıyor, hepsi transfer piyasasının merkezine yerleştiriliyor.
İşte sorun da tam burada başlıyor. Büyük kulüplerde oynayan, maliyeti Anadolu’daki birçok kulübün bütçesini aşacak futbolcular bir anda Türkiye’de orta ölçekli kulüplerle yan yana yazılıyor. Ya da kimsenin tanımadığı bir oyuncu allanıp pullanıp kamuoyuna servis ediliyor. Sanki kaçırılmaması gereken büyük bir fırsatmış gibi sunuluyor. Oysa transfer döneminde her parlatılan oyuncunun gerçekten istenen oyuncu olmadığı artık bilinen bir gerçek.
Futbolda menajerlik sisteminin bu kadar büyüdüğü, iletişim ağlarının bu kadar geliştiği, teknolojinin de her ayrıntıya ulaşmayı mümkün kıldığı bir dönemdeyiz. Bugün bir futbolcunun performans verisine ulaşmak zor değil. Kaç...