Tarihi kadim kaynaklara dikkatle baktığınızda çarpıcı bir gerçekle karşılaşırsınız: Büyük devletlerin çoğu, düşmanlarından önce kendi içlerindeki sorunlar ve çözülmelerle mücadele etmiştir. Düşman orduları çoğu kez  belki son darbeyi vurmuştur; ancak o darbeye zemin oluşturan devlet içindeki senelerce birikmiş ihmaller, haksızlıklar, kurumsal zayıflamalar, toplumsal birlikteliğin yok olması, menfaat temelinde yapılan şahsi yanlışlar ve millet-devlet nazarında ortak ideallerin erozyona uğraması olmuştur.

Tarihin en güçlü devletlerinden biri olan Roma İmparatorluğu bunun en çarpıcı örneklerinden biridir. Roma'yı yalnızca yıkan kavimlerin göçü, barbar kavimlerin saldırıları değildi. Tarihçiler; imparatorluğu yıkıma götüren nedenlerin iktisadi bunalımlar, siyasal istikrarsızlıklar, kurumsal  çözülmeler, toplumsal yozlaşma, devlet çarklarının işlevsizleşmesi, hukukun pasifize olması, vatandaşlık ruhu ve bilincinin zayıflaması ve daha birçok sebep olarak anlatır. Demek ki; devlet sınırları, evvela zihinlerde çökmüştü.

Türk dünyasının lokomotif devletlerinden biri olan Büyük Selçuklu Devleti'nde Sultan Melikşah ile veziri Nizamülmülk adalet, liyakat üzerine güçlü bi...