Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Artvin'de konuştu: Suç duyurusunda bulunacağız

Bakan Tekin, "Anadolu'nun her tarafında küfür ya da hakaret olarak kabul edilen cümleleri kullanıp da arkasından 'Bence bu küfür değildir, kişilik analizi yapıyorum' diyen Özgür Özel kadar midesi geniş bir insan değilim, kusura bakmayın.

Bakan Tekin, Artvin Valiliği salonunda düzenlenen il eğitim değerlendirme toplantısının ardından yaptığı açıklamada, 2002'den itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'de eğitim öğretim süreçlerinde ciddi bir devrim yapıldığını söyledi. Artvin'deki 176 okuldan yaklaşık 70'inin 2002'den sonraki süreçte yapıldığını belirten Tekin, kentin öğrenci sayısı azalan illerden biri olduğunu ifade etti. İl genelinde eğitim öğretim ortamlarının fiziki anlamda ciddi şekilde iyileştirildiğini vurgulayan Tekin, 2002'de 20 olan derslik başına düşen öğrenci sayısının şu anda 15'li rakamlara gerilediğini aktardı.

Orta öğretimde il genelinde derslik başına düşen öğrenci sayısının 12, öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ise 8 olduğuna işaret eden Tekin, "Artvin'de ciddi şekilde hem fiziki altyapı hem de insan kaynağı açısından atlama yapılmış durumda. Şimdi odaklanmamız gereken şey eğitim öğretim süreçlerindeki diğer konular. Sosyal faktörlerin, eğitim öğretimdeki akademik başarıyı etkileyen olumsuzlukların giderilmesi için nasıl çalışacağımıza dair bir çaba sergilemek." diye konuştu.

Tekin, Milli Eğitim Bakanlığının görevlerine dikkati çekerek, “Ulusumuz arasında, vatandaşlarımız içerisinde milli ve manevi değerlerimizi çocuklarımızın içselleştirmesi, benimsemesi yönünde Milli Eğitim Bakanlığının hem anayasa hem de kanunların bize tanımladığı görevler var. Bir de bunu yapmamız bekleniyor, bunu da yapmaya çaba sarf ediyoruz. Bu yıl ikinci yarıyıl başlarken bayrak sevgisini merkeze alan 'İstiklal Bayrakla, İstikbal Maarifle' mottosuyla çocuklarımızın milli birlik ve beraberlikle ilgili duygularını, farkındalıklarını artıracak bir dizi etkinlikle başlamıştık. Çocuklarımız okullarımızı bayraklarımızla süslediler. Aynı şekilde yardımlaşma ve dayanışma anlamında önemli toplumsal değerlerimizden bir tanesi olan ramazan ayını da çocuklarımızın okullarımızda böyle bir heyecanla karşılamasını istediğimiz bir etkinlikle başlattık. Okullarımızda şu anda gerçekten cıvıl cıvıl bir tablo var. Odağına ana tema olarak yardımlaşma, dayanışma ve kardeşlik temalarını aldık. Bu sürece katkı veren herkese teşekkür ediyorum. Öyle de devam edeceğiz inşallah."

- "Biz bununla ilgili de bir suç duyurusunda bulunacağız"

Ramazanla ilgili faaliyetlerin kamuoyunda farklı mihraklar tarafından farklı şekilde değerlendirme eğilimine girdiğini belirten Tekin, şöyle devam etti: "Anayasamız, anayasal düzenimiz Milli Eğitim Bakanlığına ve bütün kamu görevlilerine anayasaya uygun hareket etmemizi salık veriyor. Biz de ona göre davranıyoruz. Fakat bizim ramazan ayıyla ilgili yaptığımız etkinlikleri eleştirenler, anayasanın işine gelen, kendi işlerine gelen maddelerine bakıyorlar, diğerlerine bakmıyorlar. Geçtiğimiz günlerde 168 kişiden oluşan bir metin imzaya açıldı, imzalandı ve bakanlığımızı bu anlamda zan altında bırakacak ifadeler kullanıldı. İşin tuhaf tarafı onların içerisinde 1982 Anayasası'nı bizlere anlatırken yerin dibine geçiren hocalarımız da var. Şimdi 82 Anayasası'nın işine gelen maddelerine değinip, kalan kısımlarına hiç değinmiyorlar."

Tekin, Anayasanın başlangıç kısmında her Türk vatandaşının temel hak ve hürriyetlerinin eşit bir biçimde kullanılması vurgusunun yer aldığına dikkati çekerek, "Israrla vurgu yapılan anayasanın ikinci maddesindeki laiklik ifadesinin geçtiği madde ise şöyle başlar, toplumun huzuru, milli dayanışma. Bu iki kavram bizim açımızdan çok kritik. Dolayısıyla biz bütün etkinliklerimizde, bütün çalışmalarımızda anayasanın tamamını, kanunların mevzuatın bize yüklediği görevlerin tamamını yerine getirmeye çaba sarf ediyoruz. Biz bunları yaparken hak etmediğimiz eleştirilerle karşı karşıya kaldığımızda da doğal olarak tepkimizi gösteriyoruz." ifadelerini kullandı.

Anadolu çocuğu olduğunun altını çizen Tekin, "Anadolu'nun her tarafında küfür ya da hakaret olarak kabul edilen cümleleri kullanıp da arkasından 'Bence bu küfür değildir, kişilik analizi yapıyorum' diyen Özgür Özel kadar midesi geniş bir insan değilim, kusura bakmayın. Dolayısıyla bu 168 kişinin imzaladığı metinde bizleri zan altında bırakan ifadeler benim durduğum yerden suç teşkil eder. Benim okullarımdaki öğretmen arkadaşlarımızın, eğitim camiasında bu konuda destek veren kişilerin emeklerini hiçe saymak anlamına gelir. Dolayısıyla biz bununla ilgili de bir suç duyurusunda bulunacağız." diye konuştu.

"Nedir rahatsız olduğumuz şey?"

Bakan Tekin, "Nedir rahatsız olduğumuz şey?" sorusunu yönelterek, şunları kaydetti: "Mesela bizim ramazan ayında yaptığımız etkinlikler, milli dayanışma, birlik, beraberlik, kardeşlik vurgusu üzerine yaptığımız etkinlikleri 'eğitimde Talibanlaşma süreci' olarak tanımlıyorlar. Arkadaşlar böyle bir şeyi söyleyebilmek için ya bu toplumun içerisinde yaşamıyor olmanız gerekir ya bizim metinlerimizi okuyamamış olmanız gerekir ya da art niyetli olmanız gerekir. Bizim metinlerimizle ilgili olarak itirazlarında 'Trump'ın ipine sarılmış' eleştirisi yapıyorlar. Nasıl çıkartıyorsunuz ramazan genelgesinden böyle bir ifadeyi ben anlamakta zorlanıyorum. 'Laik, hukuk düzenini ortadan kaldırmak.' Ne yapmışız? Anadolu'da herkesin heyecanla beklediği, toplumsal dayanışma, kardeşlik ve benzeri vurguladığımız hususları ramazan ayında çocuklarımız heyecanla karşılasınlar. 'Dayanışma, kardeşlik, yardımlaşma duygularımız çocuklarımız tarafından içselleştirilsin' dediğimiz için laik, hukuk düzenini ortadan kaldırmaya yönelik çaba içerisine girmişiz. Anlamakta zorlanıyorum ama en ağır ifade 'gerici azınlık' tanımlaması. Bunu söyleyen kişilere misliyle iade ediyorum."

"Gerici azınlık" ifadesinin ancak 1960'lı-1970'li yılların Marksist, sosyalist mantığıyla hala beslenen ve bu kafayla hareket eden, toplumu tanımayan, toplumdan kopuk insanları tanımlamak için kullanılabileceğini dile getiren Tekin, şöyle devam etti:

"Bizim gibi 7-24 Anadolu'da insanların içerisinde olan insanlar için bu tür tabirleri kullanmayı ben doğru bulmuyorum. Metnin altındaki katıldığım ifade, laikliği savunmak suç değildir. Laiklik, dini inanç ve ibadet hürriyetinin devlet kamu otoritesi tarafından güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla bunu savunmak asla suç olarak kabul edilemez. Biz de zaten herkesin dini inanç ve ibadet hürriyetinin anayasamızın başlangıç kısmında tanımlandığı gibi temel hak ve hürriyetler bütün Türk vatandaşları için eşit düzeyde sağlanmalı mantığından hareketle yürüdüğümüz için bunu savunmayı suç olarak değil, tam tersine bir erdem olarak kabul ediyoruz. Temel hak ve hürriyetleri amasız ve fakatsız olarak bütün vatandaşlarımız için savunan bir Cumhurbaşkanımız ve onunla birlikte çalışan Cumhur İttifakı ortağımız var. Biz de liderlerimizin talimatları doğrultusunda, onların bize çizdiği perspektif doğrultusunda anayasada tanımlanan çerçevede hareket etmeye çalışan yürütme organlarıyız. Dolayısıyla yaptığımız şeylere yönelik bu tür ifadeler, bu ifadeleri kullandıktan sonra suç duyurusunda bulunmamızdan da rahatsız olmayacaksınız. Nasıl siz demokratik hakkınızı kullandığınızı iddia ediyorsanız, demokratik hukuk devletlerinde yargı ve hukuk üzerinden mücadele, hak aramak da bir demokratik haktır, rahatsız olmayacaksınız. Suçunuz yoksa yoktur zaten ama ben de rahatsızlığımı ifade etmek için suç duyurusunda bulunmayı tercih ettim."

Bakan Yusuf Tekin, Vali Turan Ergün'ü de makamında ziyaret ederek bir süre görüştü.

İlk yorum yazan siz olun
Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan Trabzon Haber ve diğer kategorilerdeki haberlerdeki yorumlar onaylanmamaktadır.

Bölgesel Haberleri