UZUN SOKAĞA MÜDAHALE ŞART!
Belediyecilik gerçekten zor bir iş. Bir bebeğe “Dünyaya hoş geldin” diyeceksin, yaşayanı memnun edeceksin, öleni toprağa uğurladıktan sonra mezarının yolunu, taşını, hatta üzerinde biten ayrık otunu bile takip edeceksin.
Şehir dediğin canlı bir organizma… Sürekli ilgi ister, bakım ister, hassasiyet ister. Ama işin bir de vitrini var. Her şehrin bir aynası, bir marka mekanı vardır. Trabzon’un aynası da, markası da Uzun Sokak’tır. İstanbul için İstiklal neyse, Trabzon için Uzun Sokak odur.
Siyasetçinin nabız yokladığı, esnafın siftah yaptığı, gençlerin buluştuğu, turistin ilk izlenimini edindiği yerdir Uzun Sokak. Kısacası şehrin kalbidir. Lakin o kalpte aylardır bir ritim bozukluğu var. Kaldırım taşları yerinden oynamış. Yağmur yağıyor, vatandaş ayağını basıyor ve sonuç malum… Pantolon paçası çamur, ayakkabı su içinde. Hele ki turistse, ilk cümle şu oluyor: “Burası mı meşhur Uzun Sokak?”
Bu mesele yeni değil. Şikayetler aylardır dillendiriliyor. Esnaf homurdanıyor, vatandaş söyleniyor. Ama ortada net bir takvim yok. “Yapılacak” deniliyor ama ne zaman?
Sorumuz şu: Turizm sezonu kapıdayken Uzun Sokak bu halde mi karşılayacak misafirleri? İş sadece estetik meselesi değil. Güvenlik boyutu var. Yerinden oynayan taş demek, düşme riski demek. Yağmurda kayganlaşan zemin, yaşlılar, engelliler ve çocuklar için ciddi bir tehlike oluşturuyor. Burası mahalle arası değil. Burası Trabzon’un vitrini.
Belediye yönetimi sosyal projelerde, kültürel etkinliklerde ve yatırım hamlelerinde aktif bir görüntü veriyor. Ancak bazen büyük projeler kadar küçük ama görünür detaylar da yönetimin karnesini belirler. Uzun Sokak’taki her oynayan taş aslında “ihmal” algısını büyütüyor.
Vatandaşın talebi çok büyük değil: Ya net bir tarih açıklayın ya da sezon başlamadan bu işe el atın.
Çünkü şehir, vitriniyle hatırlanır. Büyükşehir Belediyesi yetkililerine sesleniyoruz: O vitrinde çatlak var! Lütfen acilen bu konuyu gündeminize alın.
***
BAŞKANLARIN HASSASİYET SINAVI!
Dün bu köşede, Trabzon'un Değirmendere Mahallesi’nde yaya kaldırımında yürürken köpekten korkarak yola kaçan ve otobüs çarpması sonucu ağır yaralanan KTÜ Eczacılık Fakültesi öğrencisi Cennet Nesibe Gül'den güzel haber geldiğini duyurmuştuk.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın genç kızı ziyaret ederek acil şifalar dileklerini ilettiklerini aktarmıştık. Çok şükür, kızımız hayati tehlikeyi atlattı ve yoğun bakımdan çıkarılıp servise alındı.
Öğrenci kıza çarpan, Büyükşehir Belediyesi’ne ait bir otobüstü. İlk günden itibaren olayın takipçisi ve genç kızın ailesiyle irtibat halinde olan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, müthiş bir hassasiyet göstererek, "Önemli olan evladımızın sağlığıdır. Bu elim hadisede ihmali olan her kim olursa olsun, personelimiz de olsa şayet hatası varsa yargı önünde hesabını verecektir" dedi. Kazadan sonra sürekli kızın ailesiyle iletişimde oldu.
Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya da elim kaza nedeniyle büyük üzüntü duydu. O da hastaneye giderek kazazede kızımızı ziyaret etti ve ailesine üzüntülerini bildirdi. Buraya kadar her şey normaldi.
Ancak öyle bir durum yaşandı ki; şaşırmamak ya da eleştirmemek mümkün değil. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya'nın sosyal medya hesaplarından, ölümün eşiğinden dönen Cennet Nesibe Gül’ü ziyaret ettiği anların görüntüsü paylaşıldı! Üstelik, kazazede kızın ailesinin rızası olmadan!
Eminiz ki bu durum en çok Başkan Ahmet Kaya'yı üzmüştür. Zira onun, Azrail'in pençesinden kurtulmuş bir genç kızı ziyaretini reklam malzemesi gibi kullanmaya ihtiyacı yoktur. Bunu düşünemeyen basın ekibi, Başkan Kaya’yı zora sokmuştur.
Sosyal medyada Kaya’yı eleştiren onlarca yorum yapıldı. Bu hadise, tecrübenin önemini kanıtlayan bir gerçektir. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in deneyimli ekibinin girmediği bir topa, balıklama atlayan Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın ekibi kendisini zora sokmuştur.
Bu da bir derstir; elbette anlayana...
***
BİR KÜLLİYE’NİN KAZANDIRDIKLARI
Anadolu’nun İslam’la tanıştığı ilk topraklardan biri olan Trabzon; Hanife Hatun Camii ve Külliyesi ile manevi mirasına yeni bir halka eklemiş oldu.
Ramazan’ın heyecanı bugünlerde sahilde bir başka yaşanıyor.
Botanik formunda inşa edilen üst geçit tam caminin sahiline denk getirilince ortaya Trabzon için yepyeni ve son derece güzel bir fotoğraf destinasyonu çıktı.
İftardan sonra yürüyüş yapmak isteyenler, hava müsaitse direkt sahile geçiyor; hem hava alıyor hem yürüyüş yaparak yediklerini sindiriyor hem de üst geçidi kullanarak camiye ulaşırken bir yandan da fotoğraf çekiyorlar.
Öyle ki sahil cephesinden alınan fotoğraf karelerini, buraları görmemiş olan şehir dışındaki Trabzonlular bile hayretle karşılıyor.
Zaten karenin Trabzon’dan alındığını anlamaları da sadece arka taraftaki Boztepe fonuyla mümkün oluyor.
26 dönümlük alan, Trabzon’un alternatif şehir merkezi olmaya aday.
Bugünlerde teravih için Hanife Hatun Camii’ni seçenler, tarihi mabede yol alırken işte bu tarihi görüntülere de tanıklık ediyorlar.
***
AKÇAABAT’IN İSTEDİĞİ OLACAK MI?
Sebat Gençlik, genç golcüsü Sefa’nın mükemmel frikik golüyle Tokatspor engelini de kayıtsız geçti. Çıktığı 22 maçta topladığı 54 puanla, en yakın takipçisi 52 Orduspor FK’ya 9 puan fark attı.
Avrupa çapında ekibimiz, yenilgisiz liderliğini sürdüren sayılı profesyonel takımlardan biri oldu.
Teknik Direktör Turgay Karslı yönetimindeki ekip artık iyiden iyiye şampiyonluğa inanıyor ve inandırıyor. Akçaabat şampiyonluk için geri sayıma başlarken, stadyum konusundaki yaklaşımlar kafaları karıştırıyor.
Fatih Stadyumu’nun yıkılmasından sonra, yaklaşık 8 yıldır stadyumu bulunmayan Sebat Gençlik Spor, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim’in beyanatıyla yeniden stat konusunu gündeminin başına aldı.
Biliyorsunuz; takımı 3. ligde namağlup tek takım olan Akçaabat’ın stadının 2018’de yıkılması ve yerine yeni bir stat yapılmaması, burada sürekli eleştiri konusu yaptığımız bir konuydu.
Öyle ya; neden böylesine köklü bir futbol beldesi, maçlarını oynamak için başka takımların maç rejimini gözetsin ya da şehrin en uç doğu yakasındaki Of sahasına gitmek zorunda hissetsin?..
Belediye Başkanı Ekim bu eksikliği kabul ederek geçen hafta şu sözleri vermişti:
“Stadyumla ilgili ciddi planlamamız var. Yakın zamanda paylaşacağız. Şehrimize yakışır, modern ve güzel bir stadyumu Akçaabat’a kazandıracağız.”
Yöneticilerin Toplu Sınavı
Elbette akıllara ilk gelen soru şu oldu: “Stat nereye yapılacak?”
Şehir merkezinde çok da uygun yerler yok. Yani kalmadı. Sahilde dolgu sahası ve farklı projeler var; güvenli bulunmuyor. İlçenin batı çıkışını da birçoğu istemiyor.
Yine de Akçaabat sınırları içerisinde stat acil bir ihtiyaç ve tam olarak Batı yanında planlandığını öğrendik ve biliyoruz.
İdmanlarını deniz kenarında sağlıksız koşullarda, maçlarını ise bir Akyazı’da, bir Of’ta yapan Sebat Gençlik ise kapasite ne olursa olsun yeni stadı her şekilde hak ediyor.
Sebat Gençlik ile ilgili çarpıcı bir değerlendirme de Başkan Atalay Armutçu’dan geldi. Armutçu şu ifadeleri kullandı:
“Stadyumun projesi önceden Bakanlıkça hazırlanmıştı. Of Stadyumu’nun daha modern hâlini ve kale arkaları olmayan şeklini düşünebilirsiniz. Öyle bir yapıydı. Bu noktada projeden ziyade önemli olan yerin belirlenmesi ve tahsisi olacaktır.”
Proje hazır gibi görünse de yer seçimi gerçekten bir krize dönüşmek üzere. Akçaabat’ın güneyini de benimseyen yok.
Anlayacağınız, yöneticiler topluca Akçaabat sınavında.
Şartlar böyleyken stadın yine de Kavaklı–Darıca tarafında yapılması planlanıyor. Yönetim ise eski Fatih Stadyumu’na yakın bir yer istiyor.
İnsanların kolay ulaşım sağlayabileceği, ilçe ile bütünleşen ve amatör branşların zamanla ulaşabileceği bir stat hedefleniyor.
Hiçbiri olmazsa bürokrasi ve siyasete baskı yapılarak şu ifadenin gündeme geleceği belirtiliyor:
“Akçaabat’ın batısını istemiyoruz, bize Akyazı’daki sahaların birini stat olarak ayarlayın.”
Sebat Gençlik’in yeniden üst liglerde boy göstermesi ümidiyle… Takipteyiz, bu iş önemli.
Türkiye’yi UEFA’ya Aldıran Kulüp
Türkiye’nin UEFA’ya kabulünde Sebat Gençlik Kulübü’nün ne denli büyük etkisi ve katkısı olduğunu biliyor muydunuz?..
Onu da bu vesileyle paylaşalım: 64 sene öncesi… Türkiye Futbol Federasyonu’na Avrupa’dan bir tebligat geliyor. Koşullar hem sert hem de konu çok acil:
“Uluslararası liglere katılmak istiyorsanız öncelikle UEFA’ya kaydınızı yaptırmak zorundasınız. Bunun için de organize ve sürekli olarak en az 4 şehrinizde futbol oynandığını kanıtlayan belgelerle başvuruda bulunun.”
Elbette İstanbul kulüplerinin sayısı yine fazla. Çevre şehirlerde de futbol var, Ankara’da da… Ancak sayı 3’te kalıyor.
Anadolu’da futbola ilgi var ama organize şehir takımları yok. Trabzon bu işin altından kalkar deniliyor; Trabzonlu bürokratlardan destek isteniyor.
Ne var ki Trabzon’da da 3 kulüp takımı bulunuyor. Birçok şehir henüz takımını oluşturamamış. Trabzonspor da henüz kurulmamış…
Şehirdeki 3 takım (Ocak, Güç, Karadenizgücü) yeterli bulunmuyor. İlçelerde organize turnuvalar yok. Akçaabat Sebatspor’un ismi o dönem Sebat İdmanyurdu.
Akçaabat’a gidiliyor. Sebat, Trabzon’daki liglere alınıyor (gönüllü olarak katılıyor) ve Trabzon 4’ü bulunca Türkiye, Trabzon’u 4. şehir olarak gösterebiliyor.
Başvuru gerçekleşiyor ve böylelikle Sebat İdmanyurdu, Akçaabat Sebat ve bugünkü adıyla Sebat Gençlik sayesinde Türkiye, 1962 baharında UEFA’ya katılabiliyor.
UZUN SOKAĞA MÜDAHALE ŞART!
BAŞKANLARIN HASSASİYET SINAVI!
BİR KÜLLİYE’NİN KAZANDIRDIKLARI
AKÇAABAT’IN İSTEDİĞİ OLACAK MI?