SAMSUN’DAKİ FIRTINA AKYAZI’YA YANSIMALI
Trabzonspor'un Samsun deplasmanında kazanmak için birçok sebebi vardı.
Karadeniz derbilerinin her zaman bol mücadeleyle geçmesi, yönetimin lig adına bir hedef belirleyememiş olması, ara transferin neredeyse boş geçilmesi, muhalif kanatların ve kanalların genel kurul sesi yükseltmesi, Samsun'a karşı son 4 maçta galibiyet alamayışımız ve stada giderken otobüsümüzün yeniden taşlanması!
Üstüne üstlük 6-7 bin kişiye oynayan Samsunspor takımının, bu maçta bir anda asimetrik motivasyon teknikleriyle stadı doldurması!
Çünkü Trabzonspor Samsun sahnesindeydi ve hepsi Trabzonspor sayesindeydi.
Anadolu'da son 3 deplasman maçında sürekli taşlanarak saldırıya uğrayan Trabzonspor otobüsü, Samsun'da da korunamadı, yine hedef alındı ve yine camlar döküldü.
Nasıl oluyorsa her şehrin polisi o şehrin takımını tutar oldu. Kolluk kuvvetlerinin yanında Tekkeköy Kavşağı'nda o cehalet timsali holiganlar nasıl rahatça takımımıza taş atabiliyor?
Taraftarın misafir tribüne alınması esnasında çıkarılan yasadışı güçlükleri hiç saymıyoruz...
Peki hepsi bir araya gelince ne oldu?
Trabzonspor'da özellikle futbolcular, söz konusu saldırılardan son derece iyi etkilendi ve galibiyete tam motive oldular.
Bütün takım görevini kusursuza yakın yaptı.
Onuachu sorumluluk aldı.
Muçi defanstan top çıkardı.
Augusto rakip defansın ayarlarıyla oynadı.
Mustafa sol tarafı su yolu yaptı.
Fatih Tekin'in seçimleri iyi, taktiği tutarlı, müdahaleleri yerinde ve başarılıydı.
19 Mayıs Stadı girişinde, bildiğiniz gibi provokatif olarak "kuzeyin kralı" yazısı yer alıyor.
İşte bu temiz ve net galibiyet, "kuzeyin gerçek kralının" hakkıydı.
Kritik Fenerbahçe maçı öncesinde Trabzonspor, hem 3 golle 3 puanı kazandı hem de Akyazı'yı doldurma hakkına ulaştı.
Bazı maçlar camiaları ateşleme fırsatı gibidir. Samsun maçı da tam anlamıyla bu nitelikteydi.
Geçen hafta belirtmiştik; bu şehir ve bu takım için sezonda 2 maç vardır:
Biri Kadıköy'deki Fenerbahçe maçı...
Diğeri Trabzon'daki Fenerbahçe maçı.
Samsun yasal doping oldu.
Dersini de aldı.
Darısı Akyazı'ya.
***
BAŞKAN GENÇ’TEN PARTİLER ÜSTÜ DURUŞ
Siyasette en çok tekrar edilen ama en az uygulanan cümlelerden biridir:
“Seçildikten sonra parti rozetini çıkarırım.”
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, bu klişeyi sadece kürsüde bırakmayan, pratiğe döken nadir isimlerden biri olarak dikkat çekiyor. Gerek Ortahisar Belediye Başkanlığı döneminde, gerekse Büyükşehir Belediye Başkanlığı koltuğunda çizgisini bozmadı.
Bunun son örneği, CHP’li Beşikdüzü Belediyesi ile imzalanan protokol oldu.
Beşikdüzü Belediyesi yer tahsisini yapıyor, Büyükşehir Belediyesi ise ilçeye 3 adet park kazandırıyor.
Masada parti yok.
Kazanan Beşikdüzü halkı.
Türkiye’nin genel siyasetine bakıldığında bu tablo “olağanüstü” sayılabilir. Ancak Trabzon’da, özellikle Başkan Genç’i tanıyanlar için bu durum gayet olağan.
Başkan Genç’in önceki gün Ortahisar Muhtarlar Toplantısı’nda kurduğu şu cümle ise siyasetle yöneticiliğe yükselen herkesin kulağına küpe olmalı:
“Ortahisar’da Ahmet Kaya seçilmiştir, Büyükşehir Belediyesi’nde Ahmet Metin Genç seçilmiştir. Millet böyle karar vermiştir ve bu kararı kimse sorgulayamaz. Bizim işimiz, siyasi ayrım gözetmeden her ilçemize ve her mahallemize eşit hizmet sunmaktır.”
Bu sözler salonda alkış aldı.
Ancak asıl yankıyı siyaset kulislerinde yaptı.
Çünkü bu yaklaşım, yalnızca söylemde kalmıyor. Hizmet dağılımında ve belediyeler arası ilişkilerde de somut şekilde kendini gösteriyor.
Başkan Genç, siyasi rekabeti sandıkta bırakıp hizmette ortaklaşmayı tercih eden bir profil çiziyor. Bu tavır, onu hem yerel yöneticiler nezdinde hem de vatandaşın gönlünde farklı bir yere koyuyor.
Milletin gösterdiği ilginin ve güvenin arkasında da tam olarak bu duruş yatıyor:
Sloganı değil, uygulaması olan bir demokrasi anlayışı…
Ve Trabzon siyasetinde pek de alışık olmadığımız bir olgunluk.
***
AKYAZI’DAKİ BÜYÜK TEHLİKE, SORUMLULUK KİMDE?
Trabzon'da 27 Ocak’ta yaşanan deprem çoğu insanı şaşırttı çünkü “Trabzon'da deprem olmaz” diye bir anlayış hakimdi. Oysa AFAD verileri ve bazı uzmanlar, Trabzon'un da deprem kuşağında bir şehir olduğunu ve 2019'da hazırlanan deprem yönetmeliğinde Trabzon’un 1996'ya göre deprem riskinin iki kat arttığını söylüyordu.
Jeoloji Profesörü Osman Bektaş, “Bugün en yetkili kurum olan AFAD’ın verilerine göre, önümüzdeki 50 yıl içerisinde Trabzon’da yüzde 90 olasılıkla 6.6 büyüklüğünde bir deprem yaşanabilir. Yüzde 10 olasılıkla ise bundan daha büyük bir deprem ihtimali de vardır” dedi.
Bununla da kalmayıp, “Deprem dalgalarının en fazla büyütme yaptığı yerler sahil alanlarıdır. Yomra, Kaşüstü ve Akyazı sahili bu açıdan risklidir. Akyazı’daki dolgu alanlar depremi en fazla büyüten yerler arasındadır. Bu alanlarda bir stadın ve şehir hastanesinin bulunması şehir planlaması açısından son derece sakıncalıdır” açıklaması yaptı.
Ve ekledi: “Akyazı dolgu alanında tehlikeler iç içedir. Deprem büyütmesi olan bir alan, aynı zamanda heyelan sahasıdır. Ayrıca bu bölge yılda yaklaşık 10 milimetre, yani 1 santimetre çöküyor. Bu durum hem 40 bin kişilik stadyum hem de şehir hastanesi için ciddi bir tehdit unsurudur.”
Bu kadar ciddi iddialar karşısında günlerdir AFAD, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ya da üniversitelerden yapılan bir tek açıklama yok!
“Bunlar gerçek değildir” diyen yok!
“Gerekli önlemler alınmıştır” diyen yok!
Kamuoyunu rahatlatacak “tek bir cümle” yok!
Türkiye depremlerde yüz binlerce canını ve trilyonlarca lira kaynağını kaybetmiş bir ülke. Bilimsel verilerin, deprem riskinin yüksek olduğunu gösterdiği bu günlerde, sorumluluk sahibi kişi ve kurumların susmaması lazım. Kamuoyu açıklama bekliyor, tedbir bekliyor.
***
VALİ ŞAHİN’E ÖNERİ: “BİR ÇOCUK DA SEN OKUT”
Hayat pahalılığı, artan fiyatlar derken özellikle çocuk okutan aileler zor günler yaşıyor. Özellikle üniversiteli gençlerin ve ailelerinin sıkıntısı büyük.
Bugün bazı belediyeler (Mesela Ortahisar Belediyesi) kendi imkanlarıyla öğrencileri destekliyor; bunlar takdire şayan çabalar. Ama yeterli olmuyor.
Trabzon’un çiçeği burnunda Valisi Sayın Tahir Şahin'e bir önerimiz var. Valilik bünyesinde bir eğitim derneği ve ya vakfı (yasal olarak hangisi mümkünse) kurun ve “Bir çocuk da sen okut” adlı bir kampanya başlatın.
Bu kampanyaya, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, TTSO, Ticaret Borsası, OSB'ler, STK’lar, iş insanları ve ekonomik imkanı olan bütün vatandaşlar dahil olsun. Böylece bireysel yardımlar, kurumsal bir çatı altında toplanarak çok daha fazla öğrenciye burs sağlanabilir.
Biz dayanışmayı seven bir milletiz. İnanıyoruz ki böyle bir kampanya çok ses getirir ve büyük katılım sağlanır.
Trabzon, eğitim şehri olma iddiasını pek çok alanda taşırken, bu kampanya ile bir kez daha öncü olabilir.
Kesin olan şu ki, geleceğe yatırım bugün başlar. Valilik ve belediye elini taşın altına koyarsa bu iş büyür, çocuklar kazanır.
Ve böyle bir organizasyon Trabzon’a çok yakışır.