Yöre kültürünün değişmez, eskimez, unutulmaz ve vazgeçilmez parçasıdır yaylalar ve şenlikler...

Yazın Trabzon'da yaylalar bir başkadır. Kadınıyla erkeğiyle eşitliğin ve özgürlüğün huzuruyla  Temmuz ayı yaylaların şenlik, eğlence, birlik, sevginin doruk yaptığı; streslerin, yorgunlukların atıldığı zamandır yaylalar...

Yazı mevsimsel olarak güneşli geçmese de yaz mevsiminin Trabzon insanı üzerinde ayrı bir önemi, güzelliği, mutluluğu, anlamı hep olmuş, olmaya da devam ettiği mekanlardır yaylalar...

Her ne kadar salgın nedeniyle çimenler öksüz, yetim, garip  kalmışsa da bu yaz; yayla çimenleri yine yeniden  sahipleri ile buluşup şenlendi yaylalar...

Köylüsüyle, şehirlisiyle, gurbetçisiyle kış mevsiminin kasvetini ve durgunluğu doğaya deşarj ettiğimiz alanlardır yaylalar...

Bahar ile başlayan çalışma yorgunluğu ve stresi atabilme, yeniden tazelenme zamanıdır  Trabzon 'da yaylalar...

Kışın keskin soğuğunda zorluklarla  geçen uzun gecelerinin ardından, bahar ayını çevreleyen cemrenin kuşattığı, beden gücüne dayalı ağır çalışma şartlarının, arazilerdeki yorgunlukların atıldığı doğa harikasıdır yaylalar...

Kadınıyla erkeğiyle bahçelerde, mesleklerde çalışmaların bedenlerde ve ruhlarda yarattığı yorgunlukların atıldığı;  uzun süre bir araya gelemeyenlerin, ayrılıkların son bulduğu mutluluğa dönüştüğü yerdir yaylalar... 

Kadın ve erkek bir ve eşit olabilmenin, ayrımcılığın ortadan kalktığı, özgürlüğün hazzını beraber tattığı, şenliğin, eğlencenin  birlikte inşa edildiği yerdir yaylalar...

Yüzyıllara meydan okuyan gelenek ve göreneklerin, örf ve adetlerimizin  yaşanmışlıkların hayat buldular mekanlardır yaylalar... 

Yeniden tazelenmenin, soluklanmanın yeni yıla hazırlıkların yeridir yaylalar...

Mutluluk tohumlarının birbirinin yüreğine ekildiği yerlerdir yaylalar...

Güneşiyle, sisiyle, dumanı ve rüzgârları ile bol oksijende streslerden arınıldığı, insanımızın özüdür yaylalar... 

Sevginin bir araya gelip çimenlerin üzerinden yeniden yeşerdiği yer demek yaylalar...

Uzun zaman birbirini göremeyen hasret rüzgarlarının dindiği, özlemlerin sona erdiği, vuslat yeridir yaylalar...

Dostlukların pekiştiği, küslüklerin giderildiği, yüzlerin güldüğü, yürek ateşinin yandığı, ruhların yüksek rakımda yücelip yükseldiği yer demek yaylalar...

Geceli gündüzlü kadınlı erkekli eğlencelerin zirve yaptığı yerdir yaylalar...

Çocuğundan kadınına gencinden yaşlısına meraklısının hasretle beklediği şenliklerin yeridir yaylalar...

Pandeminin insanları eve hapsettiği birbirinden uzak kıldığı ruhların karardığı, dertlerin çoğaldığı, ekonominin olumsuz cenderesinden bir nebze de olsa arınıldığı, üzerimizden kasvetin kalkmasına  vesile olan yerlerdir yaylalar...

Duman, sis, yağmur, güneş dört mevsimin bir arada olduğu bedenlerin ruhların ferahadığ mekanlardır yaylada...

Gurbette olup da memleket hasreti çekenlerin, burukluğunu yüreğinde taşıyanların burnunda buram buram tüttügü yerlerdir yaylalar...

Aile çadırları, köy çadırları, kasap çadırları, eğlence çadırları ile bir mesire alanına dönüştüğü yerlerdir yaylalar...

Gündüzü başka gecesi ise bambaşka... Her bir köy çadırında davul zurna sesleri kulakların pasını almakta... Genciyle, yaşlısıyla çadırlar içinde horon halkalarının olduğu çimenlerdir yaylalar....

Dünya ile irtibat kesildiği, bütün dertlerin unutulduğu, vücudun her kemiğinin ayrı oynar horanda oynadığı yerdir yaylalar...

Arınan  bedenler ve ruhlar gökyüzüne biraz daha yaklaşıyor ve arınıyor durumda yaylalar...

Her köy çadırında davul zurna eşliğinde kurulan horon halkası çadır dışına taşınınca, halka genişliyor, bilen horon teperken bilmeyen arkada zevkle seyre dalan yerdir yaylalar...

Genişleyen  horon halkası içinde,  hasreti burnunda tütenlerin gurbete uzaklardan canlı bağlantı kurup, yüreklerine bir nebze de olsa su serpenlerin  yeridir yaylalar...

Davul zurna çalan müzisyenlerin kendinden geçen hareketleriyle horon halkasındakileri ateşlerken, horondakiler kendinden geçiyor, işte o andır insanın dünyadan koptuğu yerdir yaylalar...

Horonda yorgun düşenlerin köy çadırlarına çekilip yeni horonu beklerken kemençe eşliğinde çay muhabbetiyle yorgunluğunu atıtığı yerdir yaylalar... 

Çadırlarda kemençe davul zurna eşliğinde muhabbetler koyulaşır. 

Atma türküler, yol havaları, oturak havaları, sevdalık türküleri, gurbet türküleri tavşan kanı çaylar eşliğinde mutlulukla dinlenen mekanlardır yaylalar...

Her köy çadırında ayrı muhabbet ayrı eğlence, sohbet;  seyreden ve dinleyenlere müzik cümbüşü sunan ve  mest eden yerdir yaylalar... 

Canlı bağlantılarla gurbettekilere, sevinç ve hüznü görsellerle gönüllere bağların kurulduğu yerdir yaylalar...

Günlerce horonda ter atan, bütün elektriğini, stresini boşaltan,  gücü nispetinde kasap çadırlarında kuzulardan tat alan yerlerdir yaylalar... 

Buz gibi sularıyla bedenler ferahlarken, yemekler sonrası çadırlarda çay muhabbetleri arkasından yine horanların tepildiği, yenen yemeklerin eritildiği, aynı zamanda horonla sporun kaynaştığı yerdir yaylalar...

Neticede insanlar;  kadınıyla erkeğiyle liralarca para verip rahatlamak, ruhları arındırmak için yapılan Yoga'ya nazire yaparcasına ;  çimeni, suyu, havası, oksijeni eşliğinde doğal yoga yapıldığı yerlerdir yaylalar...

Panayırların, alışveriş yerlerinin, pestil, kömelerin, koz ve yaz  helvasının satıldığı ve tadıldığı, halka oyunlarının oynandığı yerlerdir yaylalar...

Velhasıl ! Çocukluktan başlayıp bağlandığınız eğlence ve şenlikleri ile eski günleri yad ettiğimiz yerdir yaylalar...

Daha akla gelmeyen yaşanmış ve yaşanan neler neler neler... 

İstersiniz ki, yayla çimeninde yatıp tüm dertleri, kederi çimene , toprağa boşaltıp gökyüzüne yükseleyim diye düşündüğüm yer olur yaylalar.  

Ayrılık vakti gelip çattığında tüm yılın    olumsuzlukları çimenlere gömülür yeni yılın hazırlıkları ile köylü köyüne, şehirli şehrine, gurbetçi gurbetine yol alır yayladan.

Bir taraftan bitmesini istemediğiniz buruk sevinç yürekleri sararken, gelecek yılın hayali, hasreti ve yeniden buluşma heyecanı ruhları ve  bedenleri hüzünle çepeçevre sararak ayrılırsın  yayladan....

İçten içe hiç bitmesini istemediğiniz duygularla, geçen geceler ve günler sonrası, gelecek yılın yayla, şenlikleri ve eğlenceleri yeni hayallerle yeni umutlarla yüreklere kazınır ve  yola çıkar yaylacılar...

NOT: Bu yıl yapılan şenliklerde üzüntüm, katılımın az olması oldu. Eskisi gibi olmasını temenni ederdim. Belki ekonomik nedenlerden, belki insanların salgın korkusundan şenlikler  eski yayla şenliklerinin gölgesinde kaldı.

Şenliklere katılanlar doyasıya eğlenerek  kurtlarını dökmüş halde ayrıldı yaylalardan...

Anadolu kültürünün en temel öğelerinden biri olan yaylacılık geleneği her ne olursa olsun devam ediyor ve edecektir de. O  nedenledir ki, üst kültürün alt ayağı olan yayla kültürü olmazsa olmazlardandır. 

Sadece yayla değil, yaylada ki etkinlikler ve şenlikler bu kültürün en önemli parçalarıdır. Yüzyılların birikimi olan yayla şenlikleri ve yaylacılık kültürünün korunması ve yaşatılması kuşaktan kuşağa aktarılması hepimizin görevi ve sorumluluğudur.

Sevgi,  muhabbet ve sağlıklı kalın..