07.05.2020, 00:07

Virüs ve salgın bilincinin önemi!

Virüs ve salgın bilincinin önemi!

‘Salgınla mücadelede, virüs bilgisi ve bilinci oluşturulmuş aktif toplum oluşturmak zorlayıcı ve kısıtlayıcı tedbirlerin önünde gider’. 

Günümüzde sosyal yaşamımızı derinden etkileyerek hayatımızı tehdit eden salgının baş aktörü KOVİD-19 virüsüdür.

Salgına karşın aldığımız temel önlemler:

EVDE KAL!

SOSYAL MESAFEYİ KORU!

ELLERİNİ SIK SIK YIKA! V.B

Virüsün ne olduğunu bilmeyen ve salgının nelere mal olabileceğini tam olarak anlayamayan toplumlarda sadece yukarıdaki önlemler bizleri istenen sonuca tam olarak ulaştıramaz.

Bu önlemlerin yanında toplumda tıpkı deprem bilinci gibi ‘Virüs ve Salgın Bilinci’nin de oluşturulması gereklidir.

Çünkü virüs bilgisi ve bilinci geliştirildiğinde virüsle mücadelede yasal zorlayıcı ve kısıtlayıcı yaptırımlar önemli ölçüde ortadan kalkarak toplum kendi güveliğini bir bakıma kendi sağlamış olacaktır.

Başka deyişle virüsle topyekûn mücadelede toplum pasif değil aktif görev üstlenmiş olacaktır.

Virüsün ne olduğu, nasıl çoğalıp,  insanları neden enfekte etmekte zorunda kaldıkları gibi sorular sadece mikrobiyog, virolog, doktor veya hemşirelerin bilmesi gereken konular mıdır?

Hayır:

Virüs hepimizin hayatını tehdit ettiğine göre, konun uzmanı olmasak dahi virüs hakkında basite indirgenmiş temel bilgileri bilmek (popüler bilim) en geçerli savunma silahımız olmalıdır.

VİRÜSLERLE OLAN KARMAŞIK İLİŞKİLERİMİZ

Yeryüzünde yaşamın başladığı 3,5 milyar öncesinden beri virüslerin var olduğu öne sürülmektedir.

Ancak mikroskop altında görülebilen bu yaratıklar yaşamlarını sürdürebilmeleri ve çoğalmaları için bakteri, bitki, hayvan ve insan hücrelerini kullanmaları gerekir.

Virüsler bizleri enfekte ettiğinde kendi genlerinin önemli bir kısmını bizim genlerimize (DNA) taşır.

Bu nedenle milyonlarca yıl süreyle zaman içinde tekrarlanan bu olaydan dolayı genlerimizin yaklaşık yüzde on’luk kısmı virüs geninden oluşur.

İnsan üzerinde ve içerisinde bulunan toplam virüs koleksiyonuna insan virom’u denir.

Virüs türleri sürekli değiştiğinden insan virom’u da zamanla değişir.

Her insanın yaşına, yaşam tarzına, bulunduğu coğrafik koşullara ve ortama bağlı olarak zaman içinde değişen kendine özgü bir virom’u vardır.

Zamanla insan hücresi gibi değişim ve dönüşeme uğrayan virüsler aynı zamanda canlılar arasında gen taşıyıcı görev yaparlar.

Koranalı hastalardan elde edilen Kovit- 19 virüslerinin genlerin yüzde doksan ikisi yarasaya; yüzde doksan sekiz’in ise Minsk kedisine ait olduğunu göstermiştir.

Bu bulgu virüsün hayvan genlerini zamanla insan genlerine taşıdığının bir göstergesidir.

Genlerimizi istila ederek çoğalan ve aynı zamanda genlerimizde bazı değişikliklere neden olabilen çoğu virüsler zamanla değişime ve başkalaşıma uğrayarak bizleri enfekte edemeyecek duruma gelmişlerdir.

Fakat yinede bazı virüsler bizleri enfekte etmeye devam ediyor.

Yirmi birinci yüz yılda dünya nüfusunun hızla artması, toplu yaşamın yaygınlaşması, ülkeler arası ulaşım kolaylıkları, virüslerin çoğalıp yayılmasında önemli rol oynamaktadır.

Özetle milyonlarca yıl virüsler canlılar ve insanlarla birlikte evrim geçirmişlerdir.

Bu evrim halen sürmekte olduğundan gelecek yıllarda mutasyona (değişim dönüşüm) uğramış yeni virüs türlerinin yeni salgınlara neden olma olasılığı yuksek bir ihtimaldir.

Ancak Kovit-19 virüsünün genomu tek zincirli RNA dan oluşmaktadır.

Bu tür virüs oldukça hızlı mutasyana üğrayarak enfeksiyon özelliğini kaybedebilir.

Umudumuz salgının daha fazla yayılmadan virüsün kısa zamanda mutasyonla şekil değiştirip etkisiz hale gelmesi veya etkin aşının bir an önce bulunmasıdır. 

Öte yandan virüsler insanlara göre çok daha hızlı bir evrim ve mutasyon, geçirdiklerinden aşı ve ilaçlara karşı kolaylıkla direnç gösterirler.

Bilim dünyası virüsleri kendi başlarına yaşayamayan canlı-cansız varlıklar olarak görse de gizemleriyle insan bilgisi ve teknolojisine meydan okudukları bir gerçektir.

Sağlıklı mutlu günler dileğiyle.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@