13.09.2021, 10:20

Vergi mahkemesine dava açarken aman dikkat!

2016 yılında ödeme emrine karşı açılmış bir dava..

2015 yılında yapılmış tebligata istinaden sicil terk şirket adına düzenlemiş ödeme emrine karşı dava açılıyor,

Dava açanın dava açma ehliyeti yok ama vergi mahkemesi davayı kabul ediyor; bu bir,

Yetmiyor, Davacıyı haklı buluyor, bu iki,

Süreç bölge idare mahkemesinde devam ediyor (!!!!) yapılan tebligatı uygun bulan idare mahkemesi mahkeme kararı bozuyor davanın reddine karar veriyor, kimse demiyor dava ehliyeti var mı bu üç…

Hikaye burada bitmiyor tabi, dava Danıştay’a taşınıyor, İhbarnameler usule uygun şekilde tebliğ edilmediğinden dava konusu ödeme emrinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması davacının , usule uygun olduğu iddiası davalı idarenin iddiası…

Yıllar geçiyor Danıştay’a kadar gelen davada, İdare de hala bu davayı kim niye açmış dava ehliyeti var mı diye bakan yok, dava dilekçesini hazırlayanı artık hiç zikretmiyorum bile. Hala tebligat usule uygundu değildi iddiaları havalarda uçuşuyor.

Ve sonuç… Danıştay kararı çok naif özetle diyor ki, Davayı açan şirket hukuken yok, ölüler dava açamaz!!! Vergi mahkemesine baştan davayı kabul etmeyecektin diyor…Tüm idaialra savunmalar kararlar çöp.

Güler misin ağlar mısın, 2016,2021 beş sene… Çok basit bir usul hatası ile baştan görülmemesi gereken bir davanın serencamesi yıllarca sürüyor da sürüyor… Dava, dosya esas, savunma, ikinci savunma, temyiz, ,temyizde savunma itiraz, düzletme vs …

Sonuç, şu Amme alacağı her türlü kesinleşmiş vaziyette, geçmiş olsun. Aman dikkat deyim, basit usul hatalarından hak kaybına uğramayın.

Olayın bir boyutu da hukuk sisteminin bu kadar verimsiz ve geç çalışması, hadi vatandaş bilmiyor, süreçte an az dört hakim, hazine avukatı, davacı vekili… Bu kadar önemli ve bir o kadar da basit bir noktayı atlayabiliyor. Hep denir ya, kurtuluş savaşında gökten yardımlar indi, Hah işte o yardım hala devam ediyor olmalı…Ülke hala ayakta durabiliyorsa.

Danıştay kararının kararının değerlendirme bölümü meraklısı için aşağıda…

Hukukla kalın.

“HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Belirtilen düzenlemeler uyarınca yargılama işlemlerinde bulunabilmek için, öncelikle hak ehliyetine sahip olmak gereklidir. Şirketler için söz konusu ehliyet tüzel kişiliğin kazanıldığı tarihten kaybedildiği tarihe kadar mevcut olan bir niteliktir. Başka anlatımla, bir şirketin hak sahibi olması, borçlu kılınabilmesi ve temsili, ancak tüzel kişilik kazandığı tarihle tüzel kişiliğinin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklı bulunmaktadır. 30/09/2014 tarihli .... Gazetesi'nde ilan edildiği üzere, ticaret sicilinden re'sen kaydı silinen davacı şirketin, davanın açıldığı 28/03/2016 tarihinde dava açma ehliyetinin bulunmadığı görüldüğünden, tüzel kişiliği sona eren ve yargılamada taraf olma ehliyeti olmayan davacı şirket adına kaydı silinmeden önce yetkilisi olan kişi tarafından imzalanan dilekçeyle açılan davanın ehliyet yönünden reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle verilen karara yöneltilen istinaf başvurusunu sonuçlandıran Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.”

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@