Geçen haftanın devamı covid şokları gölgesinde hazırlanılan Başakşehir müsabakasında Trabzonspor yine gençlerinin yardımına ihtiyaç duydu. Bu defa kahramanlar kalede Kağan, sol bekte Faruk Can, hamlede ise Yusuf Sarı ve genç stoper Atakan’dı.

Geçen sene yakaladığı şampiyonluğun duygusal olarak karşılığını alamadığını düşündüğüm, bu nedenle hem sezon başı hem sezon ortası takım aidiyetinden uzaklaşan ve ayrılmak için fırsat kollayan birçok oyuncusu olan Başakşehir takım olarak hem savunma hem de hücum anlamında çok gerilerde kaldı. Her ne kadar Başakşehir’de de sayısal anlamda birçok eksik olsa da sahaya yine alt yapıdan hiç oyuncu kullanmadan çıkabilecek bir kadro derinliği olduğunu da belirtmek isterim. Ve hamle anlamında da kulübesinde Trabzonspor’a oranla lig tecrübesi ve kariyer olarak çok daha değerli oyuncular olduğunu da belirtmekte fayda var.

Maçın analizi yapacak olursak ilk 75 dakikada daha çok topa sahip olan ama üretmekte sıkıntılar yaşayan takım Trabzonspor’du. Her ne kadar çok istekli olsalar da Bakasetas ve Yunus Mallı rakip orta saha blok arkasında boşluk bulma ve etkili pas alma noktasında sıkıntılar yaşadı. Djaniny ve Ekuban’ın çok az da olsa fırsat bulduğu alanlarda verimli olamadılar. Savunma noktasında Flavio ve Berat’ın katkısı olumlu olsa da hücum anlamında daha fazla sorumluluk alabilirlerdi. Başakşehir ise topsuz oyunu kontrol etme noktasında uzun süre başarılı oldu. Ama hücum anlamında ise neredeyse hiçbir varlık gösteremediler. Sadece Demba Ba hamlesinden sonra biraz daha ön alanda yerleşik olarak konumlanmış olsalar da Trabzonspor’un genç kalecisini test edebilecek fırsat bulmaktan çok uzaktılar.
Maçta kulübedeki hamle kısıtlılığından dolayı değişiklikler normal olarak maçın son diliminde geldi. Trabzonspor ihtiyaç duyduğu bireysel performans için sahaya Yusuf Sarı’yı sürmenin mükafatını kısa sürede aldı. Arkasından da bu yıl en iyi yaptığı şey olan skoru koruma noktasında yine hata yapmadı.

Son dönemin en önemli ritüellerinden birinin daha başarı ile geride bırakıldığı bir müsabaka oldu. Trabzonspor her ihtiyaç duyduğunda gençleri hazır kıta emre amade. Ve gençler alınlarının akıyla bu mücadelede takımlarına omuz verdiler. Onları yetiştirmekte, geliştirmekte emekleri geçenlere teşekkür etmek ve değer vermek gerekir. Son olarak daha yolun başında olduklarını unutmamalarını ve kat etmeleri gereken çok mesafe olduğunu bilerek çok çalışmaya devam etmeleri gerekir.  Haftaya karşılaşılacak Fenerbahçe, Trabzonspor’un oyun anlayışının dışında tempolu, direkt oyun benimseyen bir takım. Çokça geçiş oyunlarının yaşanması muhtemel bu oyun tarzı ile daha önce sadece Beşiktaş maçında karşılaşan Trabzonspor, pozitif vakaların maç öncesi -1. günde dönecek olmaları nedeniyle hem oyuncuların antrenman sayısı hem de taktik anlamda çalışma şansını yakalaması zor. Ama Trabzonspor bu yıl zorluklarla karşılaştığı birçok müsabakadan beklenilenin aksine kolay denecek şekilde sıyrılmayı başardı.

Yine oyun üzerinden değerlendirmeden uzak, kazanılması gereken bu sınavdan da Abdullah hoca başarı ile ayrıldı. Ve haftanın ilk müsabakasını kazanarak rakiplerinin üzerinde baskı kurdu.