Sözde ortaklığın iş yerine ve çalışana etkisi ne oluyor?

İnsanın gücü sınırlıdır. Kişi her işi tek başına halledemez. Tek başına halletmeye kalktığında mutlaka başaramayacağı işler olacaktır, başarabilmek için başkalarıyla işbirliğine ve dayanışmaya ihtiyaç vardır.

Bu nedenle de ‘Bir Elin Nesi Var, İki Elin Sesi Var’ demiş atalarımız.

Peki atasözünün hakkını verebiliyor muyuz? Gerçekten de uzun soluklu ortaklık kurabiliyor muyuz?

Aslında cevap çok açık… Kuramıyoruz …

Ortaklığın ne olduğunu ya da nasıl olması gerektiğini bilmiyoruz, bilmediğimiz için de hep bir ayağı topal ilerliyoruz.

Ortaya ne kadar sermaye koyulduğunun çok da bir önemi yok. Önemli olan ortaklık yapısını iyi analiz etmek, görev ve sorumlulukları en ayrıntısına kadar açıklamak.

Bir iş yerinde tedarikçi firmalarla kim görüşür, işe alımları ya da işten çıkarımları kim yapar, gün sonu özetini kim analiz eder, hukuki sorumlulukları kim takip eder, iş sağlığı güvenliği ile kim ilgilenir, kasa hesabını kim tutar, müşteri geri bildirimlerini kim yönetir ve bunun gibi birçok konu…

Ortaklık kurarak trilyona yakın yatırım yapıyoruz fakat 2 gün oturup da ortaklık yapısını konuşmuyoruz. Sağlıklı bir ortaklık için iki satır yazı yazıp, imzalayıp, dosyamıza koymuyoruz.

Nedeni ne peki?

Ortaklık için gerekli olan ya da olması gereken şeyleri bilmiyor muyuz? 

Hiç mi acımıyoruz heba ettiğimiz yatırımlara…

Hadi tamam paramıza acımıyoruz peki istihdam ettiğimiz personellerin her gün yaşadığı ikilemlere de üzülmüyor muyuz?

Bir ortağın ak dediğine diğer ortak kara derken personel ne yapsın. Biraz ak’tan biraz da kara’dan alıp gri’yi mi tercih etsin?

Yetki karmaşasında personel işiyle mi uğraşsın yoksa ortakların egosuyla mı?

Çok zor değil…

Lütfen, otur, düşün, kağıda dök, imzala ve imzaladığını uygula... Hem iş yerinin sürdürülebilirliğini sağla hem de personelin huzurunu…

YORUM EKLE

banner426

banner421