Özellikle sosyal medyada yükselen eleştiri tufanına yönelik değerlendirmelerde bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, toplantının son derece başarılı geçtiğini belirtip, eleştirileri de saygıyla karşıladıklarını ifade etti.

CHP'nin düzenlediği "İkinci Yüzyıla Çağrı" vizyon toplantısının yankıları devam ediyor. Yurtdışında bulunan bazı bilim insanlarının da konuşma yaptığı toplantıyla ilgili değerlendirmeler devam ederken, bir kesim toplantının verimsiz geçtiğini savunarak yoğun eleştiri bombardımanında bulundu.

"TOPLANTI SON DERECE VERİMLİ GEÇTİ"

Sosyal medya üzerinden de yükselen bu eleştirileri saygıyla karşıladıklarını belirten CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, toplantının son derece başarılı geçtiğini ifade etti.

"SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİNE İHTİYACIMIZ VAR, NASIL OLMASI GEREKTİĞİNİ ANLATTIM"

Kılıçdaroğlu, büyük ses getiren toplantıyla ilgili Sözcü gazetesinden Saygı Öztürk'e şu değerlendirmelerde bulundu; "İkinci Yüzyıla Çağrı" vizyon toplantısının temel felsefesi şu: Türkiye'nin tek adam rejimine mahkum edilmesi, Türkiye için hangi sonuçları doğurduğunu hepimiz yaşıyor ve görüyoruz. Türkiye'nin buradan çıkması lazım. Buradan çıkması için de yeni bir tek adama ihtiyacımız yok. Bir sistem değişikliğine ihtiyacımız var. Bu sistemin nasıl olması gerektiğini anlattım. Daha önce 'Devlette liyakat' diye çok sık söz ederdim. Dün, yalnız Türkiye'de değil, dünya çapında bilim insanlarıyla, geçmişte uygulaman içinde olmuş bilim insanlarıyla bir araya geldik. Onlar, Türkiye'nin sorunlarının çözülebileceğini gayet güzel anlattılar. Bunların hiçbiri yönetime değil.

"TÜRKİYE'NİN ARTIK EKONOMİK KRİZ TABLOLARIYLA KARŞILAŞMAMASI LAZIM"

Liyakati bir tarafa atar, sadakati getirirseniz kamu yönetimine başarı elde edemezsiniz. Çok açık ve net bugün yaşadığımız tablo bunu gösteriyor. Sistemin nasıl olması gerektiği konusunda da düşüncelerimi ifade ettim. Hocalar da bir şekilde bunu kendi anlatımıyla dile getirdiler. Ama sistemin eskiye dönmek olmadığını da ifade ettim. Eskiye dönelim değil, Türkiye'nin artık ekonomik kriz tablolarıyla bundan sonra hiç karşılaşmaması lazım. Bunun için yeni bir sistemin gelmesi gerektiğini ifade ettim.

"6 LİDER OLARAK TÜRKİYE'Yİ İTİBARLI KILMAK İÇİN ÇALIŞIYORUZ"

Sağduyu sahibi olan herkes ama herkes benim yaptığım açıklamaların doğru olduğunu ve olması gerekenin de bunlar olduğunu zaten ifade ediyor. Sağcısından solcusuna, geçmişte siyasi yelpazenin değişik yerinde olan sağduyu sahibi herkes buna evet diyor. Dolayısıyla biz 6 lider olarak Türkiye'yi dönüştürmek, saygın kılmak, itibarlı kılmak, hukuk devleti haline getirmek, yoksulluğu bitirmek, üreten Türkiye sürecini başlatmak, elde edilen gelirin hakça bölüşülmesine ortam hazırlamak ve bu topraklarda hiçbir çocuğun yatağa aç girmediği bir büyümeyi hedefliyoruz. Bunun üzerinde duruyor, bunun üzerinde çalışıyoruz.

7 GÜN, 24 SAAT ÇALIŞMA

6 liderin kendi kadrolarında da son derece yetkin insanlar var. Biz bu yetkin insanlarla birlikte çalışıyoruz. 70 kişilik bir kadro oluşturduk. Bunlar bilimin her alanında kendisini kanıtlamış insanlar. Bazıları Türkiye'de, bazıları yurtdışında yaşıyor. 'Devlet 7 gün, 24 saat çalışacak' derken dünyanın neresinde olursa olsun bu insanlarla iletişim halinde olacağız, sorunları masaya yatırıp sağlıklı çözümler üreteceğiz. Belçika'da 2010 yılında başlayan hükümet kurma çalışmalarından tam 540 gün sonuç alınamadı ve ancak 2011 yılında hükümet kurulabilmişti. 540 gün hükümet kurulmamasına rağmen hiç kimse çıkıp 'Belçika'da kriz var' demedi. Çünkü sistem oturmuş ve çalışıyor zaten. Almanya'da uzun süre hükümet kurulamadı, koalisyon görüşmeleri aylarca devam etti. Ama kimse 'Almanya'da kriz oldu' demedi. Çünkü sistem oturmuş vaziyette.

"TÜRKİYE TEKNOLOJİ ÇAĞINI, DEVRİMİNİ KAÇIRAMAZ"

Başka önemli bir konuyu daha işledik. Türkiye teknoloji çağını, devrimini kaçıramaz. Türkiye sanayide yeni hamleler yapmak, yeni buluşların altına imza atmak zorundadır. Günümüzün petrolü çiptir. Dünyanın gelişmiş ülkeler arasında şimdi çip savaşları veriliyor. Konuşmamda da söylemiştim, petrolün nereden olacağını biz bilemeyiz. Ama çipin nerede üretilmesi gerektiğine karar verebiliriz. Siyaset kurumunun, tek adam rejiminin bunlardan en ufak bir şekilde haberi bile yok. Eğer Türkiye, katma değeri yüksek ürünü üretemezse, bu alanı büyütemezse, üniversiteleri vasatlaştırırsa o zaman 85 milyonluk Türkiye, katma değeri yüksek ürün üreten ülkelerin pazarına dönüşür. Bunun en tipik örneği cep telefonlarıdır. Teknolojisi gelişmiş ülkelerin ürettiği cep telefonlarını 85 milyon olarak kullanıyoruz. Onlar için büyük bir pazarız.

"TEKNOLOJİK GELİŞMELERE İMZA ATACAK NİTELİKLİ İNSANLARIMIZ VAR"

'Ey dünya, sesinle yarışmaya geliyoruz' derken, kastettiğim budur. Çünkü Türkiye'de teknolojik gelişmelere imza atacak çok nitelikli insanlar var. Bu insanların çalışabilecekleri ortamı tümüyle hazırlayacağız. Üniversiteler birer araştırma kurumuna dönüşecek. Bütün bunların hepsini yapabiliriz. 70 kişilik ekibimden hiç kimse karamsar değil. Bu insanlar pek çok önemli çalışmanın altına imza atmış insan. Onun için bizim Türkiye'yi kararlılıkla, azimle ileriye taşımamız lazım."