21.06.2021, 18:59

Karakter meselesi

Karakter; bireye özgü davranışların bütünü olup, insanın fiziksel, duygusal, zihinsel ve düşünsel etkinliğine, çevrenin verdiği değerdir. Kişinin; ailesinde, mahallesinde, şehrinde, ülkesinde ortaya koyduğu kimliktir. İnsanın çevresinde sevginin ve saygınlığın sembolü ve simgesidir karakter. Kişinin çevresinde ve toplumda bıraktığı hoş seda, vurduğu damgadır. İnsanın ömrü boyunca belirlediği rotasının pusulasıdır karakter. Ne mutlu bu pusulayı doğru kullanana...       

İnsan, hayatı boyunca karakterini şekillendirirken ailenin, okulun, çevrenin, toplumun değer yargılarının etkisinde kalarak kişilik özelliklerini belirler. Çocukluktan itibaren gelişimi  şekillenir, biçimlenir ve gençliğinde yönünü bulur, sonrasında ise olgunluğunu yaşar.          

Kişinin bu gelişiminde yaşadığı dönemin sosyo-kültürel, ekonomik, siyasal, eğitim normları  oldukça etkilidir. Öyle ki; birey karakteri, ya güç kazanır ya da güç kaybeder. Karakterli bireyin gelişiminde önce kişilikli, kimlikli bir anne-baba, ardından iyi bir eğitim, ardından her yönüyle duruşu olan bir toplum esastır. Ancak aile, eğitim ve toplum hayatı sorunlu hale gelir ve sorunlar giderek artarsa birey karakteri de bulunduğu o alanın yapısına bürünmeye başlar. Kişilikli bir toplumsa kişi karakteri güçlü, yozlaşan bir toplum bütünü ise kişi karakteri de yozlaşan, sevimsiz itici bir hal alır.    

Karakterli bir insan;
        
          Dürüsttür,
          Ahlâklıdır,
          Adaletlidir,
          Hükuktan yanadır,
          Hakkaniyetlidir,
          Toplumsal menfaatten yanadır,
          İlkelidir,
          Kararlıdır,
          Bilgedir,
          Sorumluluk sahibidir,
          Çalışkandır,
          İradelidir,
          Saygılıdır,
          Alçakgönüllüdür,
          Vatanseverdir,
          Namusludur,
          Çömerttir,
          Cesaretlidir,
          Özgürlükçüdür.
          Azimlidir,
          Merhametlidir,
          Sabırlıdır,
          Kibar ve düşüncelidir,
          Sevgi doludur.
          
Karakterli olmayan insan;

          Riyakardır,
          Bukalemun gibi her renge girer,
          Yüzsüzdür, yalakadır,
          Adalet, hakkaniyet, hukuk tanımazdır,
          Güçlünün adaletine teslim olur,
          Şahsi menfaatni ön planda tutar, toplum menfaatini umursamaz,
          Kuralsızdır,
          Erken pes eder,
          Tembeldir,
          Kolaydan kazanmaya çalışır,
          Çıkarı için her yolu mübah görür,
          İnsana ve topluma saygısı yoktur,
          Kendinden başka hiçbir şeyi önemsemez,
          Tamahkârdır,
          Korkaktır, 
          Sıkışınca, zoru görünce kaçmayı, saklanması tercih eder,
          Fırsatçıdır, 
          Fesattır,
          Kaypaktır,
          Yeri gelince acımasızdır.
          Sevgi, saygı, nezaket yoksunudur,
          Sadece kendisi için yaşar.

Maalesef, toplumsal yaşamın içerisinde karekter sahibi insanların sayısının gün geçtikçe mum gibi eridiğine şahit oluyoruz. Son yıllarda yozlaşan bu tablonun olusumunda; ayrıştırıcı, rekabetçi, kutuplaştırıcı, siyaset dili etkili olurken; bir taraftan ekonomik hayatın insanları derin krizlere sürüklemesi, gelir dağılımındaki adaletsizlikler, diğer taraftan adalet ve hukuk kavramının insanımıza güven aşılamaması ve aşınması, hakkaniyet ilkelesinin bireysel ve toplumsal açıdan yıpratılması, sosyal adaletin gittikçe zayıflaması, eğitimin itibarsızlaştırılması, manevi değerlerden çok maddi değerlerin ön plana çıkarılıyor olması, dijital dünya ve sosyal medyanın yarattığı her türlü dezenformasyon, etik değerlerin gözardı edilmesi  önemli etkendir.
         
Russel Gough, "Karakteriniz Kaderinizdir" adlı kitabında diyor ki:

"Doğru ve iyi olanı bilmek ile doğru ve iyi olanı yapmak arasındaki en önemli bağlantı doğru ve iyi olanı yapacak bir karaktere sahip olmaktır. Eğer karakter gelişmemişse tahsil işe yaramıyor."           

Unutmayalım; banka hortumlayanlar, devleti soyanlar, rüşvet alıp vatanı çıkar uğruna satanlar, maç satanlar, şike yapanlar, teşvik verenler; birilerini hakir görüp aşağılamakla yükseleceklerini zannedenler hep karakter  sorunu yaşayanlardır.

O yüzden Roosevelt demiş ki:

"Bir insanı ahlâken eğitmeden sadece zihnen eğitmek topluma bir bela kazandırmaktır."

Karakter sahibi olmak, ahlâklı olmaktır. Ahlâklı olma sorunu yaşayanların  bu ülkenin maddi ve manevi kaynaklarını nasıl heba ettiğini gördük. Bu tipler vali, doktor, avukat, yargıç, öğretmen, siyasetçi, ekonomist vb. olmuş ama adam olamamış. Zaten Türk insanın zeka sorunu yok. Türk insanının  karakterli insan sayısını artırma sorunu var.  Bunu düzelttiğimiz anda bu ülkenin önü açılacaktır. 

Temiz toplum temiz bir gelecek için; her bireyde, her kurumda, her sorumluluk sahibinde olması gereken en temel öğe olan karekteri, millet olarak artırdığımızda herşey daha güzel olacaktır...

Yorumlar (2)
Nuran Kara 1 ay önce
Çok güzel bir konu çok ta doğru kaleminize sağlık
doğan yıldız 1 ay önce
yazdıklarınızın hepsi doğru sadece bir cümleye katılmıyorum. türk insanının zeka sorunu yok demişsiniz. bence var.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@