Günlerdir yazıyorum ve ısrarla da yazmaya devam edeceğim. Trabzon’da muhalefet partilerinin en büyük rakibi kendileri diyorum. Bu söylemimde de ısrar ediyorum. Ülkenin içinde bulunduğu bu şartlarda bile doğru düzgün muhalefet yapılamıyorsa bunun tek bir sebebi var, oda beceriksizliktir. 

Partiler il teşkilatlarını ahbap çavuş ilişkisi içinde dizayn etmeye devam ettiği sürece onlardan bir şey beklemek mucize olur. kimse teşkilatlarının liderlerini seçerken, bilgisine, birikimine, tecrübesine, konuşmasına, lisan sayısına, temsiliyetine, toplumla diyaloglarına, sosyalitesine bakmıyor, baktıkları tek kriter, benim sözümden çıkmazsın. Benim belirlediğim alan içinde kalsın! Bu uygulama insanlardan çok diğer canlılar için geçerli bir kural. Sahibine itaat, ama sonsuz itaat. İş böyle olunca da, bizde yazıyoruz, Trabzon’daki muhalefetin en büyük rakibi kendisi diye. 

İYİ Parti’nin kuruluşunda yer almış, mücadele vermiş, belediye meclis üyeliğine kadar seçilmiş bir isim var, Davut Çakıroğlu. Trabzon’daki bütün muhalif partileri bir kenara, Davut Çakıoğlu’nun bir kenara koyun. Adam tek başına mücadele veriyor. Araştırıyor, buluyor, belgeleriyle, delilleriyle, dayanaklarıyla seviyeli ve sert muhalefet yapıyor. Kimseye eyvallah demeden korkusuzca görüşlerini açıklıyor. Bütün muhalif partilerin bir araya gelip yapamadığını tek başına yapıyor. İyi Parti’de kalkıyor bu adamı disipline sevk ediyor. Sanki kendileri partide her sorunu çözmüş, dört dörtlük bir düzen kurmuşta tek sorunları Çakıroğlu kalmış gibi! 

Ama Çakıroğlu bağımsız bir meclis üyesi olmasına rağmen, iktidara kök söktürüyor. Elinizde böyle biri olacak, değerini bilmeyip başka mecralarda koşacaksınız. Olacak iş değil! Bana göre İYİ Parti kurmayları bu yanlıştan bir an önce geri dönmeli, Çakıroğlu’na İâde-i itibârı teslim etmelidir.