banner192

Gündem'de neler var

Peşmerge’yle Işid arasındaki mesafe daraldıMusul’un çıkışını kontrol altına alan Peşmerge birlikleri oluşturdukları cephelerde her an çatışmaya girecek şekilde hazır bekliyor.Irak'ın Kuzeyinde kalan ve ülkenin en büyük kentlerinden biri olan Musul’un IŞİD

Gündem'de neler var

banner197

Peşmerge’yle Işid arasındaki mesafe daraldı

Musul’un çıkışını kontrol altına alan Peşmerge birlikleri oluşturdukları cephelerde her an çatışmaya girecek şekilde hazır bekliyor.

Irak'ın Kuzeyinde kalan ve ülkenin en büyük kentlerinden biri olan Musul’un IŞİD örgütü tarafından ele geçirilmesinin ardından Irak ordusuna bağlı askerler kaçarak şehri terk etmişti. Irak ordusunun kaçması üzerine IŞİD militanları ile karşı karşıya kalan Peşmerge birlikleri, bölgeye binlerce takviye yaptı. Daha önce Irak ordusu birliklerinin kullandığı Musul’un çıkışındaki binaya yerleşen Peşmerge birlikleri binaya kendi bayraklarını çekti. Irak bayrağının yer almadığı birlikte sadece Peşmergelerin bayrağı dalgalanıyor.
 
Erbil-Musul yolunun hâkimiyetini tamamen elinde bulunduran ve birden çok kontrol noktası oluşturan Peşmerge birlikleri, IŞİD’e karşı hazır kıta bekliyor. Peşmerge birlikleri kontrol noktalarını oluşturarak ilerlediği yolda Musul’un bir kilometre kadar yakına girdi. Musul’a bir kilometre kala bölgede mevzilenen Peşmerge birlikleri, kentten çıkan bütün araçları kontrolden geçirdikten sonra Erbil’e girmesine müsaade ediyor.
 
Zaman zaman hareketli anların yaşandığı ve IŞİD militanları ile aralarındaki mesafenin 500 metreye kadar düştüğü Peşmerge cephesinde, ağır silahlar dikkat çekiyor. Peşmergeler bir taraftan dürbünle IŞİD militanlarını gözlemlerken diğer taraftan keskin nişancılar ve otomatik silahlar her an ateşlenecek şekilde hazır bekliyor. Sadece Musul yolunda yaklaşık 10 bin kadar Peşmerge’nin bulunduğu öğrenildi. Peşmerge güçlerinin elinde biksi, roket atar, RPG 7 gibi ağır silahların yanı sıra AK47, otomatik silahlar ve sniperlar bulunuyor.
 
Atatürk'ün makam araçları bakıma alınıyor
 
[PAGE]

GENELKURMAY Başkanlığı, bir ilke imza atarak Atatürk'ün Anıtkabir'de sergilenen 80 yaşındaki 3 makam otomobilini tamir ve bakıma aldırıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in talimatlarıyla hızlandırılan çalışmanın ardından Atatürk'ün iki adet 1934 model Lincoln ve bir adet 1936 model Cadillac otomobil orijinaline uygun şekilde tamir, bakım ve restorasyonu yapılacak.

Cumhuriyet tarihinin en önemli dönemlerine tanıklık etmiş olan Atatürk'ün Anıtkabir'de 58 yıldır sergilenen iki adet 80 yaşındaki Lincoln ve 78 yaşındaki Cadillac otomobilleri orijinal halde tamir ve bakımlarıyla birlikte restorasyonunun yapılması konusunda çalışmaların son aşamasına gelindi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'in, Atatürk'ün otomobillerinin bakım ve onarımlarıyla ilgili uzun yıllardır süren bürokratik engellerin aşılması ve çalışmaların hızlandırılmasıyla ilgili verdiği emirle araçların bakım ve onarıma gönderilmesi konusundaki çalışma tamamlandı.

TÖRENLE GÖNDERİLECEKLER

Atatürk'ün otomobillerinin orijinal halde bakım ve onarımlarıyla birlikte restorasyonlarının yapılabilmesi için Genelkurmay Başkanlığı uzun yıllardır yaptığı araştırma sonucu Antika Otomobil Federasyonu ile anlaştı. Görüşmeler sonucu otomobilleri Anıtkabir'de yerinde gören ve protokol sözleşmesini imzalayan Antika Otomobil Federasyonu Başkanı Cengiz Arsay'ın otomobillerle birebir ilgileneceği öğrenildi. Otomobillerin Anıtkabir'den çıkarılışı ise yine hazırlanan görkemli bir törenle gerçekleştirilecek.

LİNCOLN MARKA ÜSTÜ AÇIK OTOMOBİL

Atatürk'ün 1935-1938 yılları arasında tören arabası olarak kullandığı Lincoln marka üstü açık binek otomobili 6 kişilik, 4 kapılı, tek parça düz tip ön camlı, şoför mahalli koltukları ve arka koltuklar kahverengi deri kaplı ve kahverengi deri kaplı katlanır ara koltuğa sahip. Otomobil, Atatürk'ün vefatından sonra Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanları tarafından tören otomobili olarak 1963 yılına kadar kullanılmaya devam edildi. Maliye Bakanlığı'nın 23 Ağustos 1960 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin yazısına atfen bu otomobili 1963 tarihinde, 1644 demirbaş numarası ile çalışır durumda, Anıtkabir Atatürk Müzesi Müdürlüğü'ne devredildi.

Otomobilin Anıtkabir'e nakledilmesinden gönümüze kadar kapsamlı bir restorasyon görmediği sadece 20 Nisan 2011 tarihinde otomobilin eskiyen ve yırtılan tentesinin değiştiği belgelerden ortaya çıkıyor.

LİNCOLN MARKA ZIRHLI OTOMOBİL

Atatürk'ün 1935-1938 yılları arasında kullandığı Lincoln 1934 siyah zırhlı otomobilin özellikleri 7 kişilik, orta direkten menteşeli 4 kapılı, tek parça ön camlı, kısmi deri kaplı metal tavanlı, 8 kurşun geçirmez camlı, şoför mahallinde siyah dei kaplı koltuklar, kapı içi döşemeleri, katlanır ara koltuk ve sabit arka koltuk ile tavan kumaş kaplı, halı kaplı yer döşemeleri şeklinde sıralanabilir.

Otomobil Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği'nin teklifi doğrultusunda Maliye Bakanlığı aracılığıyla Anıtkabir'e 1958 tarihinde devredildi. Devir teslim öncesinde dönemin Anıtkabir Müdürü Kemal Güngör tarafından Ordu Donatım Ana Tamir Fabrikası Müdürlüğünde bakım ve onarımı yaptırıldı. Anıtkabir'de Atatürk'e ait otomobillerden en kapsamlı bakım onarıma uğrayan araç olduğu ve belgelerden bu otomobil için Amerika'dan parça siparişi görülmektedir. Otomobilde 18 Şubat 1958 tarihinden sonra herhangi bir işlem yapılmamış.

1936 MODEL CADİLLAC OTOMOBİL

1936 model Cadillac 80 serisi özel otomobil Atatürk'e Türkiye İş Bankası tarafından armağan edildi. Atatürk bu otomobili 1936-1938 yılları arasında kullandı. 12 silindirli bu eski Cadillac 80 serisinin motoru 6.8 litrelik ve 150 HP güç üretiyor. Ön konsolu basit birkaç düğme ve göstergeden ibaret. Ancak tabii ki artık çalışmıyor. Cadillac'ın yuvarlak çerçeveli gösterge tablosundaki saat 09.05'e yarlanmış. 8 kurşun geçirmez camlı otomobil 12 silindirli motoruyla zamanının en güçlülerinden biriydi. Ama artık zamana yenilmiş ve suskun. Otomobil Ankara Hususi 0645 (AH0645) plakalı.

 

PORTAKAL BAHÇESİ HANGARLARINDAN GETİRİLDİ

Atatürk'ün vefatından sonra otomobilin vasiyetnamesinin dışında kalmasından dolayı kız kardeşi Makbule Atadan'a intikal etmiş. Otomobil, 1949 yılından itibaren Makbule hanımın dayısının oğlu Abdurrahman Aldırma'nın muhafazasına verildi. Makbule Atadan'ın 18 Ocak 1956 tarihinde vefatı üzerine otomobil, varislerine kaldı ve Hatay Dörtyol ilçesinde portakal bahçesi hangarında bekçi kadın Fatma Soysal tarafından koruma altına alındı.

[PAGE]

Atatürk'ün manevi evlatlarından Mühendis Abdürrahim Tunçak varisler vekili olarak, Cumhurbaşkanlığı'na 1959 tarihli bir yazı yazarak bedelsiz olarak müzeye bağışlamak istediğini bildirdi. Tunçak ile irtibat kurularak otomobil tren vagonuna konularak Ankara'ya getirildi.

Dönemin Anıtkabir Müdürü Şemsettin Kınıkaslan, Atatürk'ün manevi evlatlarından Tunçak'a, 25 Eylül 1959 tarihinde teşekkürlerini ilettiği yazı Anıtkabir arşivinde,'Atamızın hayatta iken bu arabada geçen saatlerinin hatıralarını, Türk milletinin ebediliğe akıp gidecek yıllar boyunca hürmet ve saygıyla anacaktır' şeklinde yer alıyor.

Hatay Dörtyol'daki portakal bahçesi hangarlarında kaldıktan sonra Ankara'da Ağır Bakım Tamir Fabrikası'nın düzenlediği tutanakta otomobilin kaporta, iç döşeme, yürüyen aksamı ve motorunda onlarca eksik ve arızaya rastlandığı belirtildi. Otomobildeki eksikler ve arızalar tespit edilmesine karşın tutulan tutanaktan da anlaşıldığı gibi herhangi bir bakım onarım ve restorasyon yapılmadan Anıtkabir'de sergilenmeye başlandı.

ANITKABİR'DEN ETKİLENEN TÜRK VE YABANCI ZİYARETÇİLER

Bu arada Anıtkabir'e dünyanın ve Türkiye'nin dört bir yanından gelen ziyaretçi sayısının hafta içi 20 bini hafta sonu ise 50 bin kişiyi buluyor. Muğla Ortaca'dan gelen bir grup ziyaretçi Anıtkabir'e yaptıkları ziyaretten duydukları mutluluğu anlattı. Bir ziyaretçi, Atatürk'ün Türkiye'ye güzel hizmetler verdiğini belirtirken, "Çanakkale Müzesi'nden ve şehit olan askerlerden çok etkilendik. İçimden geldiği gibi konuşamıyorum, ağlamak geliyor içimden. Bambaşka bir şey. Televizyonda görmek bir başka, canlı olarak buraya gelip görmek çok daha bambaşka bir şeymiş. Çok heyecanlanıyor insan çok etkileniyor. Bir de öyleyken dil uzatılıyor. Aklımın ermediği taraf o, yazıklar olsun derim" dedi. Muğla Dalaman'dan gelen Ayla Yılmaz ise, "Çok duygulandım. 58 yaşındayım. Buraya gelmeyi çok istiyordum, ancak gelebildim. Bir daha böyle büyük adam çıkmaz, gurur duyuyorum" diye konuştu.

Güler Ceylan da, "Ben de çok duygulandım Cumhuriyetimize daha iyi çıkmamız gerektiğini daha da iyi anladım. Zaten sahip çıkıyoruz ama daha da çok sahip çıkmamız gerektiğine inandık. Gençlerimiz şimdiden sonra daha çok sahip çıkacak inşallah. İran'dan gelen genç çift ise, Anıtkabir müzesini çok güzel bulduklarını belirtti. Yine İran'dan gelen Azeri Türklerinden bir kadın ise, “Atatürk çok yahşi bir insandı. Allah rahmet eylesinö derken, eşi ise, “Allah rahmet eylesin tarihi bir adamdı. Muvaffak adamıydı. Milleti için çok zahmet çekti. Kabiliyeti çok büyüktü" dedi.

Almanya Köln'den gelen gurbetçi Türk ailesi ise, duydukları mutluluğu dile getirirken, Anıtkabir'in küçük ziyaretçileri öğrenciler ise hislerini dile getirdi.

Hakkari'de operasyon!

[PAGE]

Hakkari Şemdinli İlçesi'nde dün Aktütün Ana Üs Bölgesine süt taşıyan araç, dün teröristler tarafından yakıldı.İnsansız Hava Aracı, olay bölgesine yönlendirilerek dün saat 15.37-16.45 saatleri arasında aracın yakıldığı bölgede taarruz helikopteri ile ateşle keşif yapıldı. Dün akşam saatlerinde 3'üncü Dağ ve Komando Tabur Komutanlığı tarafından bölgede operasyon başlatıldı.

Genelkurmay Başkanlığı'ndan yapılan yazılı açıklama şöyle; "Bölücü Terör Örgütü mensubu silahlı üç terörist tarafından, Hakkâri / Şemdinli-Aktütün karayolu üzerinde Mehendi Köprüsü Mevkiinde, Aktütün Ana Üs Bölgesine süt taşıyan bir araç durdurularak yakılmıştır.

Olaydan hemen sonra bölgede faaliyette olan İnsansız Hava Aracı, olay bölgesine yönlendirilmiş, ayrıca 15.37-16.45 saatleri arasında aracın yakıldığı bölgede taarruz helikopteri ile ateşle keşif yapılmıştır. 15 Haziran 2014 saat 18.00'de, 3'üncü Dağ ve Komando Tabur Komutanlığı tarafından bölgede operasyon başlatılmıştır."

Dışişleri'nden FLAŞ açıklama

[PAGE]

Dışişleri Bakanlığı, IŞİD'in dün gece saatlerinde Musul'un Türkmen yoğun Telafer ilçesine saldırılarını arttırdığını ve bilahare ilçeyi ele geçirdiğini ve ülkedeki şiddet olayları geniş çaplı bir mezhep çatışmasına dönüşme riski taşıdığını açıkladı.

ŞİDDET OLAYLARI BİR MEZHEP ÇATIŞMASINA DÖNÜŞME RİSKİ TAŞIMAKTADIR

Dışişleri Bakanlığı'ndaki, Irak Kriz Masası'ndan yapılan yazılı açıklama şöyle; "Irak'ın büyük bölümünü etkileyen şiddet olayları devam etmekte; IŞİD ile Irak Silahlı Kuvvetleri arasındaki çatışmalar sürmektedir. Güvenlik alanında düzelme bulunmamaktadır. IŞİD'in dün gece saatlerinde Musul'un Türkmen yoğun Telafer ilçesine saldırılarını arttırdığı ve bilahare ilçeyi ele geçirdiği öğrenilmiştir. Ülkedeki şiddet olayları geniş çaplı bir mezhep çatışmasına dönüşme riski taşımaktadır."

TARİFELİ UÇUŞLAR DEVAM EDİYOR

"Bulunduğumuz aşamada 13 Haziran tarihli güvenlik duyurumuzdaki unsurlar geçerliliğini korumaktadır. Bu çerçevede, Musul, Kerkük, Selahattin, Diyala, Anbar ve Bağdat'ta bulunan vatandaşlarımızın can güvenlikleri bakımından tedbirli davranmaları, mümkün olan en kısa sürede bu bölgelerden ayrılmaları ve sözkonusu bölgelere seyahat edilmesinden kaçınılması kuvvetle tavsiye edilmektedir. THY, Bağdat, Basra, Necef, Süleymaniye ve Erbil Havalimanları'ndan tarifeli uçuşlarını sürdürmektedir. Irak'tan ayrılmak isteyen atandaşlarımızın Kriz Merkezi'nin yanısıra Bağdat Büyükelçiliğimiz, Basra Başkonsolosluğumuz ve Erbil Başkonsolosluğumuzdan da yönlendirme alması ve uçuşlarla ilgili olarak THY'yle temasta kalması yerinde olacaktır."

"TÜM ÇALIŞMALAR HASSASİYETLE SÜRDÜRÜLMEKTEDİR"

"Irak'ta 11 Haziran tarihinden bu yana alıkonulan Musul Başkonsolosluğumuz personeli ve Musul'un Geyara ilçesinde tutulan 31 şoförden oluşan vatandaşlarımızın ülkemize en kısa sürede, sağ salim dönmeleri amacıyla gerekli tüm çalışmalar hassasiyetle sürdürülmektedir.

Bakanlığımızda faaliyetine devam eden ve ilgili diğer kurumlarımızın personelinin de hizmet verdiği Kriz Merkezi, Irak'taki durum ve bu ülkedeki vatandaşlarımız hakkında Bakanlığımıza iletilen tüm soru ve talepleri eldeki güncel bilgiler ışığında cevaplandırmaktadır. Konsolosluk Çağrı Merkezlerimize yapılan başvurular da eşzamanlı olarak Kriz Merkezi'ne yönlendirilmektedir."

Silah kullanmadan Kerkük'ü aldılar

[PAGE]

Irak’ın Kerkük kentine girince yolun sağında Amerikan ordusunun geride bıraktığı beton bloklarla çevreli uçsuz bucaksız askeri kampta şimdi Kürdistan bayrağı dalgalanıyor. Irak ordusu ‘out’, peşmerge ‘in’. Dostum Muhammed, “Normal zamanda peşmerge Kerkük’ü almaya kalksaydı kan gövdeyi götürürdü ama tek kurşun atmadan kontrolü ele aldılar” dedi. Irak Savunma ve İçişleri Bakanlıkları ile Kürt yönetiminin yaptığı anlaşmaya göre ordu görevini ifa edemeyecek duruma düşerse peşmerge devreye girecek. Bu anlaşma peşmergenin elindeki yasal dayanak. Türkmen, Arap ve Kürtlerden oluşan polis teşkilatı caddelerden tamamen kaybolmamış ama asker namına tek peşmerge var.

KÜRT’ÜN ARAP’LA SINIRI: ZAP SUYU

Merkez güçlerin kontrolünden çıkan Riyaz ve Havice’ye doğru ilerlerken Gaz Şimal bölgesindeki kontrol noktasından sonra Zap suyunun yanında kamp kurmuş peşmerge daha ilerisine gitmeye ‘bizden sonrası tufan’ dercesine gitmemizi salık veriyor. Burası Mektep Halid kontrol noktası. Peşmergeler yemek telaşında. Kimi köprünün altında Zap’ın bulanık suyunda serinliyor. Suya paralel kuzeye yönelince Zap’ın doğu yakasına iş makineleri topraktan tümsek yığıyor, Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) ateş açarsa siper olsun diye... 2 gün önce açılan ateşle bir peşmerge yaralanmış. Manzaradan çıkan sonuç; Zap suyu sınır olmuş, doğusu peşmergede, batısı Araplarda. Herkes karşı yakadakine IŞİD diyor ama IŞİD onlarca aktörden sadece biri. Suyun ötesindeki Arap köyü Multeka ıssız, ilk günler peşmergeden korkmuşlar. Beri tarafta 2 asker ırmağın kenarında ateşin üzerinde çay demliyor. Komutanları Talip Faruk istihkam edilen alanı gösterip ekledi: “Kim gelirse gelisin Kerkük’ü koruyacağız. Peşmerge olarak her şeye hazırız.” Biraz ötede peşmerge ile IŞİD arasında bölünen Molla Abdullah’ta bir gün önce çatışma yaşanmış.

Tekrar Mektep Halid’e döndüğümüzde Irak ordusundan kaçan bir asker durduruldu. Sivil ama asker olduğu ve korktuğu her halinden belli. Yakında Multeka adlı köyde saklanmış. Şimdi Kerkük’te güvenli bir yerde kalmak istiyor. Araçtan indirip alıp barakaya götürdüler. Komutana ne yapcaksınız diye sordum, “Birkaç sorudan sonra bırakacağız, günde bu şekilde birkaç asker geliyor” dedi. IŞİD gelince kaçan askerlerin durumu zor; Musul ve Tikrit tarafları onlar için ölümcül, Bağdat’ın gözünde ise firari askerler asılası hainler!

Barakadan komuta merkezinde yan bölmedeki askerlerin gürültü patırtıları eşliğinde Albay Akid Fatih’e “Kime bağlısınız; nereden geldiniz; Kerkük’e geldiğinizde askerler var mıydı; Irak ordusu niye çözüldü; ordu tekrar dönebilir mi, İzzed el Duri kontrolü sağlayabilir mi; siz o zaman Kerkük’ten çekilir misiniz; Musul’dan Bağdat’a kadar bir türlü silahlı grup var, bunlar birbirine düşebilir mi, Irak Suriye gibi olur mu” diye sordum, yanıtladı: “Kürdistan’ın emriyle hareket ediyoruz. Eskiden Kerkük’teydik. Kürdistan’dan takviye güçler gelebilir. Biz olmasaydık Kerkük de Musul gibi olurdu. Kürt, Arap, Türkmen herkesin güvenliğini sağladık. Ordu Bağdat’a kadar çekildi. Biz onlara gitmeyin bizimle birlikte direnin dedik. Direnmediler, o zaman silahlarını ellerinden aldık ve evlerine gittiler. Ordudaki Şiiler Sünni halka eziyet ettiler. Beyci’de bir birliğin komutanı Kürt ve sadece onlar kışlasını terk etmedi ve 1 haftadır IŞİD ile çatışıyorlar. Irak ordusunda işler para ile dönüyordu. Bir makam için rüşvetin miktarı 50 bin dolardı. Bir general emrinde 2 bin asker varsa 3 bin gösteriyor, 1000’i için ödenen maaşları cebe atıyor. Biz Kerkük’te Araplarla çatışmadan yana değiliz. Biz Kürt bölgesinde kalırız, onlar da Arap bölgesinde. IŞİD’le hareket eden gruplar parça parça...”

Şiilerin hali nicedir, onlar gelişmeleri nasıl görüyor diye soralım deyip Bağdat yolu üzerinden Tuzhurmatu’ya yöneldik. Şii güvenlik güçleri yola barikat kurmuş, eller tetikte, durdurdular. Pasaportumu alıp neden geldiğimi sordular. Gazeteci olduğumu, Tuzhurmatu’da insanlarla röportaj yapmak istediğimi söyledim. “Ne soracaksın” diye çıkıştı. Ardından da Türkmence tersledi: “Türkiye başımıza çamur koydu.” Yani “Bütün bu belaları başımıza Türkiye açtı.” Israrımız kafi gelmedi ve geri çevrildik.

Irak Türkmen Cephesi’nden Ankara’ya sitem

Irak Türkmen Cephesi’nin (ITC) merkezi... ITC lideri Erşad Salihi kale gibi korunan binada değerlendirme toplantıları yapıyor. Odasında masaya tabancayı koymuş. “Başkan hazırlıklısın” diye takılıyorum. Yardımcısı görüntüyü güçlendirmek için masaya bir de kalaşnikof koyuyor. Salihi sorularımızı özetle şöyle yanıtladı:

Bu kaos Türkmenleri nasıl etkiledi?

Biz bugünü görüyorduk, yeniden çizilen bu haritayı öngörüyorduk ama maalesef tedbirlerin alınması için merkezi hükümetten, Kuzey Irak yönetiminden ve komşu ülkelerden yeterince yardım eli uzatılmadı.

Peşmergenin kontrolü ele alması Kerkük için büyük bir değişiklik değil mi?

Bu, Irak’taki siyasi grupların anlaştığı bir plan gibi görülüyor. Irak Sünni, Şii ve Kürt bölgeleri olarak bölünsün. Türkmen bölgeleri hedef haline getirildi.

Arkasındaki esas güç kim?

Bölgede diğer ülkelerdeki gelişmelere bakıyoruz, hepsi birbiriyle bağlantılı. Şimdi Irak’a da sıçradı ve en fazla da Türkmenleri tehdit ediyor.

[PAGE]

Ordunun çekilmesiyle Kerkük artık Kürt bölgesinde görülebilir mi?

Kesinlikle Kerkük’ü Kürt bölgesinde görmüyoruz.

Irak ordusu burayı koruyabilir miydi?

Evet. Maalesef Irak ordusu yeterince desteklenmedi. Erbil ve Süleymaniye’den gelen hırsızların Irak ordusunun silahlarını ellerinden alması Irak’ı bu bölgede dönüm noktasına getirdi.

Bu hırsızlar içinde Peşmerge var mı?

Kontrol onlarda olduğuna göre sorumlu onlar sayılır.

Türkiye’den beklediğiniz desteği gördünüz mü? Türkiye, Suriye’de takındığı katif rolü Irak’ta da takındı mı sizce?

Türkiye’nin Türkmenlere daha yakın olması gerekirdi. Türkiye herkese eşit mesafede durdu, yeterince desteklenmemiz gerekirdi. Türkiye’nin manevi gücü olmazsa Türkmenler burada bir an bile yaşayamaz.

ABD, IŞİD'i vuracak!

[PAGE]

ABD'nin Irak'a yönelik hava operasyonu artık daha yüksek sesle dillendiriliyor. Senato üyeleri de bu konuda uzlaştı.

Amerikan yönetimi adım adım Bağdat'a ilerleyen IŞİD'i insansız hava araçlarıyla vurmayı planlıyor.

Bunun için de "Hellfire" yani "Cehennem ateşi" füzeleri taşıyan "predatör"lerin kullanılması gündemde.

Predator, İngilizce kelime anlamıyla vahşi, yırtıcı, avcı hayvan. Teknik anlamıyla ise Amerikan Hava Kuvvetleri'nin 1995 yılından beri kullandığı insansız hava aracı. Düşman tarafından fark edilme ve vurulabilme olasılığı düşük. Düşmesi halinde verilecek zaiyat da.

Yurtdışı operasyonlarında ilk kez Bosna Savaşı'nda devreye girdiler. Başlangıçta keşif ve gözlem aracı olarak kullanılıyordu. Şimdiyse tek bir düğmeye basılması halinde, taşıdığı 500'er kiloluk iki "hellfire" füzesini ateşleyebiliyor.

Predatörler 740 kilometre yüksekliğe çıkabiliyor, 30 saate kadar havada kalabiliyor. Uzaktan kumanda ile yönetiliyorlar. Bu kişiler de deneyimli F15 ve F16 pilotları arasından seçiliyor.

Amerika, özellikle Pakistan ve Yemen'de El Kaide ve Taliban'la mücadelede bu hava araçlarını kullanıyor.

Türkiye ve Amerika arasında PKK ile mücadelede gerçek zamanlı istihbarat paylaşımı kapsamında da bu araçlar kullanıldı uzun süre.

Askeri ve teknolojik açından ordular tarafından el üstünde tutulan predatörlerin tartışmalı bir dezavantajı var. O da, tek bir hedef vurulurken meydana gelebilecek sivil ölümler.

Bir militan hedef alınırken ortalama 10 sivilin de hayatını kaybettiği belirtiliyor.

Hazım Devlet: 60 Türkmen öldürüldü

[PAGE]

Irak Türkmen Cephesi Telafer 1'inci Büro Sorumlusu Hazım Devlet, Irak polisinin Telafar'den kaçışı sırasında nezarette bulunan 60 Türkmen'i infaz ettiğini iddia etti.

DHA muhabirine bilgi veren Hazım Devlet, IŞİD militanları ile Merkezi Irak Hükumeti polislerinin dün akşam yoğun şekilde çatıştığını belirten Devlet, IŞİD'in bu gece 02:00 itibari ile Telafer'de kontrolü ele aldığını söyledi.

Devlet, Telafer Polis Müdürlüğü'nde görevli polislerin kaçarken, nezarette bulunan, çeşitli suç iddiaları ile gözaltına alınmış 60 Türkmen'i de infaz ettiğini iddia etti.

Devlet, dün akşam yaşanan çatışmalarda IŞİD militanlarının Sünnilerin yaşadığı Türkmen mahallelerini boşaltmaları için haber gönderdiğini belirterek, IŞİD'in Telafer'de kontrolü ele almasının ardından çoğu Şii Türkmen'in de bölgeden ayrıldığını söyledi.

Kaçan Türkmenler ile Irak polislerinin Sincar bölgesine kaçtıkları belirtildi.

Devlet, Irak merkezi hükümetinin IŞİD'in Telafer'i almasından sonra Talafer sağlık merkezini helikopterler ile 3 kez bombaladığını söyledi.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.