7m


7m

hyundai

01.02.2009, 19:01

Gücün dayanılmazlığı

Yerel seçimler olanca hızı ile yaklaşıyor. Ya da ülkemiz yerel seçime doğru olanca hızı ile gidiyor. Nereden bakmak isterseniz isteyin sonuç aynı çıkacak. Güçlüler kalacak veya seçilecek. Zayıflar gidecek veya seçilemeyecek.

İktidarlar her zaman güçlüdürler. Halk gücü ile iktidara gelirler. İktidar olmanın gücü ile de hareket ederler. Ama bu güç hiçbir zaman sonsuz olmamıştır. Yani dünya üzerinde sonsuzluğa oynamış ya da oynayıp da başarabilmiş  bir iktidar gücü örneği yoktur. Ülkemizde de böyle bir iktidar görülmemiştir. Ülkemiz gibi demokrasisi tam oturamamış ülkelerde iktidar gücü, iktidara mensup kişilerin şahsi güçleri ile beraber de değerlendirilebilmektedir. Hatta iktidarın sahip olduğu güç kişisel gücün bir tezahürü olarak da ortaya çıkabilmektedir. Yani tavuk yumurta ilişkisi gibi gri değil, tamamen net kişisel güce bağlı bir iktidara tanık olmak sıklıkla rastlanılan bir durumdur. Siyasi tarihimizin arşivi kişisel güçlere bağlı iktidarların dramatik sonlarını belgelemiş örneklerle doludur. Kişilerin güç kaybı, iktidarların güç kaybı olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır.

Yerel seçimler böyle ortamların daha sık, hatta sürekli yaşandığı yarışmalardır. Bunun ülkemizdeki yansıması bir başkadır, kentimizdeki yansıması daha bir başkadır. Yani Trabzon"da yerel seçime girecek partilerin iktidar veya ana muhalefet veya muhalefet partisi olması çok çok önemli olmayabilmektedir. Kaldı ki Trabzon 25 yıldır iktidara oy vermiş de değildir. Yani Trabzon Halkı iktidar gücüne olan muhalefetini yerel seçimlerde değerlendirebilmiştir. Belki de kimbilir iktidar gücüne olan tepkisinin bir yansımasıdır. Sebep ne olursa olsun Trabzon Halkı yerel seçimlerde kişisel gücü parti veya iktidar gücünün dışında tutmak istemiştir. Ama buna rağmen şimdiye kadar Trabzon"da bağımsız bir adayın seçim kazandığı veya dikkate alınabilecek bir oy aldığı da görülmemiştir. Demek ki kentimizde kişisel güç, iktidar veya parti gücünden üstün de olsa düşük de olsa bütüne olan inanç esas alınmaktadır.

Cumhuriyet Halk Partisi 2004 yerel seçimlerine Mevcut Başkan Sayın Volkan CANALİOĞLU ile girdi ve kazandı. Adalet ve Kalkınma Partisi ise kıl payı kaybetti.

Şimdi her ikisi de at başı mart seçimlerine hazırlanıyorlar.

Bu son 5 yıllık dönemde Sayın Volkan CANALİOĞLU"nun kişisel gücü partisinin Ana muhalefet Gücünün üstüne çıkmıştır. Perde arkasında gölgelerden okuyabildiğimiz kadarı ile de Sayın CANALİOĞLU ile İl Teşkilatı birbirlerine mesafeli durmuşlardır. Aralarında olumsuz hiçbir şey olmasa bile dışarıya verilen fotoğraf budur.

Peki sebep ne?

CHP" İl Teşkilatı"nın Sayın CANALİOĞLU"nun gücünü içine sindirememesi mi? Yoksa Sayın CANALİOĞLU"nun bu 5 yılda edindiği kişisel gücünü kendisine yeterli mi görmesi? Ya da hiç biri mi? Galiba en az ihtimal bu sonuncusu. Yani burada bir güçler çatışmasından söz edebiliriz.

İyi de Sayın USTAÖMEROĞLU şimdi böyle bir eleştirinin sırası mı?

Elbette sırası. 5 yıldır Başbakanından İl parti üyesine kadar yerel seçimlere bilenen bir iktidar gücü bugün kendi adayının arkasında bir koşturmaca çalışıyor.

Ama sayın CANALİOĞLU yalnızca Başkan sıfatı ile günlük aktivitelerini gerçekleştiriyor veya seçim gezilerini yapıyor. Belki bir bildikleri var, belki de şu anda siyasi gezilerle belediyeyi yıpratmak istemiyorlar.

Ne olduğunu zaman gösterecek.

Yorumlar (0)

Gelişmelerden Haberdar Olun

@