George Orwell-1984

George Orwell 1984'ü 1948 yılında yazmıştır, romana "Avrupa'daki Son Adam"ismini vermeyi düşünmüş fakat sonra romanı bitirdiği yıl olan 1948'in son rakamlarının yerini değiştirmiştir. Erdal Öz'ün romanı 1984 yılında basması ise önemli bir ayrıntı olmuştur.

1984 romanı en ünlü distopik eserlerden birisidir. Distopya Yunanca dus=zor ve topos=yer sözcüklerinden meydana gelmiştir. Güzel bir yaşam hayali kuran ütopyanın aksine sistemin kötü, karanlık ve çirkin yanlarını gösterir. Distopya'da sisteme hapsolmuş ve o sisteme karşı koymaya çalışan kahraman vardır.
1984'de bu kahramanın ismi Winston Smith'dir. Toplum sınıflı bir yapıdan oluşur. Winston orta sınıfı oluşturan dış parti üyesidir. Sınıfsal yapı iç parti, dış parti ve proteryadan oluşur. Geçmişten hatırladıkları ona sistemin dışında bir hayat hayal etmesine sebep olur. Fakat sistem kusursuz kurulmuştur. İstese de geçmişi hatırlayamaz ve tam olarak hatırlayan biri de bulamaz. Geçmiş yok edilmiş,insanların bellekleri karıştırılmıştır. Sistemin açığı olarak görünen şeyler bile sisteme hizmet etmektedir. Kitaplar toplatılmakta, değiştirilmekte ve yeniden basılmaktadır. Yok edilmesi gereken belgeler, bilgiler bellek deliği denilen basınçlı bir boruya atılıp sonsuza dek yok edilmektedir.
Her yerde posterleri görülen  ve her yeri izleyen Büyük Birader sadece korku salmakla kalmaz. Düşünceleri, belleği geçmişi dolayısıyla bugünü de yönetir. Totoliter düzenin önderidir. Fakat düzen kusursuz işlemektedir. Öyle ki herhangi bir sınıfa ait kimse şikayetçi olduğu diğer ve üst sınıfa dahil olduğunda o sınıfın özelliklerini gösterir. Bugün de parmak uzatarak gösterip hakkında atıp tuttuğumuz insanların yerine geçtiğimizde benzer şeyler yapmıyor muyuz? 

Dilin gücü hep önemle  bahsedilen konulardandır. Romanda dil aracılığıyla belleğin,hayatın yönetimi oldukça dikkatimi çeken şeylerden olmuştur. İnsanlar mevcut sisteme katılmasalar bile karşıt olduklarını ifade edecekleri kelimeler bulamayacaklardır. Düşünce polisi kelimesi üzerine  bile sayfalarca yazılabilir. Ne düşünürseniz düşünün anlaşıldığını, takip edildiğini düşünün. Bu yüzden uygulamanız gereken çiftdüşün tekniği de sizin sadece kelimelerinizi değil beyninizi de ikna etmenizi gerektirsin. İki dakika nefret ve savaş söylemleri ya da bomba gibi eylemlerle nefretiniz ya da düşünmenizi engelleyecek katharsisiniz aktifleştirsin. Özetle holiganlaşın. 

George Orwell-1984

Daha önce duydunuz mu bilmiyorum ama panoptikon denilen bir mimari yapı var. Jeremy Bentham tasarlamış fakat hiç inşaa edilmemiş bir hapishane. Yuvarlak şeklinde ve ortasında gözetleme bölümü var. Aslında gözetlenmediklerinde bile mahkumların gözetlendiklerini düşünmeleri için tasarlanmış. Aklıma hemen Büyük Birader'i getirdi. Aslında bu şekilde dershaneler okullar yapılsa nasıl olurmuş diye geçirdim ilk aklimdan. Sonra devam edip başkentin ülkemizin ortasında olmasına kadar ilerlettim. Birçok şeyle bağlantı kurulabilir aslında. 1984 de öyle. 

Orwell öyle bir umutsuzluk yaratmış ki Winston'un tüm çıkış kapıları sistemin bir kolu haline dönüşmüş. Ben bunu marjinal şeyler yaptığımızı düşünürken  aslında kapitalizmin parçası olmaktan çok da uzaklaşamamamıza benzettim. Sistemin herkesin rengine göre kıyafet biçiş tarzı var. Göstermeden ya da öyle yaptığını düşündürmeden de yaptırabiliyor. 

Orwell'in anlatımı ortaya koyduğu distopik kabus sizi o kadar içine aliyor ki kendinizi 101 numaralı odada hissediyorsunuz. Oda kiraladığındaki, defteri edindiğindeki umuduna kapılıyorsunuz. 
Burada aklıma Orwell'a sorulan böyle bir dünya olabilir mi sorusuna verdiği "Tam olarak böyle değilse bile buna yakın bir dunya olacağı düşüncesindeyim" cümlesi takılıyor. Umalım ki 101 numaralı oda dünya olmasın. 

Ek=
Platon'un Devlet isimli eseri hakkında yaptığım inceleme "2500 yıl önce yazılmış olmasına rağmen bugüne ışık tutan bir eserdir" şeklindeki cümlelerim sebebiyle "romanı yanlış anlamışsınız" tepkileri uyandırmış.
Platon'un Devlet'i yazıldığı haliyle uygulamaya geçseydi 1984 vari bir sistem ortaya çıkardı. Bu yüzden kesinlikle kast ettiğim bu değildir. Eserin bir ütopya olduğunu farkında olarak bakmak ve yorumlamak gerektiğini düşünüyorum. Sanıyorum ki Platon'un Devlet'i uygulamaya geçseydi 1984 vari sistem olurdu diyerek tüm konuya açıklık getirmiş oluyorum. 
Fikir ve görüşlerinizi @hocamderseatlagelmis hesabına yazabilir, orada kitapları daha ayrıntılı inceleme, eleştirme, tartışma ortamı yaratabilirsiniz. Keyifli okumalar dilerim.

Alıntılar=
"Küçük kurallara uyarsan büyük kuralları çiğneyebilirdin."
 "Bütün o yürüyüşler, bağrını yırtarcasına bağırış çağırışlar, bayrak sallamalar, ekşiyip bozulmuş cinsellikten başka bir şey değildir."
"En iyi kitaplar insana zaten bildiklerini söyleyen kitaplardır, diye geçirdi aklından."

"Aşağı kesim açısından hiçbir tarihsel değişiklik, efendilerinin adının değişmesinden başka bir anlam taşımamıştır."

"Barış bakanlığı savaşın gercek bakanligi yalanlarin  sevgi bakanligi iskencenin varlık bakanlığı yokluğun bakanl

YORUM EKLE
YORUMLAR
Altuğ
Altuğ - 3 ay Önce

1984 eşsiz bir zekanın ürünü. Özetlemek için tabii ki bir sayfa yetmez. Ülkeyi diktatörce yönetmek için gerekenlerin listesi; mutlaka komşularına düşman olacaksın, ülken hep tehdit altında olacak, particiler partiye karşı çalışan kişi babası da olsa ihbar edecek... gibi müthiş saptamalara değinen kutsal kitaptır

BOŞ KAFALAR..
BOŞ KAFALAR.. - 3 ay Önce

Yahu siz ne boş işlerle uğraşıyorsunuz.. bu millete faydası olan bir yazı yazsanıza hayatınız roman olmuşşş..

banner421