Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Trabzon’da düzenlenen mitingle vatandaşlara hitap etti.

Trabzon'da vatandaşlara seslenen Ali Babacan'ın açıklamaları şu şekilde;

Maşallah. Trabzon kararını vermiş artık. Trabzon, “Demokrasi” diyor. Trabzon, “Atılım” diyor. Trabzon, “DEVA” diyor. Görünen köy kılavuz istemez. İşte meydan, işte DEVA! Hiç şüpheniz olmasın arkadaşlar. Türkiye, DEVA’sına kavuşacak. Bu hasret bitecek. Daha önce söyledim. Tekrar ediyorum: DEVA Partisi sandıkları patlatacak. Meydanlar şahit arkadaşlar. İşte bu meydan şahit: Bugün beşinci mitingimizi yapıyoruz. Daha önce Gaziantep’te, Gebze’de, Yozgat’ta ve Siirt’te on binler olduk. Meydanlardan taştık. Öyle kolay değil ha miting yapmak. Her mitingimize engeller çıkarmaya çalıştılar. Alan vermediler, afişlerimizi indirdiler, posterlerimizi yırttılar, tuvaletleri kilitlediler. Bizim mitingimizle aynı gün, aynı saatte başka etkinlikler düzenlediler, milleti oraya davet ettiler. Ama ne oldu? Bizi yıldırabildiler mi? Asla! “Ne yaparsanız yapın” dedik! “Elinizden geleni, ardınıza koymayın” dedik. Hiç kimse, halkımızla aramıza engel koyamaz. Sizin engelleriniz, yasaklarınız bize sökmez. İşte Atatürk Alanı! İşte Meydan! İlk mitingimizde ne demiştik? “Bundan böyle DEVA Partisi’nin olduğu her meydan demokrasi meydanıdır” demiştik. İşte demokrasi meydanını bugün Trabzon’da kurduk. Biz meydanlarda hakkı savunuyoruz, hakikati savunuyoruz, adaleti savunuyoruz. Her yerde; hukuku savunuyoruz, özgürlüğü savunuyoruz, eşit vatandaşlığı savunuyoruz. Türkiye’ye tam demokrasiyi biz getireceğiz, biz. Refahı biz yaşatacağız, başkası değil.

Değerli Trabzonlu arkadaşlarım, Biz, vatanımızı seviyoruz, bayrağımızı seviyoruz. Biz, yurdumuzu, milletimizi çok seviyoruz. Ama içimiz yanıyor! Bu koca ülkenin, büyük Türkiye’nin, bu duruma düşürülmesine itirazımız var! Trabzon’un, Karadeniz’in güzel insanlarının buna itirazı var! Türkiye, bir zamanlar, tüm bu coğrafyanın parlayan yıldızıyken, şu anda bazı komşu devletlerle kıyaslanmasına üzülüyoruz. Milli paramız, Gürcistan Larisi karşısında nasıl eridi, gördünüz. Gürcistan vatandaşları sınırdan bu tarafa gelip, adeta “batan geminin malları bunlar” diyerek, kapış kapış alışveriş yapıyorlar. Şurada, Karadeniz’in hemen ötesinde, savaşın ortasındaki Ukrayna’da enflasyon %24. Bizde resmi rakam %80’in üstünde, gerçek enflasyon %200 civarında. Bu yakışıyor mu bize yahu? Bakın arkadaşlar, 2002 seçimlerine giderken, bu meydanda, koskoca bir pankartta ne yazıyordu? “BİTTUK DA BİTTUK” yazıyordu. O dönemde gerçekten bitmişti Türkiye. 2002 seçimlerinden sonra yönetimi devraldık. Temiz ve işi bilen kadrolarla, istişareyle, bir başarıdan bir başka başarıya koştuk. Milli gelirimizi 3.500 dolardan 12.500 dolara yükselttik. 34 yıl boyunca çok yüksek seyreden enflasyonu, iki yılda tek haneye indirdik. Bizim alnımız ak, mazimiz temiz, başımız dik. Ancak; ne zaman ki, kadrolar bozuldu, ne zaman ki istişare kültürü terkedildi, işte o zaman Türkiye geri geri gitmeye başladı. Vaktiyle “siyasetin dilini temizleyeceğiz, tüm milleti kucaklayacağız” diyerek milletimizden sınırsız kredi alanlar, son yıllarda bu ülkede umudu köreltti… İşte DEVA Partisi, bu köreltilen umudu yeniden yeşertmenin adıdır. Türkiye’nin geldiği bu noktada; Ülkemizi çaresiz bırakmamak için, vatanımıza sahip çıkmak için, bu ülkenin güzel insanlarına hizmet etmek için, DEVA Partisiyle yeni bir yol açtık, devam ediyoruz. Allah utandırmasın! Allah hepimizin yolunu açık eylesin!

Değerli arkadaşlar, DEVA Partisi’ne atılan her bir oy ne demek, biliyor musunuz? Gençlerin onurunu kurtarmak demek. Gençler burada mısınız? Maşallah! Gençler heyecanlı! Ülkemizi düştüğü bu çukurdan sizlerle, gençlerle beraber çıkartacağız. Siz önden gideceksiniz, biz arkanızdan geleceğiz. Biz daima arkanızdayız. Bunu bilin. Gençler! Arkanız sağlam, merak etmeyin! Yaşadığınız kaygıları, endişeleri ben tam yüreğimde hissediyorum. Nasıl hissetmeyeyim ki, her gün aranızdayım. Ama en acısı da ne biliyor musunuz? Şöyle bir dünyaya bakıyorum. Avrupa’ya, gelişen Asya’ya bakıyorum… Kahroluyorum. Oralarda gençler sınırsızca hayaller kurabiliyorlar. Oralardaki gençler başlarını huzurla yastığa koyabiliyorlar. Ülkemizdeki kaygı, endişe oralardaki gençlerin çoğunda yok! İnanın bu hak değil! Reva değil. Soruyorum size: Elin Avrupalısı, elin Asyalısı, bizim gençlerimizden daha mı zeki? Hayır. Elin Avrupalı genci, Asyalı genci bizim gençlerimizden daha mı kabiliyetli? Hayır, değil. Tabii ki değil. İşte Şampiyon Trabzonspor’un 19 yaşındaki kalecisi Kağan. YKS’de derece yaptı. İşte Trabzon’da açık lisede okuyan Zeynep. Türkiye birincisi oldu. Peki o zaman Avrupa’dakiler, Asya’dakiler, niye bizim gençlerimizden daha iyi hayatlar yaşıyorlar? Niye? Aradaki fark ne? Çünkü oralarda gençlere imkân veriliyor, fırsat veriliyor. Çünkü gençlerin ifade özgürlüğü var. Orada okuyan gençlere “Sana iş yok, git başının çaresine bak” demiyorlar. Bugün Türkiye’de çoğu genç insan, “ben herhalde hiçbir zaman bir otomobil alacak parayı denkleştiremem” diyor. Gençlerin artık çoğu, ömür boyu bir ev sahibi olabileceğine inanmıyor. İnsanlar kırılmış, eskimiş cep telefonunu yenileyemiyor. Gel gelelim, ülkeyi yönetenlere… Onlara bakarsanız bunların hepsi “süfli heves”. Bilmeyenler için; “süfli” ne demek biliyor musunuz? “Aşağılık” demek. Yani, cep telefonu olmayı, arabası olmayı veya ev sahibi olmayı “aşağılık bir heves” olarak gören bir anlayış yönetiyor şu anda bu ülkeyi. Kafaya bak ya! Sen tut, dolar kurunu patlat, enflasyonu patlat, insanların satın alma gücünü kır, ardından da, “süfli heves” peşinde koşmayın de! Yeter artık yahu! Gerçekten yeter!

Arkadaşlar, bakın, bizim kişilerle derdimiz olmaz. Kişiler zaten gelip geçicidir. Biz, bu ülkenin “kötü yönetilmesine” itiraz ediyoruz! Bakın çok net söylüyorum: Biz bu kâbusu bitireceğiz. Peki ne yapacağız? Şu ekonomik krizi ortadan kaldıracağız. O iş bizde. 6 ayda çözeceğiz. İki büyük krizi çözdük, bunu da çözmek bize nasip olacak inşallah. Eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak için derhal adım atmaya başlayacağız. Maddi imkanı olsun ya da olmasın her gence hak ettiği iyi okullarda okuma fırsatı vereceğiz. Bakıyoruz, mezun olan gençlerin ellerindeki diplomalar ile, ülkemizin ihtiyaç duyduğu meslekler arasında büyük farklar var. Biz, iş bulamayan gençleri derhal eğitim programlarına alacağız. Hangi alanlara ilgi duyuyorlarsa, o alanda kendilerini geliştirmelerini ve ilerlemelerini kolaylaştıracağız. Bir yandan makro ekonomik dengeleri yeniden kurmak için kolları sıvarken, eş zamanlı olarak da; 3 ay, 6 ay, 1 yıl gibi ücretsiz eğitim programlarıyla, ülkemizde ihtiyaç duyulan alanlarda gençleri yeniden eğiteceğiz. Üstelik, bu eğitim programlarına katılan gençlerin yol parası ve öğle yemeğini de devlet karşılayacak. Gençlerin sahip olduğu bilgi ve becerileri, iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu alanlara göre yeniden geliştireceğiz. Bu eğitim programlarından mezun olan gençler, işe girdiklerinde, uzunca bir süre vergi ödemeyecekler. Onlara istihdam sağlayan işyerleri de, sigorta primi ödemeyecek. Bunlar sadece bir başlangıç. Başka neler yapacağız? Gençleri hak ettikleri en son teknolojiyle buluşturacağız. Telefon, tablet, bilgisayar, oyun konsolu gibi tüm teknoloji ürünlerindeki vergileri düşüreceğiz. Peki, gençler telefonu, tableti, bilgisayarı aldı. Bir de ne lazım? İnternet lazım. Onu da bedava sağlayacağız. Bizim adetimizde, gençlere hesap ödetilmez… Doğru mu? Gençlerin söz hakkını iade edeceğiz. İfade özgürlüğünün önündeki tüm engelleri kaldıracağız. Biz gençlere huzur, güven ve özgürlük vadediyoruz. Ama bunu beraber başaracağız. İşte onun için tekrar söylüyorum; DEVA Partisi’ne atılan her bir oy; gasp edilen hayatlarını, gençlere iade etmek demektir. DEVA Partisi’ne atılan her bir oy; gençlerin iş bulması demektir; Gençlerin, ailelerine muhtaç yaşamaması, kendi ayakları üstünde sapasağlam durması, özgürlüğe kavuşması demektir. DEVA Partisine atılan her bir oy; ev gençlerinin odalarındaki hapse son vermek demektir; Gençlerin yarınlarına umutla bakması demektir. DEVA Partisine atılan her bir oy; ülkenin doğusunda-batısında, kuzeyinde-güneyinde her bir gencin benzer imkanlara sahip olması demektir; Hiç kimsenin, parası yok diye eğitimden geri kalmaması demektir. DEVA Partisine verilen her bir oy; maddi imkânı olmayan öğrencilerimizin her türlü ihtiyacının devlet tarafından karşılanması demektir. İşte bugün, bu meydandan, tüm genç arkadaşlarımı bizimle beraber olmaya davet ediyorum. Her neredeyseniz, size en yakın DEVA Partisi il-ilçe binasına, mahalle temsilciliğine gelin; bu yolu hep beraber yürüyelim. Yarınları hep beraber inşa edelim!

Türkiye ile ABD arasında önemli görüşme! Türkiye ile ABD arasında önemli görüşme!

Değerli arkadaşlar, Biz başka ne yapacağız? Çiftçimizi, üreticimizi koruyacağız, kalkındıracağız. Üreticimizin borç yükünü sırtından alıp, şöyle bir kenara indireceğiz. Faizleri silip, anaparayı donduracağız. Borçları, iki yıl ödemesiz, uzun vadeye yayacağız. Ödeme süresince faiz çalıştırmayacağız. Ziraat Bankası, yeniden üretenin bankası olacak. Tarımsal destekleri, sezon başında açıklayacağız, hasatla beraber ödeyeceğiz. Gübre maliyetinin, yem maliyetinin yarısını devlet olarak biz karşılayacağız. Stratejik ürünlerde de çok önemli atılımlar yapacağız. Mesela fındık… DEVA Partisi iktidarında fındık reformu başlatacağız. Fındıkta verimi zirveye taşıyacağız. Ağaç yaşlandıkça verim düşüyor, değil mi? Vereceğimiz desteklerle, üreticimizin fındık ağaçlarını yenilemesini kolaylaştıracağız. Fındığın fiyatını, maliyetlere ezdirmeyeceğiz. Hem fındığın hakkını vereceğiz, hem de gübre maliyetinin yarısını aynen karşılayacağız. Üreticinin kullandığı mazottan da vergi almayacağız. İşte hükümet fındık fiyatı açıkladı değil mi? Alan bazlı destekle birlikte 54 lira. Şimdi buradan soruyorum: Fındığını 54 liraya satan var mı? Yok! Biz takip ediyoruz arkadaşlar. Bu sene 38-39 lira aralığında fındığını satmak zorunda kalan üreticilerimiz oldu. Şimdilerde ne kadar? 43-44 lira. E hani 54 lira fiyat nerede? Öyle billboardlara “fındık 54” diye reklam vermekle olmuyor. Fındık üreticisinin yanında olacaksın, yanında. Biz ekonomi yönetiminin başındayken, insanlar fındığını satıp, parasıyla çocuklarının düğün masraflarını karşılıyordu, köydeki evlerini A’dan Z’ye yeniliyordu. Şimdi bırakın düğün yapmayı, bırakın köy evlerini yenilemeyi; insanlar bir salon takımı alamıyorlar, evin parkelerini bile değiştiremiyorlar. Durum ortada. Siz biliyorsunuz, yaşıyorsunuz.

Evet arkadaşlar, Fındıkla başladık, şimdi gelelim Trabzon’la ilgili diğer konulara: Güzel bir Karadeniz türküsü var değil mi? “Of Sürmene yaylası, 15 doktora bedel” diye. Bu iktidarın kötü yönetimi yüzünden, Trabzonlu vatandaşlarımız artık yaylalara da çıkamıyor. Yakın yaylalara bile, bir otomobil gidiş geliş 700-800 lira yakıyor. Yemesi içmesi hariç. Yahu siz insanların yayla keyfini bile elinden aldınız. Başka bir konu… Uzungöl’ü ile, Hıdırnebi’si ile, Sümela’sı ile Trabzon tam bir turizm cenneti. Ancak, bunlar Suudi Arabistan’la bir dövüştüler bir barıştılar, BAE ile bir dövüştüler bir barıştılar derken, Trabzon ekonomisi bu işten çok yara aldı. Tesisler boş kaldı. Gayrimenkul sektörü durakladı. Bunların dış ilişkilerdeki zikzaklarının, tutarsızlıklarının bedelini Trabzon ödedi. Bitmedi… Şimdi buradan Trabzon’a soruyorum: Defalarca söz verdikleri demiryolunu Trabzon’a getirdiler mi? Güney çevre yoluna başladılar mı? Her yerel seçimde söz verdikleri tramvay Trabzon’a geldi mi? Hiçbiri yapılmadı. Bu şehre verilen sözler tutulmadı. Ama değerli arkadaşlar, hiç merak etmeyin. Biz Trabzon’un, Trabzonlunun sorunlarını iyi biliyoruz, yakından takip ediyoruz. İlk seçimden sonra da, inşallah, bu sorunların hepsini tek tek çözmek için kolları sıvayıp çalışmaya başlayacağız.

Değerli arkadaşlar, Evet, ülkemiz büyük bir kriz ortamında. Ancak krizden çıkış planı da bizim elimizde. Biz bu kriz ortamını inşallah 6 ayda ortadan kaldıracağız. Enflasyonu da en geç iki yılın sonunda tek haneye düşüreceğiz. Dikkat edin, süre veriyorum. Zaman söylüyorum. Sözümü takvime bağlıyorum. Neden? Çünkü ne yapacağımızı çok iyi biliyorum. Ekonomi, sadece ekonomi politikasıyla çözülmez. Hukuk olmadan, adalet olmadan ekonomiyi çözemezsiniz! Ülkede eğitimi çökertirseniz, ekonomiyi ayağa kaldıramazsınız! İşte bunu bir türlü anlamadılar, anlamıyorlar! Biz önce hukuku ayağa kaldıracağız. Adaleti tesis edeceğiz. Eğitimde ciddi ve büyük atılımlar yapacağız. İşte bizim formülümüz bu. Hukukla, eğitimle sağlam bir temel atacağız. Ekonomi o sağlam temel üzerinde yükselecek. İnanın ilk 6 ayda yüzlerimiz gülecek. İki senenin sonunda da tüm ülke rahat nefes alacak.

Değerli arkadaşlar, Bizim DEVA Partisi olarak çok temel bir farkımız var. Nedir o? Boş laf üretmiyoruz. İş üretiyoruz. Bakın, tarihimizde ilk kez bir siyasi parti, iktidarının ilk 90 gününde, ilk 360 gününde neler yapacağını madde madde sıralıyor. Bunu hangi parti yapıyor? Evet, DEVA Partisi yapıyor. Evet arkadaşlar biz her alanda eylem planları hazırlıyoruz. Öyle “dostlar alışverişte görsün” diye değil ha, alanında uzman kişilerle beraber her sorunun çözümünü hazırlıyoruz. Çünkü biz; neyi nasıl yapacağını çok iyi bilen DEVA kadrolarıyız. O yüzden DEVA Partisi’yle Türkiye’nin kaderine damgamızı vuracağız. DEVA Partisi’nin damlası var ya, damla şeklindeki logosu… Vatandaşlarımız seçim günü mührü damlaya vuracak; biz de Türkiye’nin yarınlarına damgamızı vuracağız. Sakın unutmayın; Ülkemizi adalet, demokrasi, özgürlük ve zenginlik limanına sağ salim yanaştıracağız. Ve önce o limana demir atacağız. Dış ilişkilerde içi boş maceralarla oyalanmayacağız. Ülkemizi, layık olduğu yere, en ileri demokrasilerinin seviyesine getireceğiz. İstikamet, Avrupa Birliği olacak. Bu istikamette daima adil olacağız. Dürüst ve ehil kadrolarla çalışacağız. Türkiye’yi hukukla, adaletle, istişareyle yöneteceğiz. Bin biliyorsak, bir bilene soracağız. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da dosdoğru çalışacağız.

Değerli Trabzonlular, Bugün sizlere epeyce söz verdim. Şimdi söz alma sırası bende. Hazır mısın Trabzon? Soruyorum; Trabzon hazır mısın? Türkiye için canla başla çalışacak mıyız? DEVA Partisi’ni iktidara taşıyacak mıyız? Daha güçlü. Daha güçlü! DEVA Partisi’ni iktidara taşımaya hazır mısın Trabzon? Demokrasi için hazır mısın Trabzon? Adalet için hazır mısın Trabzon? Özgürlük için hazır mısınız Trabzon? Zenginlik için hazır mısınız Trabzon? Maşallah. Ben sözümü aldım! Siz hazırsanız, biz de hazırız. Tüm ülkemize hayırlı olsun. 15 Ekim’de inşallah demokrasi meydanını Erzurum’da kuracağız. Herkes davetlimizdir! Hepinizi saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. Sağ olun, var olun.

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Trabzon'da - Canlı Yayın

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Trabzon'da - Canlı Yayın

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Trabzon'da - Canlı Yayın

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Trabzon'da - Canlı Yayın

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Trabzon'da - Canlı Yayın

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Trabzon'da - Canlı Yayın

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Trabzon'da - Canlı Yayın

DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan Trabzon'da - Canlı Yayın