İlçenin Atatürk Mahallesi’nde yaşayan 2 çocuk annesi 43 yaşındaki Emel Başaran Güzelyan, çocukluk yıllarında dedesinin iş yerine giderek orada yapılan çalışmalara merak sardı. Yıllar sonra aldığı kurs sayesinde mesleği kısa sürede öğrenen Güzelyan, Ünye Halk Eğitim Merkezi’nde aldığı dericilik kursunu başarıyla tamamladı. Deriden cüzdan, deriden çanta, kemer, bileklik ve verilen siparişlere göre ürün elde eden Güzelyan, işini severek yaptığını belirtiyor.

“Ailemizin 70 yıllık mesleği”
Ailesinin 70 yıldır dericilik işi ile uğraştığını söyleyen Emel Başaran Gülezyan, “Çocukluğumda dedemin iş yerine gider, orada yaptığı çalışmalara bakardım. İş yerinde derinin kokusu ve kesimlerini izlediğimde bende oradan bir şeyler kaptım. Sonrasında dedemin işini dayım devraldı. Bu 70 yıldır bizim ailemizde süregelen bir meslektir. Bana gelince farklı bir sektörde çalışma hayatımı bitirdikten sonra ne yapabilirim? Düşüncesiyle Ünye Halk Eğitim Merkezi’nde deri kursunun olduğunu duydum. Aslında hobi olarak başladım ama dedemin ve dayımın etkisiyle üretimlerimde başarılı oldum” dedi.

“Yurtiçi ve yurtdışına ürün satıyorum”
Derinin maliyetli olduğunu ancak yaptığı ürünlerin yurtdışına da satıldığını aktaran Güzelyan, “İlk çantamı ve cüzdanımı seri üretime koyduğumda çantayı bir arkadaşım satın aldı. Sonrasında oradan elde ettiğim ücretle ham derilerimi almaya başladım. Eşimin ve çocuklarımın desteğini alarak ürünlerimi satmaya başlayınca yurtdışından da isteyenler oldu. Amerika, Almanya ve Fransa’ya satışlar yaptım. Hatta Almanya’ya toplu bir sipariş çalışmam oldu. İlerleyen zamanlarda daha fazla ülke için çalışmayı düşünüyorum. Çünkü ürünlerim dilden dile yayıldıkça şehirlerarasından ülkeler arasında sipariş olmaya başladı. Bu durumda beni çok mutlu etti” diye konuştu.

“Ellerim çok hasar gördü ama mesleğimi bırakamadım”
Yaptığı işi çok sevdiğini söyleyen Güzelyan, şöyle konuştu:
“Bir kadında başarmanın mutlaka potansiyeli vardır. İstediğimiz ne olursa olsun biz kadınlar için engel olmamalıdır. Ben kendime önce hep başarabileceğimi söyledim. El işçiliği ile dikildiği için ellerimiz hasar görüyor ve yıpranıyor. Bunları gördüğüm halde bu mesleğimi bırakmadım.”