Erdem; FİSKOBİRLİKsiz olmaz!

Erdem, birliğin kurtarılması için acilen bir şeyler yapılmasını aksi takdirde geleceğin bugünkünden de kötü olacağını söyledi. Yıllardır devam eden kampanyalar sonucu FİSKOBİRLİK'in karşısındaki güçlerin etkili olmayı başardığını ve FİSKOBİRLİK'siz bir fı

Bölgesel 03.11.2008, 11:12
Erdem; FİSKOBİRLİKsiz olmaz!

Erdem, birliğin kurtarılması için acilen bir şeyler yapılmasını aksi takdirde geleceğin bugünkünden de kötü olacağını söyledi.

Yıllardır devam eden kampanyalar sonucu FİSKOBİRLİK'in karşısındaki güçlerin etkili olmayı başardığını ve FİSKOBİRLİK'siz bir fındık piyasası oluşturulduğunu anlatan Erdem, fındıkta tek söz sahibi olan Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) de bu işi layıkıyla yapamadığını ve üreticiyi sıkıntıya soktuğunu ileri sürdü.

TMO'nun uyguladığı fındık politikasının hatalı olduğunu iddia eden Erdem, şöyle konuştu: "TMO'nun 4,5 YTL verdiği yerde piyasanın da en azından 4 YTL olması lazım. Ama olmuyor çünkü TMO çok uzun sürelerle sıra verdi. Süratli alım yapamadı. İki ayda 103 bin ton alım yapıldı. FİSKOBİRLİK bu miktarı bir ayda alırdı. Şu ana kadar en az 250 bin ton fındık alınmalıydı. Bu kadar fındık piyasadan çekilince tüccar da mecburen yüksek fiyat verecekti ama olmadı."

Üreticinin fındığını ağlayarak sattığını belirten Erdem, sözlerine şöyle devam etti: "Bir buçuk YTL'ye fındık satan üreticiler oldu. Yazıktır, günahtır. Bir bağ ıspanak 1,5 YTL. Bu durumda parayı aracılar kazandı. Bazı aracılar bana 'Sizin döneminizde para kazanamıyorduk, şimdi iyi para kazanıyoruz' diyorlar. Ama emanete fındık veren üreticinin de hataları var. Emanete fındık vermek adama 'Al sermayesiz iş yap' demektir. Bu fındık depoda durmuyor, satılıyor. Tüccar para kazanıyor, üretici zarar ediyor.

Haliyle fiyat da yükselmiyor."
Fındık piyasasının yeniden istikrara kavuşmasının FİSKOBİRLİK sayesinde mümkün olacağını savunan Erdem, devletin bunun için ne gerekiyorsa bir an önce yapması gerektiğini ifade etti. FİSKOBİRLİK'i kurtarmak için herkesin el birliğiyle çalışması gerektiğini ve FİSKOBİRLİK yönetiminin bu anlamda eski yöneticiler ile işin uzmanlarını bir araya getirerek bir çıkış yolu araması gerektiğini belirten Erdem, aksi takdirde fındığın geleceğinin de iyi olmayacağı uyarısında bulundu.

Kendisinden sonra iş başına gelen yönetimi seçimli genel kurula giderek değiştirdiklerini hatırlatan Salih Erdem, şunları söyledi: "Bize iktidar yanlısı bir yönetimin problemleri çözeceği söylendi. Biz de imza toplayarak seçimli genel kurul yaptık ve eski yönetimi değiştirdik. İktidar partisinin ilçe başkanını başkan yaptık, yönetimini destekledik. Ama maalesef gelinen noktada arkadaşların bütün uğraşlarına rağmen hükümetten kendilerine bir yardım eli uzatılmadı. Şu durumda FİSKOBİRLİK'in kendisinden
başka yardımcısı yok."

FİSKOBİRLİK yönetiminin bir an önce adım atması gerektiğini anlatan Erdem, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yönetimdeki arkadaşlara 'Ne yapılacaksa bir an önce yapın' diyorum. Çünkü borcun faizi sürekli işliyor. Üretici mağdur olmuş durumda. Üretici fındığını teslim etti ama 24 aydır parasını alamadı. Bizim zamanımızda 8 aylık bir gecikme olunca her gün ortalık yıkılıyordu.

 Ama şimdi kimsenin sesi çıkmıyor. Fakat bu durum kimseyi rahatlığa sevk etmemeli. Yönetim eski yöneticilerden de istifade ederek çıkış
yolunu bulmak için adım atmalı. Eğer bunu yapamazsak FİSKOBİRLİK'siz bir fındık piyasası bugünkünden de daha beter olacak. Çünkü TMO gelecek senelerde fındık almayacak."

İlerleyen yıllarda TMO'nun da piyasadan çekilmesi durumunda fındık fiyatının 1 YTL'ye kadar inebileceğini, bazı ihracatçıların 'Fındıkta 1 YTL iyi paradır' gibi açıklamaları bulunduğunu anlatan Erdem, şunları söyledi: "Bu beyanatlar üzüntü vericidir. Bu fındık için büyük bir yıkımdır. Karadeniz birkaç yıldır göç vermiyorsa bizim verdiğimiz fiyatlarla yüzü güldüğü içindir. Karadenizli üretici fındıktan devlet hazinesine büyük para kazandırdı."

Ulusal Fındık Konseyi'nin (UFK) fındık konusunda yetkili kabul edilmesinin son derece yanlış olduğunu savunan Erdem, sözlerine şöyle devam etti: "UFK kuruldu. Bu işin ticaretini yapanları işin başına getirdiler. Ama bu konseyde esas bu malın sahibi olan üretici yok. Yani üreticisiz bir konseyin ne kadar faydası olur. Nitekim gördük, faydası olmadı. Tarım Bakanı "Bundan sonra fındığın patronu ne TMO ne de FİSKOBİRLİK'tir, bundan sonra patron UFK'dır."

"UFK fındık almayacaksa, işleyip satamayacaksa nasıl bu işin patronu olur?" diye soran Erdem, "Şimdi TMO bunu yapamadığı için sıkıntı var. Ayrıca UFK Başkanı henüz fiyat açıklanmadan 'Fındık bu sene 3 YTL üzerine çıkmaz' diye açıklama yaptı. Keşke 3 YTL olsaydı ama 1,5 YTL'ye kadar fındık sattı üretici. Bunlar üzüntü vericidir" ifadelerini kullandı.

BAŞARISIZ OLMAMIZ İÇİN YOLUMUZU KESTİLER
Kendi yönetiminde uygulanan politikaların doğruluğunu bugün gelinen noktanın ortaya koyduğunu dile getiren Salih Erdem, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bizim dönemimizde üretici 6-7 milyona fındık sattı. Biz ödeme yaptığımız sürece tüccar da yüksek fiyattan aldı ve problem yaşanmadı. Ne zaman bize kredi verilmedi durum değişmeye başladı.

Buna rağmen ödeme yaparak piyasayı uzun süre 5 milyonun altına düşürmedik. Ama Başbakanın "Biz karışmıyoruz" ifadesi tüccar tarafından fırsat bilindi ve fiyat bir anda 2 YTL'ye kadar düşürüldü. Bu durumda bizim elimizdeki fındık 150 trilyon lira değer kaybetti. Emanete fındık veren üretici perişan oldu. Yaklaşık 400 trilyon zarar oluştu.

Bizim borcumuz vardı ama bu borcu fazlasıyla karşılayacak kadar elimizde fındığımız da vardı. Başbakan 'Ben karışmıyorum' demeseydi bugün bu sıkıntılar yaşanmayacaktı."

Birliğin kıskaca alındığını anlatan Erdem, şöyle konuştu: "Hiçbir banka bize kredi vermedi. Bütün yollarımızı kestiler. Erbakan bile bize yardımcı olmak için devreye girdi. Bir finans kuruluşunun genel müdürünü aradı ödeme sıkıntıları yaşadığımız zaman. Genel müdür kredi vereceğini söyledi. Ama daha sonra "Kusura bakmayın Arabistan'daki genel merkeze sakın kredi vermeyin diye talimat gitmiş" dedi.

Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu'ndan (DFİF), bankalardan kredi alamadık. Bankalara 'Eğer FİSKOBİRLİK'e kredi verirseniz fındık fiyatı yükselir tüccar zarar eder, vermeyin' dediler. Hatta bizim için "Bunlara tefecilerden başkası kredi vermez" dediler. Bunları herkes biliyor, sonunda fındık piyasası da bu hale düştü."

FİSKOBİRLİK'E TARİHİNİN EN GÜZEL GÜNLERİNİ YAŞATTIK
"50 yılımı verdiğim FİSKOBİRLİK benim yönetimimde en güzel günlerini yaşadı' diyen Erdem, fındıktan ülkeye 2 milyar dolara yakın döviz kazandırdıklarını, birliği Türkiye'nin en büyük 500 şirketi arasında hızla yükselttiklerini söyledi. Erdem, bu başarılardan dolayı kendilerine plaket verilmesi gerekirken başkalarına plaket verilmesinin üzüntü verici olduğunu anlattı.

Kendisine yöneltilen 'Siyaset yapıyor' eleştirilerinin son derece haksız olduğunu vurgulayan Salih Erdem, şöyle konuştu: "Beni Trabzon'da herkes tanır. Siyasete girmem için çok teklif aldım ama kabul etmedim. Çünkü tarafsızlığımı korumak istedim. Hayatım sivil toplum kuruluşlarının içinde geçti. Ama hiç siyaset yapmadım, bunu herkes bilir. Ziraat odalarının yaptığı mitingi bile bize mal ettiler. Ben o mitinge gitmedim bile."


BİZE YAPILANLARA KIRGINIM, ÜRETİCİLER DE HAKLARINI TAM OLARAK SAVUNAMADI
Üreticinin de kendileri için yapılanların arkasında durmadığını ve buna çok üzüldüğünü anlatan Erdem, sözlerine şöyle devam etti: "Fındık üreticisi tek kuruş teşvik ve prim almadan ülkeye döviz kazandırdı. Ancak üreticimiz hakkını tam olarak savunamadı, onlar için yapılanları bilmedi.

Buna üzülüyorum. Gerçi bugün yolda görenler 'Kusura bakma biz sizi çok eleştirdik ama gerçeği şimdi gördük' diyorlar."
TMO'ya sağlanan imkanların FİSKOBİRLİK'e verilmesi durumunda fındık fiyatının 1 ay içinde 4,5 YTL'nin üzerine çıkarılacağını ileri süren Erdem, "TMO'ya sağlanan imkanlar şu an FİSKOBİRLİK'e sağlansın fındık piyasasını bir ay içinde 4,5 YTL'nin üzerine çıkartmayı vaat ediyorum.

Çünkü fiyatı koyar ve arkasında durursanız fiyat yükselir ve istikrar sağlanır. Ama arkasında durmazsanız fiyat da düşük olur, istikrar sağlanamaz" dedi.
Mevcut durumda fındığın geleceğinden ümitli olmadığını vurgulayan Erdem, bunun sebeplerini şöyle açıkladı:

"Fındık için gelecekten ümitli değilim. Çünkü sadece bu iktidar döneminde değil her iktidar döneminde tüccarlar etkili oluyor. Bizim yönetimimizde bu etkinliklerini kırdım, onları dinlemedim. Ama bu bizim gidişimize mal oldu.

Benim 3 yıllık görev sürem 2009 yılının Ocak ayında doluyordu ancak 8 ay sonra görevi devrettim. Gelinen noktada iç ve dıştan dayatmalarla uygulanacak politikalar sonucunda fındığın geleceğinden üretici adına endişe ediyorum."

Yorumlar (3)
Karaani 12 yıl önce
Fındığa hakkından fazla para verip,şimdi bu hayal kırıklıklarını yaratan,ve fiskobirliğin bir çıkmaza düşmesine borç batağına düşüp alım yapamamasına sebep siz ve sizi destekleyenlerdir.Fiskobirliğin bu perişan halinin ve dolayısıyla fındık üreticisinin mağduriyeti birazda sizin eserinizdir kanaatindeyim.
Külyutmaz 12 yıl önce
Kardeşim sorun sizde diyorsun. Bu fındık 7 ytl iken de aynı oranda satıldı 2 ytl iken de. En basit ekonomi kuralıdır. Bir malın üretimini elinde bulunduran güç tekel olur ve piyasayı belirler. şimdi siz kalkmış fazla fiyat verdiniz diyorsunuz. bu düşünceye şaşıyorum. Adam piyasada söz sahibi olarak ülkeye döviz kazandırmış, niye bunu yaptın diyorsunuz. Kim bunu istemez, bu işten rant sağlayan tüccar kesimi. Eğer tüccar iseniz sözüm yok çünkü ekonominin bir diğer kuralı da bireylerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket ettiği gerçeğidir. ama tüccar değilseniz işi bilmiyorsunuz demektir.
casa 12 yıl önce
Fiskobirlik kuruluşundan 2001 yılına kadar Devlete bağlı,tüm gelir ve gideri devlet tarafından organize edilen bir kamu kooperatifiydi.Fiyatı Hükümetler açıklardı ançak o tarihten sonra tamamen Fiskobirliğin bünyesinde bırakılmıştır.Şuan yaşanan sıkıntılar başında bu özerkleşme yatmaktadır.Fındıklan ilgili radikal tedbirler bellidir.Bunun başında sadece kaliteli fındığın(sivri,tombul ve bunların muadili olanların)satınalınması, diğeri ise Trabzon,Giresun ve Ordu bilindiği üzere fındığın anavatanı idi.Tekrar bu durumun meydana getirilmesi için taban arazisi denilen yapıyı ve bu hususla ilgili mevzuatı geliştirilerek biran önce yürürlüğe koymaktır.Bu da TBMM ve Hükümetimizin alaçağı kararla sağlanabilir.Doğru olan gerçekleri kabullenmektir.

Gelişmelerden Haberdar Olun

@