İslam dininin en köklü ve en derin manevi anlamlar taşıyan ibadetlerinden biri olan kurban, özünde teslimiyet, fedakârlık ve Allah'a yakınlaşma gayesi taşır. Kelime anlamı olarak "yaklaşmak" ve "ilahi rızaya vesile olan şey" manalarına gelen kurban ibadeti, tarihi kökenleri itibarıyla Hz. İbrahim ve Hz. İsmail'in (a.s.) o muazzam itaatine ve teslimiyetine dayanır. Müslümanlar, kestikleri kurbanlarla aslında içlerindeki dünyevi tutkuları, bencilliği ve mal sevgisini de kurban etmiş olurlar. Bu yönüyle kurban, bireyin Rabbi ile olan bağını güçlendiren, onu manevi kirlerden arındıran eşsiz bir ibadettir.
Ancak kurban ibadetinin sadece bireysel bir arınma boyutu yoktur; bu ibadet aynı zamanda muazzam bir toplumsal dayanışma ve sosyal adalet mekanizmasıdır. İslamiyet, varlıklı olanların mallarında yoksulların da hakkı olduğunu vurgular. Kesilen kurbanların etlerinin pay edilerek ihtiyaç sahiplerine, yetimlere, dullara ve yolda kalmışlara dağıtılması,...