Yaylalara muazzam ilgi var.

Buna bağlı olarak çevre kirliliği, trafik kazaları, küçük ve orta çapta asayiş olayları yaşanabiliyor.

Bizzat gezip gördüğümüz şu; yaylalar, yayla şenlikleri, yayla havası çok seviliyor ama asla kurallara uyma diye bir duyarlılık gelişmedi, gelişmiyor.

Günübirlik gelenlerin yaktığı ateşler, yerlere, koruluklara, hatta yol kenarlarına saçılan çöpler, olur olmadık yer sahiplenmeler, işletmelerin düzensizliği, güvensiz su yataklarına kurulan çadırlar derken, şimdi de zincir marketlerden aldıkları meyveleri kendilerini yollara atmak suretiyle satmaya çalışan köylüler.

Ne kadar üzücü ise o kadar gerçek.

Özellikle iki yıldır Trabzon ve çevresinde meyve çeşitliliği hayli azaldı.

Bazı köylü kadınlar da gidip büyük marketlerden kayısı, kiraz, çilek, erik ve armut alıp el tezgâhına koyarak Trabzon ürünü gibi satmak için turist araçlarının önüne atlıyorlar.

Hem ürünler yerli değil; hem pahalı, hem de yaptıkları hareket çok tehlikeli.

Çok şey gerekmiyor aslında; dürüstlük, dikkat ve duyarlılık hepsi için yeterli.