Trabzon’un tarihiyle övünmek kolay, onu koruyabilmek ise ciddi bir irade ve vizyon gerektiriyor. Yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan, dört imparatorluğun izlerini taşıyan bu kadim şehir ne yazık ki geçmişten bugüne tarihi mirasına yeterince sahip çıkamadı.
Kentin siyasileri her fırsatta “4 bin yıllık kent”, “imparatorluk başkenti”, “Fatih’in fethettiği şehir”, “Kanuni’nin yönettiği kent” ve “Yavuz’un doğduğu topraklar” söylemlerini dillendiriyor. Ancak iş tarihi yapıları korumaya geldiğinde aynı hassasiyetin gösterildiğini söylemek pek mümkün görünmüyor.
Trabzon, geçmiş yıllarda kimliğini oluşturan pek çok tarihi değerini birer birer kaybetti. Meydan’daki Sümer Sineması’nın yok oluşu, Ganita’daki Aziz Giorgi Kilisesi’nin ortadan kaldırılması, Bahçecik’teki sur kemerinin yıkılması gibi hatalarla önemli anıtsal değerler kaybedildi.
Son yıllarda yapılan bazı uygulamalar da geçmişteki yanlışları ne yazık ki aratmıyor. Pazarkapı’da surların önünün Reşadiye Viyadüğü ile kapatılması, antik liman kalıntısının üzerine balıkhane inşa edilmesi, Tabakhane Köprüsü’nün bir bölümünün yıkılarak yol geçirilmesi kentin tarihi dokusuna verilen za...