Trabzonspor müsabakaya geçen hafta rahat kazanmanın moraliyle başladı. Sahaya çıktıklarında nasıl özgüvene sahip olduklarını görebiliyorsunuz. Rakip Gençlerbirliği ise sezonun en inişli çıkışlı performans sergileyen takımlarından biri. Sezon başından beri hala sistemini, düzenini oturtamamış haldeler.

Trabzonspor başlama düdüğü ile birlikte yine topa hakim olsa da ilk tehlikeli girişim bir duran top sonucu Hugo’nun kafa vuruşu ile geldi. Geniş alan oynama becerisi yüksek olan Wakaeme ve Ekuban’ın Avcı’nın isteğiyle çok içerilere girmesi ama boşalttıkları alanın savunma bekleri tarafından yeterince etkili kullanılamaması yine Trabzonspor’a pozisyon üretmekte sıkıntılar yaşattı. Yine böyle bir pozisyonda Djaniny ve Ekuban’ın son haftalarda artarak devam eden işbirliğinden skor bulmayı başardılar. Maçın ilk devresi Konyaspor maçıyla çok benzerlik sergilese de bu bölümde Gençlerbirliği’ne hiç pozisyon verilmemesi artılardandı. Bunda Trabzonspor’un takım savunma başarısı yanında Gençlerbirliği’nin hücumdaki etkisizliği ve yetersizliğinin de payı vardı. Bu bölüm için özellikle Beart’ın takım savunması önünde doğru alan tutması olumluydu. Dar alan pas becerisinde de rahatlığı ile göze battı. Bir parantez de Djaniny’e açmak gerek. Sanki her geçen hafta takıma ve oyuna uyumu artmaya başladı.

Gençlerbirliği ikinci devre oyuna hamleler yaparak başlayıp tempo değiştirmek niyetiyle çıktıysa da soyunma odasından yine geçen hafta olduğu gibi daha iyi dönen takım Trabzonspor’du. İlk 10 dakikalık bölümde Wakaeme, Ekuban ve Abdulkadir’le etkili olmaya çalışan Trabzonspor’a Gençlerbirliği cevap veremedi. Dikine mesafe kat edilerek çabuk oynanan oyun, Wakaeme’nin asistiyle Ekuban’ın golüyle meyvesini verdi. Bu bölümden sonra dakikalar ilerledikçe Trabzonspor da oyun şımarıklığı ve oyun disiplininden uzaklaşmalar başladı. Bloklar ve oyuncular arası mesafeler uzadı, geri dönüşler yavaşlamaya başladı. Aman dikkat! Avcı’nın da bu bölümden rahatsız olduğunu tahmin etmek zor değil. Ve bu bölümde skorun artırılamaması hamlelerin gelmesini geciktirdi. 80.dk itibariyle Gençlerbirliği’nin öne yönelik hamlelerine Hosseini ile karşılık verildi. Her iki takımın bu değişiklikleri, Hosseini’nin savunma önüne çok yakın kalması ve skor koruma kaygısıyla birlikte oyunu Trabzonspor yarı sahasına yaklaştırdı. Böyle bir anda rakibe verilen penaltı şansı ve bunun gole çevrilmesi ile birlikte kalan dakikalar sıkıntılı geçti. Böyle maçlarda toplu oyunu kontrol ederken skoru artırma çabasını da unutmamak gerek. Çünkü bundan sonra her geçen dakika rakibin üzerinize daha arzulu gelmesine fırsat tanımış olursunuz. Ama Avcı döneminin en önemli farkı, öne geçilen müsabakalarda ki puan kayıplarının bertaraf edilmesi. Bu yüzden geldiği dönemden beri alınan skorlar itibariyle teknik heyeti alkışlamak gerek.

Sonuç itibariyle kazanılan 3 puan yine moral olurken futbol adına çok keyif aldığımızı söylemek güç. Transfer dönemi başladığı halde Berat dışında takviyelerin gecikmesi kafalarda soru işareti. Gençlerbirliği için ise sezonun hayli sıkıntılı geçeceğini söylemek zor olmayacaktır.

Hafta içi oynanacak olan süper kupa finalinde Başakşehir’le karşılaşılacak. Ve ardından ligin dominant takımı Beşiktaş’la.. Bu iki zorluk derecesi yüksek maçta alınacak olan sonuçlar ve yıpranmışlık 2. devre hedefler konusunda belirleyici olacak diye düşünüyorum.