Herkes öldü biliyordu, sağ çıkıp geldi!

Ölüm ocağında 08:00-16:00 saatlerinde sabah vardiyasında çalışan Recep Doğan, uzun müddet can verdi sanıldığı ve henüz sonra inanılmaz bir kurtuluş hikayesiyle hayata geri döndüğü o anları şöyle anlattı: "Şehit olan kardeşlerimin mekanları cennet olsun, A

Herkes öldü biliyordu, sağ çıkıp geldi!
Ölüm ocağında 08:00-16:00 saatlerinde sabah vardiyasında çalışan Recep Doğan, uzun müddet can verdi sanıldığı ve henüz sonra inanılmaz bir kurtuluş hikayesiyle hayata geri döndüğü o anları şöyle anlattı:
 
"Şehit olan kardeşlerimin mekanları cennet olsun, Allah yakınlarına sabır versin. Geride kalan ailelerine başsağlığı diliyorum. Basit bir vaziyet değil. Yaşamayan bu vaziyeti bilemez. Yaşayanlarında psikolojisinin hiç iyi olduğunu tahmin etmiyorum." Uzun süredir madencilik yaptığını anlatan Doğan, şunları söyledi:
 
"Türkiye'de ve dünyada kimsenin böyle bir olayla karşılaştığını hiç duymadım. Büyük bir facia yaşadık. Allah herkesin yardımcısı olsun. Ben 08:00 ile 16:00 vardiyasında çalışıyorum. Saat 14:45 ya da 15:00'e yakındı. Başka bir iş arkadaşımla görüşüyordum yer altında. Birbirimize tertip alışverişi yapıyorduk." Telefonun enerjilerinin kesildiğini belirten Doğan, şöyle konuştu:
 
"Hatlar kesilince merak ettim. Ön tarafa doğru ilerlemeye başladım. Başka bir telefonla müzakere yapayım dedim. O telefon arızalıydı. 50-100 metre henüz yürüdüm. Duman geldiğini görünce, iki şartelci kardeşim vardı. Onları ayaklara gönderdim. Bütün ekipleri boşalttık. Hava çıkışa geldiler. Orada hayat maçi verdik. Gaz maskeleri vardı, onları kullanmaya başladık. Tabi heyecandan, korkudan gaz maskelerini kullanamayan arkadaşlar vardı. Onlara yardımcı olduk. Hem kendi canımızı hem de dostlarımızın canını nasıl kurtarırız, nasıl ailelerimize kavuşuruz diye mücadele verdik."
 
Madencilik tecrübesine güvendiğini anlatan Doğan, sözlerine şöyle devam etti: "Allah'a güvendim, dua ettim. Kendi yaptıklarımızla arkadaşlarımızı kurtarmaya çalıştık. Lakin bağlantı kuramadık, telefonların enerjileri yoktu. Kaçabileceğimiz bir yer yoktu. Hava çıkışı dediğimiz yere geldik. Duman bize henüz yetişmemişti. Duman arkamızdan geliyordu. Diğer panoların dumanları müşterek noktada buluştuğu için mekanize ayağında dumanı bizden önce gelmişti. Oradan da ileriye doğu kaçamadık. Dostları dinlendirdik, fenalaşanları motive etmeye çalıştık. Aynı morale benimde ihtiyacım vardı ama bir şey diyemedim. Kendi gaz maskem, diğer arkadaşlarınkinden önce sona erdiği halde, benim ki bitti deyip arkadaşların moralinin bozulmasını istemedim. Normal devam ettik. Plastik hava borusu vardı. Oradan bir testere bulduk. Küçük delikler açtık. O açtığımız delikler bizim yaşama sebeplerimizden biri oldu. Oradan biraz hava alabildik. Hatta elimde küçük bir testere yarası var. Her hava alabildiğimiz deliğe 2-3 arkadaşımızı yerleştirdik. Testereyle boruyu keserek oradan hava aldık. Üzerinde ceketi ve çantaları olanların ceketini ve çantalarını bıraktırdık. Üzerimizdeki yükleri hafiflettik. Biraz fenalaşmaya başlayan arkadaşların temiz ya da pis su demeden yüzlerini yıkadık. Uyuma aşamasına gelenleri uyutmamaya çalıştık. Uyusak zati kurtuluş olmayacağını biliyorduk. Genç arkadaşlar, bekar arkadaşlar, yeni evlenen arkadaşlar vardı. Bırakın hayata doymayı hayata yeni başlayan arkadaşlarımız vardı. Uğraştık en son mekanize ayağın içerisine saklandık."
 
Doğan, demir malzemelere tutunduklarını anlatarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Oradaki soğukluk vücudumuza gelsin, uyumayalım, serinlik hissedelim diye. Bu şekilde biraz enerji aldık. Ondan sonra kendimde bayılma aşamasına gelmişim. Bundan sonrasını tam hatırlamıyorum. Kurtarma ekipleri belki de 10-20 dakika geç gelse bizim de kurtulma şansımız yoktu. Kurtarma ekipleri geldiler ve ondan sonra nasıl çıktığımızı hatırlamıyorum. Elimin ayağımın tutmadığını, kustuğumu biliyorum. Arkadaşlarımız henüz sonra bizi dışarı çıkarmış. Allah razı olsun hepsinden. Henüz sonra ambulansla hastaneye sevkimiz oldu. Umudumu kaybettiğim vakit oldu. 7-8 yaşında bir oğlum var." Bundan sonra madencilik yapıp yapmayacağını bilmediğini ve kaybettiği dostları olduğu için kurtulduğuna sevinemediğini söyleyen Recep Doğan, "Ben ailemin en küçüğüyüm, Allah beni aileme, çoluğuma, çocuğuma kavuşturdu. Allah sülaleme bu acıyı yaşatmadı. Çok mutluyum, keşke bu vakalar olmasaydı. Allah tüm arkadaşlarımın yardımcısı olsun" dedi.
 
Recep Doğan'ın ağabeyi Ali Doğan da 5-6 saat maden kapısında beklediklerini belirterek şunları söyledi: "Hayatta bunun kadar kötü bir şey olamaz. Cenazeler gelmeye başlamıştı. Çıkana kardeşimi soruyordum. Recep'i gördünüz mü, nasıl diye. Çıkan cenazelerin üzerini açıp bakıyordum. Tam beş sene yaşlandım orada. Allah kardeşimi bize bağışladı."
 
Evladına sarılarak gözyaşlarına hakim olamayan baba Hakkı Doğan ise sözlerini şöyle tamamladı: "Bir baba olarak yüz sefer öldüm, yüz sefer dirildim. Ateş düştüğü yeri yakar. Çok acı bir olay, lakin Allah bize o acıyı göstermedi. Büyük bir felaket, büyük bir afet. Umudumu kaybetmedim. Oğlum çok inançlıdır, kurtulur dedim hep. Herkes bana başın sağolsun demeye geldi ama diyemediler."

HABERE YORUM KAT
Haberlere yorum yapanlar genel kuralları kabul etmiş sayılırlar. Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Önceki ve Sonraki Haberler
Resmi İlanlar
Yaşam