banner192

Bereketli Topraklarda barış aranıyor

  Adana-Osmaniye Tabip Odası ile Eğitim Sen Adana Şubesinin işbirliği ile Ortadoğu ve Türkiye-Suriye ilişkilerinin anlatıldığı “Bereketli Topraklar Barışı Arıyor” paneli düzenlendi.  Adana Büyükşehir Belediye Tiyatro Salonundaki panele CHP Hatay Milletvek

Bereketli Topraklarda barış aranıyor

 

 Adana-Osmaniye Tabip Odası ile Eğitim Sen Adana Şubesinin işbirliği ile Ortadoğu ve Türkiye-Suriye ilişkilerinin anlatıldığı “Bereketli Topraklar Barışı Arıyor” paneli düzenlendi. 
 
Adana Büyükşehir Belediye Tiyatro Salonundaki panele CHP Hatay Milletvekili Dr. Mehmet Ali Edipoğlu, Gazeteci Faik Bulut ve Sosyolog Prof. Dr. Ahmet Özer konuşmacı olarak katıldı.
 
Panelin açılış konuşmasını yapan Adana-Osmaniye Tabip Odası Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten, "Suriye’nin ne hale getirildiğini televizyonlardan ve gazetelerden görüyorsunuz. Bu ülkeyi yönetenler biraz tarih bilseler, biraz ülke vatandaşını tanısalar, biraz bizleri dinleseler, biraz geleceği görebilseler, biraz kültürümüzü tanısalar, ülkemizi biraz bilimin ışığı altında değerlendirseler şimdi ne Hatay, ne Urfa, ne Kilis, ne Gaziantep ne de Adana böyle tedirgin olur, ne de Şam, Halep, Humus, Hama sokakları kan ve barut kokardı" dedi.
Şimdi Halep sokaklarında koşan, şeker alan, bisiklet süren, pencereden özlemle sokağa bakan çocuklar olmadığını ifade eden Ökten, "Şimdi sadece kan, gözyaşı, bomba sesleri, barut kokuları, gecenin sesliğini yırtan tecavüze uğrayan veya öldürülen kadın ve çocuk sesleri var. Konuşmacılar Suriye de yaşanan bu durumun sosyolojik, siyasal, ekonomik ve stratejik öneminin ayrıntılı olarak değerlendirmesini yapacaklar. Atatürk’ün gözünde çok önemli olan ve çok kültürlülüğü bugüne kadar sorunsuz olarak yaşatan Hatay, maalesef günümüzde iktidar tarafından ülkemizin birçok değeri gibi gözden çıkarılmıştır. Hataylılar şu an kendi topraklarında ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmektedir. Sorun artık sadece Hatayla sınırlı değildir. Birkaç hafta önce Urfa-Akçakale düşen bir top mermisi 3’ü çocuk 5 kişinin ölümüne neden olmuştur. Şimdi sınırlarımıza Patriot füzeleri de yerleştirilmeye başlanmıştır. Savaş artık yanı başımızdadır. Her zaman için insan sağlığını ve yaşamasını önceleyen bizler; Barışın, kardeşliğin, hoşgörünün, sevginin, sanatın, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Abidin Dino, Yılmaz Güney gibi birçok bereketli sanatçıların dili olan bu bereketli topraklar şimdi korkunun, şiddetin, işsizliğin egemen olduğu topraklara dönüştürülmüştür. Bu bereketli topraklarda barış, özgürlük ve kardeşlik içinde yaşamak istiyoruz. Bunun için de halkımızın ve Suriye halkının yanındayız” diye konuştu.
 
KARACA: "BU TÜR OYUNLAR DEŞİFRE EDİLMELİ"
Eğitim Sen Adana Şube Başkanı Kamuran Karaca ise, Ortadoğu da özellikle Amerika’nın Mısır’da, Suriye’de, Irak’ta, Libya’da yaptığı oyunların farkında olan emek cephesi, emek örgütleri olarak bunu toplumla paylaşmayı amaçladıklarını söyledi. Karaca, “Komşumuz olan Suriye’deki savaşı bu cepheden değerlendiriyoruz. Esad rejimi ya da diğer ülkedeki rejimlerin destekçisi değiliz ama burada asıl yıkılmak istenen emperyalizm ve bölgedeki zenginlik kaynaklarına müdahalesini engel gördükleri unsurları, hedefleri ortadan kaldırma çabası, çalışması olarak görüyorum. Bu bağlamda biz bu tür oyunları deşifre etme noktasında bu paneli düzenlemek istedik” dedi.
 
Moderatör Dr. Halit Atik de, AK Parti'nin bir anda ABD politikaları doğrultusunda şahinleşip, Türkiye’yi Suriye ile çatışma noktasına getirdiğini söyleyerek şunları kaydetti:
"Bu durum Türkiye’nin ve bölge halklarının çıkarına bir durum değildir. Mezheplerin, halkların birbirine karşı kışkırtılması ve bu yolla insanların birbirini boğazlamasından bir çıkar umulması utanılacak bir durumdur. Bir insanlık suçudur. İktidarın dış politikası çıkmaz bir sokağa girmiştir. Kendileri de bunun farkında ama ne yaparlarsa yapsınlar, ülke içinde ve dışında, acı çekmelerine, gözyaşı ve kan dökmelerine neden oldukları insanların elleri, hem bu dünya da, hem de inandıkları öbür dünya da yakalarına yapışacaktır. Bundan hiç şüpheleri olmasın”
 
Panelde konuşan Gazeteci Faik Bulut, Suriye’de iç muhalefeti sayılmazsa, muhalefet denilen grupların çoğunun dış bağlantılı olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:
"Mesela Suriye’ye 14 ülkeden gelmiş 15 bin cihatçı ve kaideciden söz etmek mümkün. Bu orası bombalanıyor burası bombalanıyor denilenler biraz da budur. Fakat Türkiye dahil Suriye rejiminin, yönetiminin hemen çabuk devrileceğine kendilerine göre yanlış noktasından yola çıktılar. Devrilmediğini görünce de bu kez vekaleten savaş yürütmeye çalıştılar. Bu vekaleten savaşta özellikle Çin, Rusya ve İran’ın tavrı, karşı duruşu çok önemliydi. Artık direk rejime müdahale şu an için gündem de değil. Ama savaş olacaksa, Amerika buna niyet edecekse, lobiler buna karar verecekse benim gözlemime göre Şubat’tan önce olmaz. Mart, Nisan ayları olabilir. Bir, eğer niyet edecekse, gücü yetecekse, planını iyi yapacaksa. İki, şu an da Türkiye merkezli ana merkez olarak desteklediği muhalefet ve Türkiye’nin Suriye politikaları tümüyle hesap yanlış çıkmıştır. Başarısız olmuştur. Başarısız olduğu için de Amerika bakmış bu beceriksizlikle bu işin gideceği yok buradaki Suriye milli meclisini yana atıp, daha geniş koalisyon muhalifler adı altında Katar’da topladı işi ele aldı. Bu Türkiye’nin oyuncağının elinden alınması anlamına geldi. Türkiye’nin başarısız politikaları Amerika’yı memnun etmemiştir. Şimdi Suriye'deki yangın bize sıçrayabilir, canımızı yakabilir."
 
ÖZER: "İÇ ÇATIŞMA ÇÖZÜLMEDEN DIŞARDAKİ ÇÖZÜCÜLÜK İNANDIRICI OLMAZ"
 
Sosyolog Prof. Dr. Ahmet Özer ise Ortadoğu’daki çatışmanın iki nedeninden bahsederek şöyle konuştu:
 
"Amerika Ortadoğu’nun enerji kaynaklarına ve bu kaynaklara ulaşma çabası ve Amerika’nın başını çekmiş olduğu yenidünya düzenine uymayanları uydurmaya çalışma isteğidir. Bu çerçeve de Türkiye’de bir müttefik olarak Ortadoğu’da rol oynamak istiyor. Ama bunu yaparken iki yanlış yaptı. Birincisi bir neoosmanlıcı anlayışla model kurucu, aktif dış politika yapacağız sıfır problemli dış politika ama biz belirleyen olacağız dedi fakat maalesef sıfır problemli dış politika sıfırı tüketti. Bu gün problemli olmadığımız hiçbir dış komşumuz yok. Genel de Ortadoğu’da özelde de Suriye’de ki mevcut durum. Türkiye’yi bir Ortadoğu bataklığına çekme durumudur. Türkiye’nin burada yapması gereken şey Suriye’nin iç işlerine müdahil olmak ya da orada El Kaide militanlarına lojistik destek sağlayarak bir değişikliğe gitmek yerine bir değişiklik olacaksa uluslar arası hukuku, birleşmiş milletleri, diplomasiyi kullanarak yardımcı olmaktır. Aksi takdirde bu tür çatışmalar işte uçağımızın düşürülmesi, Akçakale’de insanlarımızın öldürülmesi bizi bir Ortadoğu bataklığına çekebilir. Bu savaş bizim savaşımız değildir. Biz daha kendi içimizdeki çatışmaları, ölümleri bitirmeden dışarıda sorun çözücü bir noktada olamayız. Kimse de buna inanmaz.”
 
CHP Hatay Milletvekili Dr. Mehmet Ali Edipoğlu da küresel güçlerin dünya üzerinde estirdiği emperyal rüzgarların başlıca sebebi, kaynaklara el koyma, sömürme ve talan etme mücadelesi olduğunu söyledi. Edipoğlu, "Bugün, komşumuz Suriye olayında görüldüğü üzere İsrail, ABD ve AB ülkeleri bir tarafta; İran, Rusya ve Çin öte tarafta olmak üzere kirli ve lanetli bir savaş yaşanmaktadır. Bu karşı karşıya gelişin asıl sebebi ise enerjidir. Yoksa Suriye’de yaşanan insanlık dramı ve Selefi-Vahhabi ve El-Kaide çeteleriyle yapılan katliam, ne İsrail, ne ABD, nede AB ülkelerinin umurunda değildir. Ortadoğu’da mevcut doğalgaz yatakları ile İsrail, Kuzey Irak, Kuzey Suriye, Güney Kıbrıs ve Katar’da yeni keşfedilen büyük doğalgaz kaynaklarının paylaşımı ile AB ülkelerinin en büyük gaz tüketicisi konumuna gelişi ve Rus doğalgazına bağımlılığı, Ortadoğu’da yaşanan çatışmanın gerçek nedenidir. Ancak bölgenin gelişen ekonomileri ve güçleri olan Türkiye ve İran’ı, Suriye üzerinden savaşa zorlayanlar ve Türkiye’yi Suriye’ye girmesi için teşvik edenler ile Saddam'ın Kuveyt'i işgal etmesini isteyenlerin aynı ülkeler olduğuna şüphe yok" diye konuştu.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.