banner192

Yılmaz Özdil, Burak Yılmaz'ı yazdı!

Usta kalem Yılmaz Özdil, Trabzonspor'un forvet oyuncusu Burak Yılmaz'ı kaleme aldı.ŞARAMPOLDEN ZİRVEYE!Hayatı futboldu... Ancak, gol atmayı değil, gol kurtarmayı seviyordu. Kaleci oldu. Adana’nın amatör İncirlik takımında başladı. Müthişti. Bi anda parlad

Yılmaz Özdil, Burak Yılmaz'ı yazdı!

Usta kalem Yılmaz Özdil, Trabzonspor'un forvet oyuncusu Burak Yılmaz'ı kaleme aldı.

ŞARAMPOLDEN ZİRVEYE!

Hayatı futboldu... Ancak, gol atmayı değil, gol kurtarmayı seviyordu. Kaleci oldu. Adana’nın amatör İncirlik takımında başladı. Müthişti. Bi anda parladı, profesyonel oldu, herhangi bi sıra takımına filan değil, direkt İstanbul’a ışınlandı, Beşiktaş’ın formasını giydi.
***
Güzel ve başarılı günler geçirdi Beşiktaş’ta... Ama, futbolcunun kaderi, gün geldi, ayrıldı, Balıkesirspor’a gitti. Oradan Antalyaspor’a geçti. Altı sene kaldı Antalya’da... İki defa Süper Lig’den düşme hüznünü yaşadı, iki defa şampiyon olup, Süper Lig’e çıkma sevincini.
***
Antalya’nın yeri başkaydı. Çünkü orada evlendi, orada baba oldu.
***
Üstelik... Antalyaspor tarafından evlendirildi. 83-84 sezonuydu. Antalya küme düşmüştü. Kulübün kasası tam takırdı, belki de tarihinin en kötü ekonomik durumunu yaşıyordu. Bırak transfer taksitlerini, maç başı paraları bile ödenemiyordu. Gel gör ki, aşık olmuştu. Evlenmek istiyordu. Başkan Dündar Uluğkay’a gitti, derdini anlattı.  “Oğlum para yok, halimiz malum” cevabını aldı. Boynu bükük ayrılırken, kıyamadı başkan,  “Asbaşkan’a git, halletsin” dedi.
***
Sevinçten uçarak Asbaşkan’a gitti, kapısını çaldı. Mahmut Tunalı’ydı Asbaşkan... Derdini anlattı. Asbaşkan şöyle bi durdu, düşündü,  “Sırası mı be oğlum” dedi. Sonra, o da kıyamadı, “Osmanlı Kuyumcusu’nu biliyorsun, git oraya, benim adımı ver, para ödeme, lazım olduğu kadar altın al, başka bi kuyumcuya git, bozdur, düğününü yap” dedi... Unutulmaz abilikti.
***
Evlendi... Antalyaspor camiası, en dar anında, bir futbolcusunun yuva kurmasını sağlamıştı.
***
Artık eskisinden de fazla bağlıydı formasına... Manevi destek, maddi desteğin çok önüne geçmişti. Neticede, zor günler geride kaldı. 1985’te oğlu doğdu, baba oldu. Dedim ya, güzel günler geri gelmişti. Oğlunun dünyaya geldiği sene, Antalyaspor yeniden Süper Lig’e çıktı.
***
Gel zaman git zaman, yaş ilerledi, Antalya’nın kalesini gençlere bıraktı, ekmeğini futboldan kazanan bi emekçi olarak, Tavşanlı Linyit’e gitti. Oradan Kemerspor’a geçti.
***
En son...
Şarampolspor’a.
***
Her çıkışın bi inişi vardır derler... Öyle olmuştu. Beşiktaş gibi bir devin formasıyla başlayan yolculuk, çeşitli kavşaklardan geçtikten sonra, Antalya’nın amatör Şarampolspor’unda son bulmuştu. Aktif futbolu orada bıraktı.
***
Kulübeye geçti. Antrenörlüğe başladı. Altı sene boyunca, Antalyaspor’un minik takımından, PAF takımına kadar, altyapısının her kademesinde görev yaptı. Oğlu büyümüştü. 13 yaşına gelmişti. Ve, oğlu da, hayatının en önemli kulübü Antalyaspor’un altyapısında oynuyordu.
***
Oğlu, süper yetenekti.
***
Babasının aksine... Gol yememeyi değil, gol atmayı seviyordu. Santrfordu.
***
Baba-oğul’un yolları, 2000 senesinde ayrıldı. Baba, ailesinin geçimini sağlamak için, yollara düştü, Malatya’ya, Trabzon’a, Karşıyaka’ya, Gençlerbirliği’ne gitti, kaleci antrenörlüğü yaptı.
***
Oğul, Antalya’da kaldı. 2002’de, 17 yaşındayken, profesyonel oldu, annesiyle babasının evlenmesine, kendisinin dünyaya gelmesine vesile olan Antalyaspor’un formasını giydi.
***
Antalyaspor’un yeniden Süper Lig’e çıkmasına büyük katkısı oldu. Kaderin cilvesi olsa gerek, gene babası gibi, İstanbul’a ışınlandı, Beşiktaş’a transfer edildi. Tigana’nın gözdesiydi. Tigana kovulup, Ertuğrul Sağlam gelince, işler sarpa sarmaya başladı, yedek bırakıldı.
***
Bilahare, Manisaspor’a gönderildi. Kırılma noktasıydı. Şampiyonluğa oynayan takımdan, küme düşmemeye oynayan takıma postalanmıştı. Henüz 21 yaşındaydı. Morali sıfırdı. İlk üç maç ayağına top değmedi. Futbolu bırakmaya karar verdi. İşte tam o anda...
***
Babasından telefon geldi. Ömrü boyunca sesini bile yükseltmeyen baba, oğluna ilk kez bağırıyordu:  “Kendini toparla, futbola odaklan, aksi takdirde hakkımı sana helal etmem!”
***
Bu fırça, hayata geri döndürdü. Hırslandı, futbola sarıldı. Fenerbahçe’ye transfer oldu.
***
Ancak, bu defa da karşısına Luis Aragones engeli çıkmıştı. Fenerbahçe Yönetimi dört senelik imza attırmıştı ama, İspanyol hoca belli ki, bu çocuğu istemiyordu. Yedek bıraktı.
***
Eskişehirspor’a kiralandı. Morali gene sıfıra indi. Ama, bu sefer teslim olmadı. Elinden geleni yaptı. Ve, bir sene sonra, hayatının en önemli transferi gerçekleşti. Trabzonspor’a gitti.
***
Gencecik yaşında 3’üncü kez ayağa kalkmış, 3’üncü büyük kulübün formasını giymeyi başarmıştı. Üstelik bu sefer, Şenol Güneş vardı. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük kalecisi olan Şenol Güneş, kaleci’nin oğlu’na sahip çıktı, adeta yeniden yarattı. Mucizeydi.
***
Evet...
O çocuk, Burak Yılmaz.
***
Hem Türk Futbolu’nun, hem Trabzonspor’un, hem Milli Takım’ın ümidi, en büyük yıldızı.
***
Şimdilik 11 gol attı.
Açık ara, Gol Kralı olacak.
***
Futbolu bırakmaya karar verip, şarampol’e yuvarlanacağı sırada... Futbol hayatı Şarampolspor’da sonlanan babasının hamlesiyle, zirveye çıkmayı başaran evlat.
***
Baba’ya gelince...
***
Fikret Yılmaz.
Adana’yı, İstanbul’u, Balıkesir’i, Antalya’yı, Kütahya’yı dolaşıp, Şarampolspor’da kontağı kapattı. Sonra tekrar marşa bastı, antrenör olarak, Malatya’yı, Trabzon’u, İzmir’i, Ankara’yı dolaşıp, Kayseri’ye geldi. Ama, bu sefer antrenör olarak değil. Teknik direktör olarak.
***
Erciyesspor’un teknik direktörü o... Bank Asya’da lider... Süper Lig’in en büyük adaylarından.
***
Anadolu yollarında kilometre yapıp, futbol hayatını Şarampol’de sonlandıran... Şarampol’e yuvarlanmak üzere olan oğlunu, zirveye taşıyan... Ve, kendisi de zirveye çıkan bir baba.
***
Burası ABD olsa...
Hollywood’ta film olur kardeşim.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kolivared - 5 yıl önce
Sen iyi bir adamsın
Avatar
ForeverTS - 5 yıl önce
Genç futbolcuların bunu odalarının duvarına asması lazım. Sağolasın Yılmaz Özdil, yüreğine sağlık, duygulandık...
Avatar
YADELLERDEN - 5 yıl önce
Usta kalem Yılmaz Özdil'in kaleminden Burak'ımızın kısa hikayesini okuduk...Burak,şimdi hem bizim,hem ülkemizin yıldızı...Takımımızın biraz dik durduğu,toparlandığı gelecek günlerde Burak Yılmaz,Dünya yıldızı olmaya adaydır...Takım bir toparlanabilse...
Avatar
EFSANE SUNUCU - 5 yıl önce
3 temmuzdan beri ülkeyi sarsan şike depreminden sonra spor yazarlığı yapan kelli felli yazarları hemen hemen her gün umutla takip ettim acaba alınterimizin karşılığı şampiyonluğumuzun elimizden alınışından sonra kelli felli spor yazarları bizim hakkımızı teslim edecek mi diye ama malesef hiçbiri bu açıkyüreklililği gösteremedi yılmaz özdilde diğerleride onun için hiçbirinin samimiyetine güvenmiyorum o kadar.
Avatar
ÖMER GÜN - 5 yıl önce
Şike soruşturması kapsamında UEFA'nın Fener yerine tertemiz Trabzonsporumuzu Ş.Ligine dahil etmesinden sonra bu adamın yazısını okudunuz mu? Bırakın bu işleri. İki satır okşamayla hemen gevşemeyin. Doğan medyasının Trabzon'a hoş görünme çabaları kapsamında yazılmış bir yazı.
Avatar
EFSANE TS - 5 yıl önce
Sayın özil geçtiğimiz pazar günü kanaltürkteki telegol programında erman toroğlunun TRABZONSPORA yaptığı terbiyesizliğide yazarmısınız olay şu ahmet ağaoğlu burak rozetleri bastırmış 2 tanesini hediye verilmek üzere telegole gönderdi gökmen özdenak teşekkür ederek aldı kabul etti rozeti erman toroğlu ise rozete bile bakmadı almadı ve aşağılar biçimde bakarak trabzon yöneticilerine burağı savunmayacaksınız sesinizi çıkarmıyacaksınız (sanki adam olucaksınız der gibi) gider yaptı ve tüm treabzon camiasını aşağıladı
Avatar
vova - 5 yıl önce
TS sadece Trabzonlularla büyük değildir.O her TS sevdalısıyla daha da büyüktür.
Avatar
fatih.aktürk - 5 yıl önce
hayat hikayesine bakın be..demekki neymiş pes etmemek gerekiyormuş..! pes etmeyince başarılar eninde sonunda geliyormuş..baba oğul türkiye'de seslerini duyuracak seviyeye sonunda gelmişler..Trabzonspor'da şikenin sonuçlanmasından sonra hakettiği şampiyonluğu alsın..yakalayacağı havayla,ekonomisiyle ve daha birçok artı yanlarıyla en az 3 4 sene zirvenin tek hakimi olur..güzel günler göreceğiz güneşli günler diyorduk..az kaldı az..