banner192

‘Büyük Trabzon’un büyük vefasızlığı!

Biraz uzun olacak ama size gerçek bir insan hikâyesi anlatayım.Bizim kuşak ve öncesi iyi bilir; Trabzon’da Hatay Yurdakul diye bir adam vardı.Bir çuval altın bulsa içinden bir tane bile almayacak kadar dürüst, karıncadan çalışkan ve her Trabzonlu gibi fut

‘Büyük Trabzon’un büyük vefasızlığı!

Biraz uzun olacak ama size gerçek bir insan hikâyesi anlatayım.

Bizim kuşak ve öncesi iyi bilir; Trabzon’da Hatay Yurdakul diye bir adam vardı.

Bir çuval altın bulsa içinden bir tane bile almayacak kadar dürüst, karıncadan çalışkan ve her Trabzonlu gibi futbol sevdalısıydı.

Aktif futbol yaşamına 1955’te Erdoğdu Spor’da başladı.

Sonra Necmiati, Denizgücü, YSE, Rizegücü, Uçarspor, Tunceli, KTÜ ve Kalkınmaspor’da oynadı.

1967’de Erdoğduspor’un kaptanı iken, taştan kalelerle yapılan bir sokak maçında Şenol Güneş’i keşfetti.

‘Sen bir gün milli takımın kalesini koruyacaksın’ dediği Güneş’i, lisans çıkartıp Erdoğduspor’un kalecisi yaptı.

Futbolda yıldız olan, futboldan ekmek yiyen daha nicesinde emeği vardır Hatay Hoca’nın.

Yıllarca Yavuz Selim ve Avni Aker statlarında saha komiserliği yaptı.

Taşında toprağında hizmetleri saklıdır.

YSE, Zafer, Kavakmeydan, Kalkınma ve Karşıyaka kulüplerinin yanı sıra, Boks İhtisas Kulübü, Futbol Antrenörleri Derneği, Saha Komiserleri Derneği ve Amatör Futbolcular Derneği’ni kurdu Trabzon’da.

1984-85 sezonunda Iğdırspor’u, 1986-87 sezonunda ise Tuncelispor’u çalıştırdı.

2000 yılında Antalya’ya yerleşti.

Köşesine çekilip emekliliğin keyfini sürmek yerine, ilk iş olarak Antalya Trabzonlularspor Kulübü’nü kurdu.

Renkleri elbette bordo-maviydi, başka renk ne münasebet!

Evinin yanındaki boş bir arsayı, insanlara ağız eğerek, kireç tozuyla çizerek küçük bir antrenman sahasına dönüştürdü, derme çatma bir barakayı soyunma odası yaptı.

Sonra mahallenin çocuklarına ücretsiz futbol öğretmeye başladı.

Türkiye’nin dört bir yanında birileri Trabzon’un ve özellikle Trabzonspor’un adını kullanarak futbol okulu adı altında bu işten yüklü paralar kazanırken, hiçbir öğrencisinden tek kuruş almayan Hatay Hoca’nın tek amacı ömrünü adadığı futbola hizmeti sürdürmekti.

Kulübün tek geliri ise kendisinin emekli maaşıydı.

***

Trabzon’un adı artık Antalya amatör liglerinde de zikrediliyordu.

Üstelik kızlar takımı bile vardı.

Sadece Karadenizli ailelerin çocukları değil, özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu kentlerinden göç edip gelmiş dar gelirli ailelerin çocukları, dedeleri yaşındaki Hatay Hoca’dan ücretsiz futbol öğreniyor, amatör ligde kendilerine gelecek arıyordu.

Türk-Kürt, Doğulu-Batılı, Kuzeyli-Güneyli, İç Anadolulu-Egeli çocuklar, sırtlarında bordo-mavi formalarla maçlara çıkıyor alkış alıyordu.

Üstelik bu maçların hepsinde, futbol çınarı Hatay Hoca da sahada oynuyordu.

O minik yürekler, kendilerine bu imkânı sağladığı için minnettar oldukları Hatay Hoca’larından her fırsatta içinde Trabzon geçen anılar dinliyordu.

Özetle Hatay Hoca, farklı yörelerin, değişik kültürlerin çocuklarına sadece futbolu öğretmiyor, hem Trabzon’un tanıtım elçiliğini yapıyor, hem de dostluk-kardeşlik duygularının pekişmesini sağlayarak çok önemli bir toplumsal görevi ifa ediyordu.

***

Trabzonlu bir işadamı, kulübe bordo-mavi giydirilmiş bir minibüs tahsis etti.

Antalya Trabzonlularspor Kulübü, 6 kategoride mücadele ediyordu.

Fakat 3 yıl önce çok kötü bir şey oldu.

O hayırsever işadamının işleri kötü gitti, araçları haczedildi.

Böylece Trabzonlularspor Kulübü de araçsız kaldı.

Hatay Hoca ve öğrencileri için zor günler başladı.

İlçelerdeki maçlara gidemeyeceklerdi.

Bu yüzden sadece kent merkezinde tek kategoride mücadele etme kararı aldılar.

Bu bile zordu ama başka çare yoktu.

Artık halk otobüsleriyle maçlara gideceklerdi.

Antalya arazi olarak büyük bir kentti ve amatör sahalar kentin değişik yerlerindeydi.

Maçtan 3-4 saat önce yola çıkıyorlar, en az iki vasıta değiştirip, ara sıra da birkaç kilometre yürüdükten sonra sahaya ulaşabiliyorlardı.

Gidiş başka dönüş bir başka çileydi ama katlanıyorlardı.

 

Devamı Sayfa 2'de

 

[PAGE]

—NEREDESİN EY VEFA?-

Her kamp döneminde, maaşından kalan cebindeki son parayla bir araç kiralayıp, öğrencileri ile birlikte 45 kilometre uzaklıktaki Belek’e Trabzonspor’un ziyaretine gidecek kadar memleket sevdalıydı Hatay Hoca.

O ki; Antalya’nın Konyaaltı ilçesinde Boğaçayı’nın kenarındaki Okaliptüs ağaçlarını Trabzonspor bayraklarıyla süsleyen ve görenleri gururlu bir tebessüme sevk edendi.

O ki; Kepez’in varoşlarındaki çocuklara, ‘Trabzonlularspor’ yazan bordo-mavi formaları hediye eden ve görenleri duygulandırandı.

Haliyle, memleket sevdalılarının kendisini yalnız ve çaresiz bırakmayacaklarına inanıyordu.

Eşe dosta haber salıp, acil bir minibüse ihtiyacı olduğunu duyurdu.

Bir külüstüre bile razıydı.

“Araç sahibinin olsun biz sadece kullanalım. Ben ölünce sahibi aracını alır. Hiç olmazsa şu çocuklar yollardaki perişanlık yüzünden futboldan soğumasın. Bunların geleceği var” diyordu lakin çözüm bulamadı.

Yine bir Belek kampında, Trabzonspor idmanını izlemeye öğrencileriyle gitti.

Şenol Güneş, ‘İşte beni futbola başlatan adam’ dediği Yurdakul ile gazetecilere poz verdi.

Sadece poz vermedi, sorunlarını dinledikten sonra ilgileneceğine dair söz de verdi.

Bir de futbol topu hediye etti, öğrencileri idmanda oynasın diye!

Başkan Sadri Şener de oradaydı.

O da sorununu dinledi ve ilgileneceğini söyledi.

Bir süre sonra Trabzonspor Kulübü, Hatay Hoca’ya 12 adet çocuk forması gönderdi!

***

Birkaç gün evvel buluştuk Hatay Hoca ile.

Her zaman gülen yüzü asık, morali bozuktu.

Nedenini sordum.

‘Evlat’ diye başladı söze her zamanki gibi ve devam etti:

“Bir defasında maça giderken otobüsten indik, sahaya ulaşmak için 2 kilometre yürümemiz gerekiyordu. Şiddetli bir yağmura yakalandık. Futbolcularımla birlikte koşar adım yürümeye çalışırken yanımızda bir at arabası durdu. At sahibi, ‘binin sizi sahaya daha erken götüreyim’ dedi. Bindik at arabasına ama çocukların sırtında bordo-mavi formalar vardı. O gün çok üzülmüştüm. Ama geçen hafta daha çok üzüldüm. Maça gittik, bazı futbolcuların formaları yoktu. Yıkatmışlar ama kurumamış. Bizim bir takım formamız var. Maça çıkabilmek için, bizden önce maç yapan bir takımın formalarını ödünç aldık, öyle oynadık. Koskoca Trabzonlularspor ödünç forma ile maça çıkar mı? İnan ki; kendimi sırtıma kurşun yemiş gibi hissettim. 74 yaşındayım, epey bir zaman daha ölmeye niyetim yok ama keşke oracıkta ölseydim de bu utancı yaşamasaydım.”

 

“Ahhh” dedim “Hatay Hocam ahhh!”

Sen ki; 74 yaşında halen futbol oynuyorsun, öğretiyorsun.

Sen ki; yeni ‘Güneş’ler keşfetmek için mücadeleni sürdürüyorsun.

Sen ki; dünyada az bulunabilecek örneklerdensin.

Şayet sen, ‘Futbol kenti’ ya da ‘spor şehri’ olmakla her fırsatta övünen başka bir coğrafyanın evladı olsaydın, oranın tanıtım yüzü olurdun. Akıllı adamlar seni olimpiyatlara davet edip bir gösteri maçına çıkarır ve senin üzerinden dünyaya reklâm yaparlardı. Hayatın belgesel olurdu. Rekorlar kitabına girerdin.

 

Sonra düşündüm ki;

Hakikaten vefa diye bir şey olsaydı, Trabzonspor’un efsane isimlerinden rahmetli Dozer Cemil, 9 yıl evvel cebinde 5 TL ile bir kaldırımda mı son nefesini verirdi?

Efsane kadronun emektarlarından Ali Yavuz, bir terzi dükkânında arkadaşına yardım ederek geçinmeye mecbur kalır mıydı?

Ya da İnter’i deviren golün sahibi Tuncay Soyak, 28 yıl sonra İtalya’da yine İnter ile oynanacak bir maça davet edilmez miydi?

Hazır İtalya demişken, onların çok sevdiğim bir atasözünü hatırlatayım;

‘Duymak istemeyen kadar kötü sağır yoktur.’

 

Gelelim sözün özüne;

Kâbe’de bile ‘Bize Her Yer Trabzon’ yazılı kaşkollerle fotoğraf çektirilmesinin kenti yücelttiğini zanneden sevgili hemşerilerim.

Büyük olmak, öncelikle değerlerine ve geçmişine sahip çıkmakla başlar.

Yukarıda, ömrünü Trabzon ve Türk futboluna adamış bir ihtiyar delikanlıya, vefasızlık hançerinin nasıl saplandığını okudunuz.

Unutulmasın ki; Trabzon ve Trabzonlunun itibarını yücelten asıl güç, Hatay Yurdakul gibi evlatlarıdır.

 

Şimdi, valisinden belediye başkanına, Trabzonspor yönetiminden iş dünyasına, sivil toplum kuruluşlarından bordo-mavi renklere gönül vermiş taraftarına kadar kentin tüm dinamiklerine düşen görev, bu vefasızlığın yarattığı kırgınlığı ortadan kaldırmak, gönül almaktır.

Allah uzun ömür versin ama sonuçta Hatay Hoca da her canlı gibi bir gün ölüp gidecek.

Belki O mezarında rahat uyuyacak ama yukarıda yazılanları bir kere daha okuduktan sonra lütfen düşünün.

Vefasızlar da rahat uyuyabilirler mi?

 

NOT: Ulaşmak isteyenler için Hatay Yurdakul’un telefonu: 0538 335 10 61


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
EFSANE SUNUCU - 5 yıl önce
pardon vefa nerdey di trabzon damıydı ?!?
Avatar
ahmetarmutcu - 5 yıl önce
yazıyı okudum ve şu aklıma geldi ts de çalışan ve oynayanlarla konuşurken neden şampiyon olamuyoruz diye her sorduğumda bu takım şampiyon olamaz çok AH aldı ve almaya devam ediyor derlerdi...demek doğru alma mazlumun ahını çıkar 1996,2005,2011 de var denek birşey
Avatar
yysrts - 5 yıl önce
hatta size söz verenlere,bugün milyarlar kazananlara yakışmadı.ve hatta sizin sayenizde sporun içinde duayen dediğimiz insanlara yakışmadı.ve son olarak bu yazıyı okuduktan sonra gücümü yetiştirmeye çalıştım ama olmadı,bana yakışmadı.keşke...... keşke ama nerdeeeee.
Avatar
YADELLERDEN - 5 yıl önce
Olayları,tarafları bilen birisi olarak;anlatılan hayat hikayesine şehir efsaneleri karıştırılmış olduğunu düşünüyorum.Anlatılanların Antalya kısmı doğru,ancak yaşlı kurt Hatay Hoca,bu işe hem gönüllü,hem de kimseye danışmadan,görüşmeden girdi...Amatörce yani...Bilmeyen,tanımayanlar için ''okunabilir'',ilginç bir yazı olduğu kesin...
Avatar
Furkan ŞILBIR - 5 yıl önce
Mukemmel bir yazi. Tebrik ediyorum.
Avatar
firstclass - 5 yıl önce
Hayat ve vefa böyle işte maalesef, hele de Trabzonspor olunca çok daha böyle. Bu takımın en büyük efsanesi Hami Mandıralı takımdan kovulup jübile bile yapılmadı, bu ayıp Trabzonspora yeter bile. Şenol hoca top vermiş, çok fazla, çorap verseydi bir çift...
Avatar
osden - 5 yıl önce
Yazılanların doğru olduğuna inanmak istemiyorum..İçimden geçenleri sorarsanız ; her zaman Trabzonlu ve TS lu olarak gurur duyardım..Bu yazıyı okuyunca TS lu olmaktan büyük ızdırap duydum..Yine de sonucun ne olacağını bile bile merak etmiyor değilim..
Avatar
araklili - 5 yıl önce
Bu yazıdan anladığım şudur ki,para var ya para kimisinin şerefini,insanlığını,onurunu hatta gururunu alır..Yazıklar olsun o zaman ki yönetime.Yazıklar olsun kardeşini düşünmeyene...