banner192

Tuğrul Türkeş’ten zemzem suyu cevabı

Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, "Babamın mezarına her kim ki gül suyu, zemzem döktüyse Allah onlardan razı olsun. Bugün görev yaptığım arkadaşlarım, lütfedip, incelik gösterip başta Sayın Davutoğlu olmak üzere diğer üç başbakan yardımcısı da babamın me

Tuğrul Türkeş’ten zemzem suyu cevabı

Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, "Babamın mezarına her kim ki gül suyu, zemzem döktüyse Allah onlardan razı olsun. Bugün görev yaptığım arkadaşlarım, lütfedip, incelik gösterip başta Sayın Davutoğlu olmak üzere diğer üç başbakan yardımcısı da babamın mezarına teşrif edip bir Fatiha okuduysa Allah onlardan razı olsun diyebilirim" dedi.

Başbakan Yardımcısı Türkeş, Başbakanlık Yeni Bina'da ilk basın toplantısında gazetecilerin sorularını cevapladı. Türkeş, hakkınızdaki disiplin sürecine ilişkin, "Partiye savunmanızı yaptınız mı? Disiplin süreci tamamlanır ve ihracınız gündeme gelirse bundan sonra nasıl hareket edeceksiniz?" sorusuna, "Oradaki sağdan soldan yanaşmış, devşirilmiş, kökten gelen değil daldan aşı olmuşlar benle ilgili karar veremezler. Devlet Bey'den talebin 1 ay zaman var, 4 Ekim'de kongreyi toplarlar, biz kendi camiamıza sorarız. "Tuğrul, MHP'yi iktidar yaptı, Tuğrul, ülkücülere iş, aş, ekmek kapısı açıyor devlette, biz de buna kızdık, biz sistemi kilitlemek istiyorduk, gelin ey ülkücü camia, gelin ey milliyetçiler, gelin ey dünden bugüne MHP'ye gönül vermişler, buna bir karar verelim, Tuğrul'u atalım mı, atmayalım mı" bir onlara soralım. Orada üç partinin mandalını aşındırıp ikisini batırmış, gelmiş adam, saygısız soyadımı da bilmiyor herhalde... Kaç tane parti gezdi, cahil" yanıtını verdi.

"DEVLET BEY'İN ÖFKESİNİN DİNMESİ LAZIM"

MHP'den milletvekili aday adaylığı için başvuru yapıp yapmayacağının sorulması üzerine Türkeş, "Hayır, şu safhada Devlet Bey'in öfkesinin dinmesi lazım. Kendisi davet ederse değerlendiririm. Daha önceki belki bilmediğimiz bir şeydir. Ben hiç kendi keyfime gidip adaylık müracaatında bulunmadım. 2007 seçimlerinde Sayın Genel Başkan telefon etti ve büyük bir ısrarla dedi ki "Bu ayrılık yeter, gel, Meclis beraber girmemiz lazım" dedi. Dosyamı sağ olsun hazırlatmıştı. Ben sadece bir imza koyup gerekli evrakı verdim. 2011'e geldi, tekrar Sayın Genel Başkanımı ziyaret ettim. "Ben milletvekilliğini müktesep hak olarak görmem. Devam ediyor muyuz yoksa Tuğrul bir dönem çalıştın sağ ol mu diyorsunuz bana bu bilgiyi alayım" dedim. O da "hayır hayır sen evrakını ver devam edeceğiz" dedi, öyle devam ettim. 2015 7 Haziran'ı öncesinde de tekrar sordum, kendisi "evrakını hazırla hatta çarşamba sabahı beraber dilekçelerimizi vereceğiz" dedi ve genel başkanımızın takdiri doğrultusunda verdim. Onun için bugün de benim kendi aklıma göre gidip oraya kaşeden dosya koymam söz konusu değil. Genel Başkanım beni gerekli görürse daha önceki üç seferde yaptığı gibi o beni çağırır ben de gider dosyamı veririm" ifadelerini kullandı.

"SEN KİMİN PARTİSİNDEN KİMİ ATIYORSUN?"

Türkeş, hakkındaki partiden atılacağı iddialarına yönelik soru üzerine ise, "Beni oradaki sarhoşlar ve çakallar partiden atacaklarını söylüyorlar. Sen kimin partisinden kimi atıyorsun. Buna tabanın karar vermesi gerektiğini söylüyorum. Türkiye bir seçime gidecek o seçimden önce MHP tabanının bu konuda net tavrını sergilemesi gerektiğine inanıyorum. O bakımdan bugün ben çağrı yapıyorum. 1 ay sonrası için yeterli zaman vardır. Olağanüstü bir kongre toplarlar ondan bahsediyorum" dedi.

"İKİ SARHOŞ ÜÇ BEŞ ÇAKALI SİZLER BULACAKSINIZ"

"İki sarhoş, üç beş çakal" diyerek kimleri kastediyorsunuz?" sorusuna Türkeş, "İki sarhoş, üç beş çakalı kastediyorum. Bir hafta içerisinde benim hakkımda laf etmeye kalkan iki sarhoş, üç beş çakaldan bahsediyorum. Basın bildirilerini, açıklamaları ve gazete röportajlarına bakarsanız hangi iki sarhoş ve üç beş çakal olduğunu sizler bulacaksınız" yanıtını verdi.

"BU DÖNEMDE BİR TAŞ BİNAYLA UĞRAŞMAYI GEREKLİ GÖRMÜYORUM"

"MHP'nin Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na gitmem yönünde bir kararı var. Daha önce iki MHP'li yöneticinin Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda görüştüğü belirtilmiş hatta onun siz olduğunuz iddia edilmişti. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?" sorusuna cevap veren Türkeş, "Devlet Bey'in de gizli görüştüğü söyleniyor, onlar açıklık kazanmadı. Kaldı ki de bir tek ben gitmedim, Koray Aydın Bey de Meclis Başkanvekili olarak Sayın Cumhurbaşkanını ziyaret etti. Türkiye'nin anarşi ve terör çemberine düştüğü bir dönemde 6.5 milyon işsizimiz var, bunun 3.5 milyon üniversite mezunu. Bu dönemde bir taş binayla uğraşmayı gerekli görmüyorum" şeklinde konuştu.

"ANAYASA YOKSUNLARI..."

Başbakan Yardımcısı Türkeş, "Hakkınızda çeşitli iddiaları ile getirildi. Bakanlık istediğiniz söylendi. AK Parti'de devam edeceğinize yönelik bir ihtimal var mı?" sorusuna ise şu yanıtı verdi:

"Anayasa yoksunları. Ben koalisyona girmedim. Onlar hukuka uymuyorlar, önce atmaya karar veriyorlar sonra hukuku mu uyduruyorlar diyorsunuz. Ben MHP'de bunun yapılacağına ihtimal vermem. İnşallah da öyle bir şey yapmazlar ama benim yargı yolum açıktır. Niye beni atmak isteyenlere sormuyorsunuz. Yani "ben hala MHP'deyim" diyorum. "Gel buradan aday ol demeyip de hukuku uydurayım, partiden atarım" diyen adam, benim AK Parti'den aday olmak istediğimi düşünüyordur herhalde. Benim halihazırda öyle bir düşüncem yok."

"MHP YÖNETİMİ 7 HAZİRAN'DAN BERİ İSTİŞAREYE KAPANDI"

"Kurultay çağrısı yaptınız, "liderlik dile getirmedim" dediniz. Yöneticilere yönelik ifadelerden dolayı partide bir yönetim sorunu olduğunu düşünüyorsunuz. Değişim olması yönünde bir çağrınız var mı?" sorusuna Türkeş, "Halen Sayın Genel Başkanım orada oturmak istediği arzusunu yinelediğine göre demek ki bir liderlik meselesi değil. Bu safhada sadece benim yaptığım işin taban tarafından değerlendirilmesi gerekir. Ha ama saygıdeğer genel başkanım bunu bir liderlik yarışı haline getirmek isterse onun takdiridir. Onu o zaman değerlendirir. MHP yönetimi, 7 Haziran'dan beri istişareye kapandı. Şu anda benim gündemimde o yok" karşılığını verdi.

"BABAMIN MEZARINA GELDİ DİYE HİÇ KİMSEYİ SUÇLAYAMAYIZ"

Türkeş, "Başbakan Ahmet Davutoğlu ile beraber babanızın mezarını ziyaretinizden sonra mezarın zemzem suyuyla yıkandığı gündeme geldi. Bununla ilgili bir değerlendirmeniz olacak mı?" sorusuna ise, "İyi etmişler. Babamın mezarına her kim ki gül suyu, zemzem döktüyse Allah onlardan razı olsun. Bunu niye siyasi bir tartışma haline getirdiler. Bunu da anlayabilmiş değilim. Orası benim babamın mezarı. Bugün görev yaptığım arkadaşlarım, lütfedip, incelik gösterip başta Sayın Davutoğlu olmak üzere diğer üç başbakan yardımcısı da babamın mezarına teşrif edip bir Fatiha okuduysa Allah onlardan razı olsun diyebilirim. Bunu nasıl bir tartışma haline veyahut nasıl bir öfke haline getiriyorlar bunu anlayabilmiş değilim. Sayın Başbakanla bir sohbetimiz sırasında kendisi arabayla geçtiği zaman rahmetli babam gibi birçok yerde sadece babamla ilgili değil İstanbul'da eski çok kıymetli, dini abide, şahsiyetler dahil, birçoğunun kabrinin yanından geçerken kendisi dua okuduğunu ifade etmiştir. Oradan çıkan bir sohbetin neticesinde Anıtkabir çıkışında "bir gidip Fatiha okuyalım" dediler, lütfettiler, şeref verdiler. Babamın mezarına geldi diye hiç kimseyi suçlayamayız ancak onlara müteşekkir oluruz. Ama gül suyu ve zemzem suyu dökenler aynı nispette müteşekkirim" ifadeleriyle cevap verdi.

"MÜHİM BİR TEHDİT YOK"

"Görevi kabul etmenizin akabinde tehdit alıyor musunuz? Bunlarla ilgili hukuki bir süreç başlattınız mı?" sorusuna Türkeş, "Hayır. İnternet sitelerinde üç beş önemli şeyler var, mühim bir şey yok" yanıtını verdi.

"BU SORUNUN MAGAZİNE GİRİP GİRMEDİĞİNİ TARTIŞIRIZ"

"MHP'li yöneticiler sizle ilgili açıklama yaparken soyadınızı kullanmadan isminizle hitap ediyorlardı. Partideki asansörden isminiz silindi. Nasıl düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine Türkeş, "Bu sorunun magazine girip girmediğini tartışırız. Onun için ben de cevap verip vermemeyi tartışırım" dedi.

"ESKİ DÜKKANDA DEDİKODU BU MU?"

Tuğrul Türkeş, "Sayın Alparslan Türkeş'in büstü dışında eşyalarınızı önceden toplamışsınız. Sanki resmi mektubun gelmesinden daha önce toplandığınız yönünde iddialara var, ne düşünüyorsunuz?" yönündeki soruya, "Bizim eski dükkanda öyle mi diyorlar. Bizim eski dükkanda dedikodu bu mu? Genel sekreter, söylemeyeyim adını, önce kendi odasını duvar kağıdı filan dekore ettirmiş, "kendi odasındaki dekorasyonu beğenirse genel başkan yardımcılarının da odalarını boyatacağız veyahut duvar kağıdı yapacağız" dediler. Devlet Bey'in ceketinin arkasında ek zannettiğimiz şahsiyetten bahsediyorum. Ondan sonra benim duvarda haritalarım vardı, onları çerçeve değişimine yolladım ama partideki yeni dekorasyon konusundaki ilgili arkadaşların zevkine herhalde hitap etmiş olmayacak ki duvar ne boyandı ne de duvar kağıdı oldu. Bir iki aydır ondan sebep beklemekteyim. Şimdi bunu bir bahane olarak göstermek istiyorlarsa yani beni atsalar dahi isim vermeyeceğim ama bu konuda zil takıp oynayanların hiçbiri Türk siyasetinde Yıldırım Tuğrul Türkeş'in ifa ettiği görevleri göremezler. Maharetleri, marifetleri var idiyse Devlet Bey'in arkasında kareye girmek yerine konuşsalardı bugüne kadar. Onun için de hiç öyle bahane üretmesinler. Efendi odasını süslendikten sonra bizim odalara da boya yaptırsaydı haritaları geri asacaktım. O zaman da bu iddialar olmayacaktı" yanıtını verdi.

"7 HAZİRAN'DAN BERİ HER ŞEYE "HAYIR" DEME MEVSİMİ BAŞLADI"

"Bakanlık teklifini almadan önce MHP'nin siyasi gidişine yönelik endişeniz olmuş muydu?" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Birçok defalar oldu. Şu anda birçoğunu saklıyorum ama bir başlık açayım. Türkiye'de bir Cumhurbaşkanlığı seçimi olacağı ve halk tarafından seçim yapılacağı önceden beri biliniyordu. Bu konuda MHP'nin kendine yakışır, kendine has bir aday çıkartması gerektiğini birçok kereler hem arkadaşlarımla sohbetlerimde hem de saygıdeğer genel başkana ilettim. MHP'ye yakışır, Türk milliyetçiliğini temsil eden, iyi bir cumhurbaşkanı adayı olması gerektiğini ifade ettim. Bu tip birçok konuda istişareler bugüne kadar yaptık ama 7 Haziran itibarıyla her ne sebepleyse istişare kapandı ve her şeye hayır deme mevsimi geldi, fikrimiz sorulmadı, sorulsaydı kendilerine fikirlerimizi söylerdik, paylaşırdık. İkincisi, Ankara'da olduğum halde bana haber verilmeden yapılan Başkanlık Divanları'nda ne konuşulduğuna dair bir fikrim yok. Onun için Anayasal bir hükümet olan seçim hükümetiyle ilgili "gir, girme" diye herhangi bir tebligatın yapıldığı, özel sohbetin yapıldı veyahut da MHP Grubu'nun toplandığı hiçbir ortam olmadı."

"HAYIR" DEME ALIŞKANLIĞINDAN OLMUŞ OLABİLİR"

Dün akşam Meclis'te 11 bağımsız bakanın yemin töreni sırasında "Hiçbir şekilde HDP ile yan yana gelmeyiz" diyen MHP, yemin konusunda HDP beraber "hayır" oyu kullandı. Bunun sizin bakanlığı kabul etmenizin rövanşı olarak yorumlandı. Ne düşünüyorsunuz?" sorusu üzerine Türkeş, "Bu "hayır" deme alışkanlığından olmuş olabilir" dedi.

AK Parti'ye geçip geçmeyeceğine yönelik soruya Türkeş, "Şu ana kadar Adalet ve Kalkınma Partisi'den bana yönelmiş böyle bir davet ve talep olmadığı gibi ben de her fırsatta MHP mensubu olduğumu, Başbakan Yardımcılığı görevini, MHP milletvekili olarak yaptığımı ve saygıdeğer genel başkanımızın daha önceki üç seçimde olduğu gibi bana ihtiyaç duyması halinde MHP'den müracaat edebileceğimi ifade ettim" yanıtını verdi.

"Sizin attığınız adımlardan sonra MHP'nin oyunda nasıl bir oynama bekliyorsunuz?" sorusu üzerine şu ifadeleri kullandı:

"Bu benimle alakalı değil. Bunu MHP'nin şu anda yönetimde olduğunu düşünen şahsiyetlerine sormanız gerekir. Geçenlerde bir iki televizyon programları vardı, onlara da uyarı notları yolladım. İki üç tane programa katılan saygıdeğer konuşmacı, "Efendim Tuğrul Türkeş MHP'nin oyunu ne kadar böler, ne kadar oradan oraya transfer eder" diye konuşma yapıyor. "Ben hala MHP'deyim, MHP'li olarak başbakan yardımcılığı yapıyorum" dediğim yerde MHP'nin oyu şayet bölünecek idiyse veyahut ileride bölünecek ise bu soruyu "Tuğrul'u MHP'den atalım" diyenlere sormanız gerekir. Bana niye soruyorsunuz, benle bir alakası yok."


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.