banner192

’’Beştepe’nin adresini bilmeyenlerle de...’’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ufukları Beştepe ile uğraşmanın ötesine geçemeyenlerin milletimize derdine derman olma ümidi vermesi mümkün değildir. Zaten Beştepe'nin adresini bilmeyenlerle de bizim vakit geçirecek bir zamanımız yok" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Ta

’’Beştepe’nin adresini bilmeyenlerle de...’’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ufukları Beştepe ile uğraşmanın ötesine geçemeyenlerin milletimize derdine derman olma ümidi vermesi mümkün değildir. Zaten Beştepe'nin adresini bilmeyenlerle de bizim vakit geçirecek bir zamanımız yok" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Erzincan, Hakkari, Iğdır, Malatya, Muş, Tunceli, Batman, Şanlıurfa, Erzurum ve Ankara illerinden gelen muhtarlarla bir araya geldi. 9. Muhtarlar Toplantısı'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin ülkenin ve milletin güvenliği için her türlü silaha sahip olma ve gerektiğinde onu kullanma hakkına sahip olan yegane yapı olduğunu söyledi. Bu yönde ifadeler kullananların asıl niyetlerinin başka olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kan döken, can alan silahları kullanan teröristlere sırtlarını dayadıklarını söyleyenler ve onları destekleyenler bu duruşlarıyla ekmeğini yedikleri, suyunu içtikleri bu vatının sırtına hançer saplamanın peşindeler. Bu ihanete destek olan sözde aydın güruhu, köşe yazarları, yaşanan her ölümün, dökülen her gözyaşının sorumluluğunu ortaktır. Bunlar ihanet içindedir. Ekmeğinin peşinde veya görevinin başında olan insanları hunharca öldüren teröristlere tek çift söz söylemeyip bu teröristleri etkisiz hale getiren güvenlik güçlerine saldıranların yeri alçaklık çukurunun en dibidir. Vatan ve millet aidiyetin olmayan bu köksüz, ahlaksız, vicdansız güruh sanmasın ki yaptıkları yanlarına kar kalacak. Milletimiz masum insanların ölümünü dahi kendi sapkın ideolojileri için kullanmaktan geri durmayan bu "Belhum Edall" güruhuna hak ettiği dersi mutlaka verecektir. Devletin ve hükümetin ne bölücü örgütü, ne onun güdümündeki partiye, ne de sözde aydın güruhuna karşı herhangi bir yükümlülüğü, her hangi bir borcuda yoktur. Bunu o köşe yazarlarına söylüyorum. O aydın geçinenlere söylüyorum. Kariyeriniz ne olursa olsun. Önünde bir çok kariyeri olanlara da söylüyorum. Sizin kariyeriniz sizin kalemlerinizden akan mürekkep kandır. Benin için önemli olan şehidimin o ulaştığı makamdır" dedi.

"ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA"

Çözüm süreci muhatabının milletin kendisi olduğunu, sözü milletin kendisine söylediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de tek sorumluluklarının yine millete karşı olduğunu dile getirdi. Çözüm sürecinin artık buzdolabında olduğunu, milli birlik ve kardeşlik projesiyle yollarına şuanda devam ettiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu meselenin bir al-ver meselesi, bir taviz melesi olmadığını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörde ısrar edenlerin hak ettikleri karşılığı gördüğünü ve görmeye devam edeceklerini ifade etti. Anadolu coğrafyasında bin yıldır devam eden kutlu mücadelenin ilanihaye devam edeceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mücadelede kanlarıyla bu toprakların vatan olarak teslimini yapan tüm şehitlere Allah'tan rahmet diledi.

"TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDE HÜKÜMET KURMA SORUNU VAR"

Türkiye'nin böyle bir ortamda hükümet kurma çalışmalarına sahne olduğunu, yapılan görüşmelerden sonuç alınamadığı için Türkiye'nin henüz yeni hükümetine kavuşamadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu durumda çözümü her zaman olduğu gibi yine millet iradesinde aramak durumundayız. Anayasada belirtilen sınırlar çerçevesinde bu süreci yürütüyorum, yürütmeye devam edeceğim. Ancak burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Türkiye'nin önünde hükümet kurma sorunu var. Bununla birlikte ciddi bir terör sorunu var. Suriye sınırımızda yaşanan çok ciddi hadiseler var. Aynı şekilde ekonomide atılması gereken adımlar var. Diğer alanlarda alınması gereken kararlar, yapılması gereken işler var. Bugün üzerinde konuşmamız gereken öncelikli meseleler bunlar Ama ülkemizde bir kesim tüm bunları gece gündüz onları bırakarak şahsımı tartışıyor. Peki şahsımla ilgili sorunları nedir diye baktığımızda maalesef çocukça tespitler, çocukça tenkitler, çocukça kaprisler dışında bir şey göremiyoruz. Bunlara bir şey sormak lazım. Ya sizin bu ülkede bir dikili ağacınız var mı? Siz bu ülkede hangi eseri yaptınız bunları söyleyin. Bu ülkede 3,5 yıl iktidar ortağı oldunuz. Ne yaptınız? Hiçbir şey yapamadan çekip gittiniz. Siz kaçtınız, yönetemediniz. Şimdi bakıyoruz görev verdiğim sayın Başbakan kendileri ziyaret etti, dolaştı bir netice yok. Dün akşam da iade etti. Kendi kifayetsizliklerinin, kendi başarısızlıklarının, kendi hayal kırıklarının faturasını şahsıma ve bulunduğum makama keserek, sorumluluklarını unutturmaya çalışanlar beyhude uğraşıyorlar. Biz en başından beri siyasette 81 vilayetin tamamını, 780 bin kilometre vatan toprağının her santimini kucaklayan bunun için proje üreten, hizmet üreten, çözüm üreten bir anlayışı savunduk, savunmaya da devam ediyoruz" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de Türkiye'nin önündeki sorunları aşabilmesi için böyle bir yaklaşıma ihtiyaç olduğuna inandığını kaydetti. "Siyaset içi gücü bırakım Recep Tayyip Erdoğan'ın şahsıyla, ailesiyle uğraşmak değildir" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

"Kalkıp benim evladıma ismiyle, "Bilal'i ver, iktidarı al." Bu ne çirkin bir yaklaşımdır. Sen ne biçim siyasetçisin. Eğer benim oğlumun yaptığı bir yanlış varsa, yaptığı bir yolsuzluk varsa bunun hesabını soracak olan yargıdır. Sen kimsin? Sen benim evladımla ilgili iktidar bağlantısını nasıl kurarsın. Nasıl böyle bir hakareti ve saygısızlığı yaparsın. Ama evladı olmayanların böyle bir saygısızlığı yapmasında daha başka bir şey olmaz. Çünkü bunlar aile nedir bilmez. Bunlar evlat nedir bilmez. Dolayısıyla hak, hakikat nedir bilmez. Sadece maalesef böyle kuru-sıkı hakaretlerle bu işi bir yere vardırmak isterler. Nedir o Mussolini, Hitler. Aynaya bak önce kendinin nerede olduğunu görürsün. Biz, ilhamımızı ne Mussolini'den aldık, ne Hitler'den aldık. Biz haktan ve halktan aldık, böyle yürüdük. Bunu bir defa bileceksin. Şuanda eğer bu ülkede fevkalade halkımın kabullenmekte zorlanacağı bir yola eğer gidiyorsa Türkiye hükümet kurma çalışmaları bunun vebalini kimde olduğunu halkım çok iyi görüyor, görecek ve bunun bedelini de inanıyorum ki ödetecektir. Bugüne kadar şahsımla uğraşanların melese terör meselesinin çözümü için aklı başında bir teklif getirdiğini duyan var mı? Peki, sen siyasetçi olarak bunda sorumlu değil misin? Niye kalkıp ta vücudunu bu taşın altına koymuyorsun. Bu sorumluluğu niye yüklenme noktasında adımını atmıyorsun. Bunların böyle bir meselesi yok. Böyle bir derdi yok. Bunların ekonomide, sosyal güvenlikte, sağlıkta, eğitimde, adalette ve diğer alanlarda öyle boş laftan bahsetmiyorum dikkat edin ciddi olarak çalışılmış, emek verilmiş ayakları yere basan projeler ortaya koyduklarını gören var mı? Ufukları Beştepe ile uğraşmanın ötesine geçemeyenlerin milletimize derdine derman olma ümidi vermesi mümkün değildir. Zaten Beştepe'nin adresini bilmeyenlerle de bizim vakit geçirecek bir zamanımız yok. Bunu da söylememe lazım. Esasen bunların derdinin şahsım değil kendilerine itibar etmeyen milletin kendisi olduğunu da çok iyi biliyorum."

"ÖNCE HAK EDECEKSİNİZ, SONRA TALEP EDECEKSİNİZ"

Şahsı üzerinden milleti taciz eden, millete hakaret eden bu anlayışın hep kaybetmeye mahkum olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Çünkü bunlar, çalışmadan, emek vermeden, üretmeden, terlemeden ülkenin ve milletin geleceğinin kendi ellerine teslim edilmesini istiyorlar. Milletimiz böyle durumlar için "üç kuruşa beş köfte yok" diyor. Önce hak edeceksiniz, sonra talep edeceksiniz. Bu millet "seni kurmaya geliyorum" deyip, sırtına yeni yükler bindirerek kaçıp gidenleri çok gördü. Maksat hizmet olmayınca hezimet kaçınılmazdır. Hezimetlerinin sebebi olarak şahsımı görenlere dönük kendilerini sorgulamalarını tavsiye ediyorum. Bunlar son olarak benim Türkiye'de yönetim sisteminin değiştiğini dillerine doladılar. Biliyorsunuz Meclis'te kabul edilen ve 16 Haziran 2007 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 21 Ekim 2007 tarihindeki halk oylamasında da yüzde 69'luk bir destek bulan anayasa değişikliği gereğince artık ülkemizde Cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyor. Bu değişikliğin ilk uygulaması 10 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleşti. Burada darbeden değil, Meclis kararıyla ve millet iradesiyle köklü bir değişim söz konusudur. Bu ifade edilmiştir. Türkiye tarihinde ilk defa Meclis ve millet iradesiyle kendisine yeni bir yönetim modeli oluşturmuyor mu? Oluşturuyor. Bu bir sistem değişikliğidir" dedi.

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.