banner192

Lösemi sık görülen bir hastalık değil

 (THD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Teoman Soysal, Türkiye'de löseminin görülme sıklığının, dünyadan farklı olmadığını belirterek, "Lösemi korkulan bir sözcük, bu durumu haklı kabul etmek lazım ama zannedildiği gibi çok sık görülen bir hastalık değil"

Lösemi sık görülen bir hastalık değil

 

(THD) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Teoman Soysal, Türkiye'de löseminin görülme sıklığının, dünyadan farklı olmadığını belirterek, "Lösemi korkulan bir sözcük, bu durumu haklı kabul etmek lazım ama zannedildiği gibi çok sık görülen bir hastalık değil" dedi.
 
Soysal, yaptığı açıklamada, kanser tedavisi konusunda yenilikler olduğunu ifade ederek, "Hematologlar da bu konuda aktifler. Gerek hastalığın sebepleri, gerek seyrinin araştırılması gerekse de yeni tedavi yöntemlerine ilişkin çok merkezli çalışmalara Türk hematologları ciddi biçimde katkıda bulunuyorlar" diye konuştu.
 
Gelecekte habis kan hastalıklarıyla ilgili çok yeni, umut verici tedavi yöntemleri göründüğünü vurgulayan Soysal, şöyle devam etti:
 
"Bunların büyük kısmı henüz ruhsatlanmamış durumda. Zannedildiği gibi kemoterapinin yerini tamamen alamaz ancak kısmen tamamlayıcı, kısmen yerini alıcı umut veren tedavi yöntemi şeklinde gelecek vadediyorlar. Nedir bunlar- Hedefe yönelik tedaviler dediğimiz tedavi yöntemleri. Kanserin sebebiyle ilgili çok sayıda araştırma yapılıyor. Bazen hücre düzeyinde bir moleküler bozukluğun, hücreyi kanser hücresi haline getirdiğini anlıyoruz. İşte bu moleküler bozukluğun tam da kendisine yönelik ilaçlar geliştiriliyor. Bunlarla ilgili ruhsatlandırma öncesinde çalışma yapılıyor. Dünya genelinde çok sayıda molekülle ilgili araştırmalar var. Biz hematologlar bu anlamda geleceğe umutla bakıyoruz."
 
GÖRÜLME SIKLIĞI YÜZ BİNDE 2 CİVARINDA 
 
Soysal, Türkiye'de löseminin görülme sıklığının, dünyadan farklı olmadığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:
 
"Farklı lösemi tipleri, farklı yaş gruplarında daha çok görülüyor. Kronik lösemiler erişkinlerde daha çok görülürken, akut lösemilerin bazı tipleri özellikle çocukları seçiyor. Türkiye'de de bu rakamlar batıdan farklı değil. Lösemi korkulan bir sözcük, bu durumu haklı kabul etmek lazım ama zannedildiği gibi çok sık görülen bir hastalık değil. Henüz tamamen iş çözülmüş diyemesek de tedavide geleceğe dönük çok umutlu gelişmeler var. Hastalarımız korkmasınlar, doktorlarından ayrılmasınlar. 'Yeni ilaçlar çıkmış, benim tedavim artık yanlış' gibi bir kanıya da kapılmasınlar. Öyle bir şey de yok. Türkiye genelinde hematologlar, bu çalışmaları yakından izliyorlar. Bu konuda hastalar müsterih olsunlar ve doktorlarının dediğinin dışına çıkmasınlar."
 
Löseminin tek bir hastalık olmadığı için her tipi için ayrı rakamlar vermek gerektiğini ifade eden Soysal, "Kronik myeloid löseminin toplumda ortaya çıkma sıklığı yüz binde 2 civarındadır. Gelinen noktada artık hastalarımız uzun yaşıyor, buna bağlı olarak aynı anda çok sayıda kronik lösemi hastası görmek mümkün. Böyle olunca da hasta sayısı çok gibi algılanabiliyor" dedi.
 
Soysal, yürüttükleri çalışma kapsamında Türkiye'de 900 kronik myeloid lösemi hastasının izlendiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:
 
"Bu çalışmayla Türkiye'de hastalığın seyri, nasıl gittiği, tedaviye yanıt oranları gibi veriler bütünüyle ortaya döküldü. Hastaların tedavisinde yeni, hedefe yönelik ilaç kullanımı söz konusu. Türkiye'de de ruhsatlı ve birkaç yıldır kullanılan ilaçlar bunlar. Hücre içinde bozuk olan mekanizmaya direk etki eden ilaçlar. Bunlar kullanıldığı zaman hastalığın komplikasyonları büyük ölçüde ortadan kalkıyor, seyri değişiyor, hastaların yaşam süresi çok ciddi olarak uzuyor ve yaşam kalitelerinde çok anlamlı değişiklikler oluyor. Üstelik bunlar hap şeklinde kolaylıkla alınan tedaviler. Bu nedenle biz de gördük ki Türkiye'deki durum batıdakinden hiç farklı değil. Hastaların tedaviye yanıtları son derece iyi. Bu bizi sevindiren bir gelişme."

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.