banner192

İstanbul'un fethinde ilginç olay!

Myrat Bardakçı'nın iddiasına göre. Bizans’ın son imparatoru Konstantin Paleologos, Fatih Sultan Mehmed’in az kalsın üvey babası olacaktı. Konstantin, İkinci Murad’ın dul hanımlarından birine, Sırp Prensesi Mara’ya talip olmuştu ve bu evlilik yapılabilseyd

İstanbul'un fethinde ilginç olay!

Myrat Bardakçı'nın iddiasına göre. Bizans’ın son imparatoru Konstantin Paleologos, Fatih Sultan Mehmed’in az kalsın üvey babası olacaktı. Konstantin, İkinci Murad’ın dul hanımlarından birine, Sırp Prensesi Mara’ya talip olmuştu ve bu evlilik yapılabilseydi, Fatih büyük ihtimalle üvey annesinin kocasının hükümdar olduğu ülkeye karşı savaşmayacak, dolayısıyla İstanbul’u fethetmeyecek ve tarih de başka türlü yazılacaktı.
 
Bizans’ın son imparatoru Konstantin Paleologos, İstanbul’u fethederek Bizans’ı yıkan Fatih Sultan Mehmed’in az daha üvey annesi ile evlenecekti. Konstantin, tahta çıkmadan önce evlendiği iki eşini de kaybetmişti. İmparator olunca üçüncü bir evlilik yapmak istemiş, uzun süre kendisine lâyık bir kadın aratmış ve nihayet Fatih’in o sırada artık hayatta bulunmayan babası İkinci Murad’ın hanımlarından birine, Sırp Prensesi Mara’ya talip olmuştu.
 
TARİH DEĞİŞECEKTİ
Bu evlilik yapılabilseydi, Fatih büyük ihtimalle üvey annesinin kocasının hükümdar olduğu ülkeye karşı savaşmayacak, dolayısıyla İstanbul’u fethetmeyecek ve tarih de başka türlü yazılacaktı. Konstantin Paleologos’a, 1449’da Bizans tahtına çıkmasından hemen sonra ardarda zevce adayları sunuldu ve her aday üzerinde uzun uzun tartışıldı. Venedik Doçu’nun, Portekiz Kralı’nın ve Trabzon Rum İmparatoru’nun kızları adaylardan sadece birkaçıydı. Konstantin’in evlilik konusunda en güvendiği kişi ise, hususi kâtibi ve fedakâr sırdaşı George Françis idi. 
 
PRENSES REDDETTİ
Françis’in, imparatorunu evlendirmek aşkıyla dolaşmadığı yer, dökmediği dil kalmamış, Trabzon’a ve Gürcistan’a yaptığı uzun ve zahmetli yolculuklar iki sene kadar sürmüştü. Françis, Trabzon Rum İmparatoru’nun kızını almak için çabaladığı sırada İkinci Murad’ın vefat haberini almış ve aklına hemen yeni bir gelin adayı gelmişti: İkinci Murad’ın eşlerinden olan Sırp Prensesi Mara, yani Fatih’in üvey annesi... Prenses Mara, Sırp Despotu George Brankoviç’in koyu Ortodoks olan kızıydı. Evlilik tartışmaları, kocasının ölümünden sonra babasının yanına dönen Mara’nın kulağına da gitti ama kocasının hatırasına hâlâ bağlı kalan prenses, böyle bir ihtimali şiddetle reddetti. Yaşı zaten 50’ye yaklaşmış ve doğduğu memleketteki bir manastıra kapanmaya karar vermişti. Mara, kısa bir müddet sonra sıradan bir rahibe olarak manastıra kapandı ve dünyadan elini ayağını çekti. Françis, Mara’dan yüz bulamaması üzerine Trabzon Rum İmparatoru’nun kızı ile Gürcistan Kralı’nın kızını düşünmeye başladı. Her iki prensesin resimlerini ve özelliklerini ayrıntılarıyla anlattığı mektuplarla beraber İmparator Konstantin’e gönderdi, bir seçim yapmasını istedi ve Konstantin, Gürcü prensesi üzerinde karar kıldı. Gürcistan’a geçen Françis, Kral’ı kızını İstanbul’a gelin olarak göndermeye ikna etti. 
 
NİŞANLISINI HİÇ GÖREMEDİ 
Daha sonra İstanbul’a dönen Françis, yanında Gürcistan elçisini de getirdi ve imparatorun huzuruna beraberce çıktılar. Konstantin, elçiye nişanlısını almak üzere Françis’i ilkbaharda bir kadırgayla Gürcistan’a göndereceğini söyledi ve prensesin yol hazırlıklarını yapmasını istedi. Ama Françis, Gürcistan’a hiç gidemediği gibi güzel Gürcü nişanlı da hiçbir zaman İstanbul’a gelemedi, zira birkaç ay sonra ortada “Bizans” diye bir devlet kalmadı.
 
ÇİZMELERİNDEN TANINDI
İmparator Konstantin, İstanbul’u kuşatan ordumuzun karşısında son güne kadar en önde savaştı ve 29 Mayıs günü şehrin düştüğünü görünce yakın adamlarıyla beraber kaçmaya karar verdi. Kaçış yolunda ganimet arayan Türk askerleriyle karşılaşınca çıkan çatışmada öldürüldü. Fatih’in arattığı cesedi, daha sonra ölüler arasında kafası kesilmiş halde bulundu ve imparatorlara mahsus kırmızı çizmelerinden tanındı.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mete han - 3 yıl önce
ne oldukları belli değil bu melezlerin..