banner192

RTÜK'den 20TV'ye Kürtçe yayın izni

RTÜK Başkanı Davut Dursun, şimdiye kadar 20 televizyon ve radyoya Kürtçe yayın izni verdiklerini açıkladı.Dursun, 'Hepsinin 24 saat yayın izni var. Fakat bunu başaran sadece bir televizyon kuruluşu. Diğerleri 5-6 saat yayın yapıyor' dedi.Türkiye 2015 yılı

RTÜK'den 20TV'ye Kürtçe yayın izni

RTÜK Başkanı Davut Dursun, şimdiye kadar 20 televizyon ve radyoya Kürtçe yayın izni verdiklerini açıkladı.

Dursun, 'Hepsinin 24 saat yayın izni var. Fakat bunu başaran sadece bir televizyon kuruluşu. Diğerleri 5-6 saat yayın yapıyor' dedi.

Türkiye 2015 yılı başında dijital karasal yayına geçmek zorunda. Yayın ihalesi konusunda geri dönüşün olmadığını, karasal yayıncılıkta kararlı olduklarını ifade eden Radyo Televizyon Üst Kuruluşu Başkanı Prof. Dr. Davut Dursun bunun yasal bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti. Antenlerin henüz kurulmadığını açıklayan Dursun, sayısal yayına ilk geçişin kasım ayında Ankara'da yapılacağını söyledi. 'İhalenin hemen ardından Ankara'da bununla ilgili ilk çalışma başlayacak. Deneme yayınları burada yapılacak' diyen Dursun, karasal yayıncılık taleplerinin beklentilerini karşıladığını ifade etti.

 ALTI İLDEN HİÇ BAŞVURU YOK

 Karasal yayın almak için bir süreçten geçmek gerektiğine işaret eden Dursun, yayın kuruluşlarının karasal lisans yayını almak için yeterlilik belgesine sahip olması gerektiğini ifade etti. Yeterlik belgesi almak amacıyla ilana çıkıldığını hatırlatan Dursun, 476 kuruluşun karasal yayın için müracat ettiğini söyledi. İllerde ileri yayın için 7 yayın frekans kapasitesi olduğunu belirten Dursun, Gümüşhane, Yozgat, Şırnak gibi illerde yerel lisans almak için hiç müracaatın olmadığını bu duruma çok şaşırdığını ifade etti.

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Bursa gibi bazı büyük illerde kapasitenin üzerinde müracaat olduğuna da dikkat çeken Dursun, 7'den çok müracaat eden yerlerde bir rekabet olacağını söyledi. Dursun, '7'nin altında müracaat olan illerde bir problem olmayacak; müracaat edenlerin hepsine frekans verilecek' dedi. Şu anda müracaat eden kuruluşların dosyalarını incelediklerini belirten Dursun, 'Ulusal frekans için müracaat edenlerin eksiklikleri belirlendi. Eksikliklerin giderilmesi için 25-30 gün süre vereceğiz. Bu sürelerin sonunda kuruluşlar dosyalarındaki eksiklikleri tamamlayacaklar ve bu süreç sonunda ihaleye kimin gireceği belli olacak. Şu anda müracaat eden tüm kuruluşların dosyaları tam olmadığı için ihaleye girme konusunda noksanlıklar var. Eksiklerini tamamlayanlar ihaleye girme hakkı kazanacaklar. Önümüzdeki süreçte şartnemeyi ilan edeceğiz ve o şartname çercevesinde kişiler ulusal, bölgesel ve yerel frekans için ihaleye girecekler. İhale sonucunda kendilerine karasal yayın frekansları verilecek' diye konuştu.

ZORUNLU STANDARTLAR GELECEK

Şu anda evlerde mevcut olan televizyonlarla sayısal yayıncılık yapılamayacağını ifade eden Dursun, TSE ile bir çalışma yaptıklarını dile getirerek şu bilgileri verdi: 'Belirli bir aşamadan sonra Türkiye piyasasına bu nitelikte olmayan televizyonların girmemesini istiyoruz. DVB-T2 diye bir standart belirledik. Tüketici mağazadan televizyon alırken bu damgayı görerek alacak. Herkesten televizyonunu değiştirmesini istememiz mümkün değil. O yüzden evdeki televizyonlardan karasal yayın almayı sağlayacak set üstü cihazın (küçük bir aparat ilave edilmesi gerekiyor) standartları belirlendi.

Bu parça sayısal yayınları alacak, aldığı sayısal yayınları mevcut televizyonların hafızasına göre tercüme edecek ve yayınlayacak hale getirecek. Set üstü cihazlar dünya piyasasında 30-50 dolar arasında değişiyor. Bunun nasıl karşılanacağına ilişkin çalışmalar yürütüyoruz.'

  Sen yayınla cezasını ben öderim

Bir yayıncının kendisi ile bir problemi konusunda görüştüğünü ifade eden Dursun, yayıncı ile arasında geçen diyaloğu şu şekilde anlattı: 'Açıkça itiraf etti. Dedi ki 'her gün bana şu nitelikteki kişiler geliyor şunu teklif ediyor. Gelecek cezayı biz öderiz merak etmeyin sen bunu yayınla.' Ben gerçek hesap yaptığım zaman nasıl reddettiğimi hâlâ bilemiyorum ve ne kadar dayanacağımı da bilemiyorum.

Bundan dolayı piyasada çok ciddi anlamda para kazanan insanlar var. Bunun en basit ifadesi ahlaksızlıktır. O sebeple yayınlayan insanların topluma karşı olan sorumluluklarını da hatırlatmamız gerekiyor. İnsanları iyileştireceğim vaadi ile zehirliyor, kabul edemeyiz. Bunların bir kısmı Türkiye'nin yargı alanı içerisinde olmadığı için Malta'dan Ofkom'dan, İngiltere'den, Almanya'dan lisanslı kuruluşlar. Dolayısıyla Türkiye'deki yargı erkinin içerisinde yer almadıkları için bizim denetimimizin dışında rahatlıkla bu tür yayınlar yapabiliyorlar. Türkçe yayın yapıyor ama yabancı ülke yayıncısı gibi gözüküyor. Bir kısmı herhangi bir yerden lisanslı değil kaçak yayın. Bir kısmı lisanslı yerel yayın. Biz ancak onları denetleyebiliyoruz.'

 En çok dizilerden şikayet var

 RTÜK'e en çok hangi konuda şikayet geliyor sorusuna cevap veren Dursun, 'Diziler şikayetlerin en başında yer alıyor' açıklamasında bulundu. Dursun şikayetlerin içerikleri hakkında da şunları söyledi: 'En çok izlenenen diziler en çok şikayeti alıyor.

Bazı dizilerde içerikten kaynaklanan şikayetler zirve yapabiliyor. Konu olarak daha çok çarpık ilişkiler, pornografik, şiddet, cinsellik gibi milli manevi değerlere ve aile yapısına aykırı olan şeyler şikayet ediliyor. Çocuklar için uygun olmadığı söyleniyor, izdivaç programı ve reklamlar da en çok şikayet edilenler arasında.'

  Müeyyideler etkili olmuyor

 Gıda takviyesi ürünü olduğu halde ilaç gibi takdim edilen ürünlerin reklamına müsaade etmediklerini söyleyen Dursun, bu ürün reklamlarını genel sağlığa aykırı bir yayın ihlali olarak değerlendirdiklerini ve cezalandırdıklarını buna rağmen hâlâ bu nitelikteki yayınların özellikle bazı marjinal kanallarda devam ettiğini vurguladı.

Bu tür kandırmacalara prim vermediklerini vurgulayan Davut Dursun, 'Sağlık Bakanlığı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı gibi bakanlıkların da buna karşı ciddi bir duruş ve kararlılık sergilemeleri gerekiyor. Bu çerçevede bir diyalogumuz var. İlginç olan, bu nitelikteki kuruluşların müeyyideleri biraz düşük gördüğünden fazla etkili olmuyor' diye konuştu.

 20 TV'yeKürtçe yayın izni

 20'nin üzerinde tv ve radyo kuruluşunun Kürtçe yayın yapmasına izin verdiklerini açıklayan Davut Dursun, bunların çoğunun yerel yayın yapan kuruluşlar olduğunu vurguladı. Dursun, '24 saat yayın yapma hakkı elde etmiş olmalarına rağmen yerelde yayın yapmayı başaran çok az kuruluş var. 24 saat Kürtçe yayın yapan sadece bir televizyon kanalı var. Diğerleri 5-6 saat yayın yapıyor' dedi. Prof. Dr. Davut Dursun, kendi dilerinde yayın yapmak isteyen herkese frekans tahsisi yaptıklarının altını çizdi.

 

 

 

Tek kuleyle iş çözülecek

 

 

Yayıncı kuruluşların şehirlerin yüksek yerlere verici kurması konusunda da yeni düzenlemelerin geldiğini ifade eden Dursun, 'Sayısal yayıncılık burada da bir imkan sağlıyor. Yayın kuruluşların her birinin karasal yayıncılığı sürdürme konusunda bir verici kulesi var ve verici antenleri farklı. Bütün şehirlerde söz konusu olan demir yığınlarla karşılaşıyoruz. Artık bunun için sayısal yayıncılıkta kule tek olacak. Bütün verici antenleri o kulede toplanacak ve bu antenlerle yayınlar izleyicilere doğrudan ulaşmış olacak. Bunun için Anten A.Ş. şirketini kurdurduk. Yayıncı kuruluşlar kule gibi şeylerle ilgilenmeyecek sadece bu şirketten hizmet alacaklar ve kendi yayınlarını şirket topluma iletmiş olacak. Eskiden olduğu gibi karışıklık yaşanmayacak. Tek bir kuleyle iş çözümlenecek. Yayıncı tamamen içerik üretecek, kuleyle, kabloyla uğraşmayacak' dedi.

 

Dijitale geçişte geç kaldık

 

 

Dünyadaki örneklerden yola çıkan RTÜK Başkanı Dursun şu bilgileri verdi: 'Analogtan yayın yapma uygulaması bitiyor, sayısal (dijital) teknoloji geliyor. Avrupa'da Amerika'da dijital teknolojiye geçiş hızlandı. 2015'te bu geçiş dünyada tamamlanıyor. Türkiye biraz geride kaldı. Her halükarda ihale olmasa bile bu yayına geçmemiz gerekiyor. Sayısal yayıncılığa bu kaosla değil, kimin hangi frekansı kullanacağı belirlenerek geçmeliyiz. Bizim için bu ihaleler aynı zamanda sayısal yayıncılığa geçişin bir aşamasıdır. Vereceğimiz frekanslardan artık analog yayın yapılmayacak, sayısal yayın yapılacak.' Anten kirliliğini önleme konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile ortak çalışmalarının olduğunu hatırlatan Dursun, 'Sayısala geçmesek bile bu kirliliği önleme konusunda bir çalışma oluyor. Ama sayısalın şöyle bir avantajı olacak. Sayısal yayınların alınması konusunda daha küçük daha basit oda içi antenler yeterli olacak. Sayısal yayını almak için eskiden kullanılan uzun, büyük antenlere ihtiyaç kalmayacak' ifadelerini kullandı.

İlçelerin frekans talebi

 

Karasal sayısal yayıncılıkta bazı büyük ilçeler için de frekans verilecek mi? sorusuna Dursun şöyle cevap verdi: 'Planlamayı tamamen il bazlı yaptık. Bunun temel sebebi Uluslararası Telekominikasyon Birliği'nin Cenevre Antlaşması'na göre ülkelere tahsis ettiği frekansları il bazlı diyebileceğimiz bir çalışmaya göre düzenliyor. Tam ili de karşılamıyor. Mesela Türkiye'de 81 il var. Ama o tahsiste 96 bölge olarak belirlenmiş. Dolayısı ile onu planladığınız zaman ilçe bazlı bir planlama yapamıyorsunuz. İlçe bazlı talepler var. Ama bizim için zor bir şey.'

 


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.