banner192

Nihat Genç'ten Trabzon'a mektup

Trabzon’da yaşanan Fenerbahçe kafilesine saldırı olayı sonrası Oda TV yazarı Nihat Genç bir yazı kaleme aldı.Yazısında memleketi Trabzon’a mektup yazan ünlü yazar, bazı tespitlerde bulundu.İşte o yazısı;Trabzon’a mektupFenerbahçe otobüsüne yapılan saldırı

Nihat Genç'ten Trabzon'a mektup

Trabzon’da yaşanan Fenerbahçe kafilesine saldırı olayı sonrası Oda TV yazarı Nihat Genç bir yazı kaleme aldı.

Yazısında memleketi Trabzon’a mektup yazan ünlü yazar, bazı tespitlerde bulundu.

İşte o yazısı;

Trabzon’a mektup

Fenerbahçe otobüsüne yapılan saldırı ‘futbola çok fazla siyaset karıştırdığımızın’ en açık delili.

Taraftarlık ‘delilik’ ‘katillik’ boyutlarını aşmış.

Sorun: ‘insanlarımızın heyecanlarını’ yönetemiyoruz!

Futbolu yönetemedik.

Futbolu sonunda ‘iç savaş’a taşıyacak malzeme haline getirdik.

Çok çok ‘ağır’ ‘telafisi özrü imkansız’ bu saldırı inşallah bir milad olur, aklımızı başımıza alırız.

İlk suçlu: hukuk sistemidir.

Şike hadisesini çözüp yargısını verememiştir.

İkinci suçlu: Trabzonspor’a hakim olmuş yönetimdir, Türkiye’de siyaseten en iyi başarılan şey ‘mağdurluğu kullanmak’, mağdurluğunu dahi kullanmayı becerememiş yüzüne gözüne bulaştırmıştır…Hukuk’a ya da Futbol Federasyonu’na odaklanacaklardı, olmadı, hukuk’la sınırlı mücadelede yetersiz kaldılar ve tam tersinin oluşmasının kapısını açtılar: Fenerbahçe ve Trabzonspor taraftarlarını karşı karşıya getirdiler, ki felaket burada başladı.

Üçüncü suçlu: kitlelerin futbol sevgisinden ‘siyasi rant’ çıkartmaya çalışan ‘siyasilerdir’.Dördüncü suçlu: Ateşli ve delirmiş taraftarlık karşısında tırsıp daha cesur ve eğitici ve yumuşatıcı devreye giremeyen biz yazar ve futbol programlarıdır.

Kardeşlerim, cemaat’in yargıyı ele geçirip memleketi adaleti altına üstüne getirmesinin sonuçlarını yaşıyoruz!

Cemaat zaten çok şüpheli bir hayalet gibi dönüp dolaşan ‘şike hadisesini’ açıklayacak delilleriyle ortaya koyup insanları rahatlatacağı yerde aksine ateşe benzinle gitti ve sadece ‘şaibeleri’ ‘hayali düşmanları’ büyüttü.

Trabzon’da ‘şike’ hadisesi tek tek herkesin kalbine beynine giden ‘damarları’ tıkamıştır.Bu tıkanmış damarları hukuk açacaktı siyaset açacaktı yöneticiler açacaktı.

Aksine geniş kitleler ikna edilemedi yatıştırılamadı ortada bırakıldı, bu hain mermiler o tıkanmış damarları çok iyi hesaplamış görünüyor.

Devleti ve hukuk’u ‘cemaat’e ve onun kumpaslarına teslim edenlerin yakasına yapışmaya korkan taraftarlar birbirlerine ve bizlere savaş ilan ediyor!

3 Temmuz hadisesinde memleketimin yöneticileri Trabzon’a Mehmet Baransu’yu bir kahraman gibi getirtip konuşturdu.

Mehmet Baransu Trabzonlu taraftarlara Trabzon’da: ‘Trabzon’dan Avrupa’nın merkezindeki UEFA’ya kadar yürüyüş yapacaksınız, on binlerce taraftarın yürüyerek Kapıkule’ye dayandığını görenler, sizden korkup kupanızı verecektir.’

İstisnasız bütün muhalifleri, yetmedi hava deniz kara komutanları genelkurmay başkanına kadar delilsizce ve haince içeri attıkları yetmemiş gibi, bir de Trabzonspor taraftarlarını gazlayan fişekleyen yazılar konuşmalar gırla gitti.

Öyle karışık günler yaşadık ki o şehrin kitapları en çok satan en şöhretli yazarı Nihat Genç, ‘Trabzonspor’un kupasına sahip çıkmayan hain yazar oldu’, Mehmet Baransular ise oldu: ‘Trabzonspor kahramanı’!

Buna can dayanır mı, toprağının havasını suyunu milyonlara döne döne okutmuş Nihat Genç’in kalbi dayanır mı?

Trabzon’da kaç tane kitap fuarı oldu Ankara’da kaç tane Trabzon günleri, cemaate karşı yazdığımız yazılardan sonra bizi çağıran bize telefon eden tek yönetici kalmadı, tırstılar korktular güçleri yetmedi.Şaibenin ve tezgahın altına girmedik diye linç kampanyası düzenlenen Nihat Genç şimdi alnı açık yazılarını yazmayı sürdürüyor, ama o sevgili Mehmet Baransunuz şimdi nerde? ‘Devletin en gizli belgelerini’ kaçırmakla ‘casusluk ve vatan hainliği’ iddialarıyla içerde yatıyor.

Bu gözü dönmüş tröllere şöyle cevap verdim: Genelkurmay başkanımız içeri alınmış sesiniz çıkmaz. Ordunuzun en üst subayları içeri alınmış TV’lere polis baskınları yapılmış muhalifler yaka paça içeri tıkılıyor sesiniz çıkmaz. Hatta Balyoz davasında tutuklananların sayı olarak üçte biri Trabzon doğumlu, hiç dıngılınızda değil.

Türkiye hukuku emniyeti ordusu muhalifleriyle susturuluyor tık yok, ama varsa yoksa Kupa…Genelkurmay başkanı ordusuyla içeri alınırken susmuş sessiz kalmış bu taraftarların ‘delikanlılığını’ yiyim.

Bir yazar üstelik siyasi bir yazar önce Genelkurmay başkanının içeri alınmasını dert eder!Ve genelkurmay başkanını içeri atan hain güçler Aziz Yıldırım’ı da içeri atıyorsa, burada bir yazar öncelikle ne diyecek?

Fenerbahçeli Cengiz Çandar gibi, cemaatin orduyu içeri atmasını kutlayıp ama Aziz Yıldırım’ı atması doğru değildi gibi eğri buğru iğrenç laflar mı söyleyecektik?Genelkurmay başkanını içeri atan güç Aziz Yıldırım’ı da içeri attı, doğrusu budur.

Cemaatin tezgahı da buydu: kupayı gör, içeri tıkılanları ve hukuksuzca ele geçirilen devlet hukuk aygıtında neler oluyor, görme uyu!

Genel konuşmayalım bu ‘tezgaha’ gelen cemaat ve AKP’yle palazlanan ve kabaran bir kısım taraftardır.Neler olup bittiğini gören Trabzonspor’un taraftarları kaç zamandır bu yönetim yüzünden taraftarların birbirine düşman haline getirilmesi yüzünden maçlara dahi gitmiyor.

Borç batağıyla nerdeyse iflasın eşiğinde, bakıyorsun birden tarihinin en pahalı ve en müsrif transferlerini yapıyor, doğru yanlış ve şimdi gel de sustur milleti, Trabzonspor’a örtülü ödenekten para verildiğine inanmayan taraftar kalmadı.

Trabzonspor’da borçları sıfırlayan bir Atay ağbi vardı başına neler geldi merak eden yok. Özkan Sümer’in açıklamalarına kulak veren yok. Ki Özkan Sümer, bu ülkenin en ateşli taraftarlarının stadında seyirciyle saha arasındaki demir telleri kaldırıp tarihe geçmiştir.

Sorum şudur?

Hepimizi gözü dönmüş taraftarlara boyun eğdirten güç kimlerdir?

Hepimizi en vasata teslim eden güç kimdir?

Özgüven sağlıklılık işaretidir ancak agresif bir özgüven hastalığı işaret eder!

Gözümüzün önünde tarihteki feodal kan davasının modern bir düşmanlığa dönüştüğüne kan döktüğüne şahit olduk.

Doğu’da ve Karadeniz’de kökleşmiş kan davaları yeni bir siyasetin varlığıyla yepyeni bir‘kan davası’ icad edilmiş ve taraftarlar husumetle birbirlerine kanlı düşmanlı hale getirilmiştir ve bu ciddi bir sosyolojik konudur.

Eskiden iki ‘sülale’ iki ‘aşiret’ arasındaki husumet bugün siyasetin ve yöneticilerin marifetiyle futbol takımlarına sıçramıştır.

Acemi ya da siyasi çıkarı olan yöneticiler bu husumete yatkınlık göstermiş gerginlik ve kızgınlığı tutuşturmak için ellerinden geleni yapmışlardır.Bakın benim cahil yönetici kardeşlerim!

Trabzon mucize bir şehirdir!

Dünyanın başka hiçbir ülkesinde üç kişiden birinin sanatçı yazar olduğu başka bir coğrafya bulamazsınız, ancak bu istatistik son kırk yılın sağ siyasetleriyle maalesef bugün, bütün liglerimizde oynayan üç futbolcudan birini Trabzonlu haline getirdi, çünkü ‘futbolda’ siyasi rant var siyasi şöhret var seçmen var taraftar oy bolluğu var.

Trabzon adını kullanmayan yemeyen kalmadı.

Trabzon, cesur gözü pek ve asıldığını kopartan ve delirmişcesine çok çalışan insanların şehridir.Şöyle anlatayım. Bir arkadaş. Tanıyorum…Hergün elinde altılı kuponu. Arkasından bir arkadaş dedi ki:

‘Elinden altılı kuponu al, geriye bir hayatı kalmaz!’

Bugün yüzbinlerce taraftarın üstünden takım formasını al, geriye bir hayatları kalmaz.

Oysa Trabzonlu bir genç için bunun tam tersi doğru.

Trabzonlu’nun sırtından takım formasını çıkart daha becerikli daha üreten daha ışıl ışıl daha ele avuca sığmaz hale gelir.

Trabzon’da futbol takıntısı sağ siyasetçilerin rantı yüzünden ölümcül bir ‘obsesyon’a çoktan dönüştü artık futboldan değil bir ‘manyaklıktan’ konuşuyoruz.Genç Trabzonlu’nun acısı budur!

Sağ siyasetler Trabzonlu gencin önüne kendini ifade edebilmek için futboldan başka seçenek koyamadı.

Trabzonlu genç o Karadenizliye has yüksek dayanılmaz enerjiyi hayata geçiremiyor, sağcı partilerin sağcı cemaatçilerin sağcı tezgahların sağcı polis şeflerinin sağcı istihbaratın oyuncağı kumpası olmaya devam ediyor!

Hırsızlık bir siyasi iktidarın hak ve imtiyazı haline gelmiş o Trabzonlu genç’ten ses çıkmaz. Şehrimizin adı her türlü kumpasın manşetinde geziyor o Trabzonlu genç’ten ses çıkmaz. Kırk elli yılı aşmış bu ağır sağcı siyaset hepimiz kabul edelim ki Trabzon’u artık FİZİKSEL OLARAK sakat bırakmıştır.

Ve bu ülkede kim bir kumpas kursa silahı önce bir Trabzonlu genç’in eline veriyor.

Sevgili memleketim, başaramadık yine yıkıldık, hepimiz suçluyuz!

Yalvarırım artık sizi sarmış kucaklamış kafeslemiş o sağ siyasetçilere tek bir soru sorun!

Siz bu şehirde ne ürettiniz?

Hangi marka hangi katma değer hangi üretim?

Hangi istihdam? Hangi tesis? Hangi imkanlar?

Gözü dönmüş siyasi bir taraftarlıktan başka!

Allah kitap diye diye hepimizi katil hepimizi katliamcı yaptılar!

Kupa mı istiyorsunuz?

Trabzon’da büyüdüm en güzel kupayı orada aldım.

İnsanlığın en büyük kupasını o şehrin sokaklarında öğrendim: Harbi Olmak!

Kırın şu sağ siyaseti.

Kırın şu kumpas tuzağını…

Kırın şu ona buna alet tetikçi olmayı…

Sağ siyaset ve onun rant trafosu futbol hepimizin önce becerilerimizi yiğitliğimizi elinden aldı köleleştirdi bizi.

Sağ siyaset ve onun rant trafosu futbol şimdi hepimizin İNSANLIĞINI elinden alıyor, KATİLLEŞTİRİYOR DÜŞMANLAŞTIRIYOR tek tek hepimizi..

Kabul edelim futbol hepimizi sakatladı ve ölümcül birer hasta haline soktu.

Kabul edelim futbol önce sevindirdi sonra HEPİMİZİ ÇARPIP ucube haline soktu.

Kabul edelim futbol hepimizi rüyalara soktu ve hayatın en acımasız gerçeklerini bize unutturdu…

Kabul edelim hayatın bütün itirazlarını isyanlarını futbol üzerinden yapmaya başlayınca İNSAN OLMAKTAN çıkmaya başladık.

DERİN CEMAAT

Fenerbahçe otobüsüne saldırı hepimizedir, Fenerbahçe’ye ve Türkiye’ye geçmiş olsun.

Şoför mahallinin hedef alınması ve mermilerin şoför mahalline tam isabeti Madımak Katliamı’nı dahi aratacak büyük bir katliam planlandığını gösteriyor..

Orta-Doğu’da ‘Mısırsız barış Suriyesiz savaş olmaz’ diye bir laf var, Hrant Dink, Rahip Santoro.. Artık Türkiye’de ‘içinde Trabzon olmayan kumpas olmaz’ diyeceğimiz bir ‘özdeyiş yerleşiyor!’

Havaya ya da rastgele bir ateş açılsaydı bir meczup bir deli ‘olabilir?’ diyebilirdi insan, ancak şoför mahallinin isabet tutturulması ve tıpkı Madımak gibi bütün ülkeyi yıllarca altından kalkamayacağı bir şok ve panik’e sokması hedeflendiği çok açık!

Bu kadar gözü dönmüş kim kimler olabilir?

Bu bir ateşli deli taraftar bu yine bir ‘Trabzonlu’ işine hiç benzemiyor!

Bir karanlık el yine her yolu deniyor mu? Toplumda yeni sinir uçları yeni katliamlar mı arıyor?

1983’lü yıllarda Özal’ın eliyle emniyeti ele geçirmeye başlayan ‘derin Cemaat’ten söz ediyoruz.. Balyoz ve Ergenekon davaları bittiğinde karanlık olaylar tekrar başlayacak demiştik..

Ki Türkiye’de son otuz yıldır faili meçhuller ve suikastlerin hiç olmadığı üç-beş yılı Cemaat'in iktidar olduğu yıllara borçluyuz..

Faili meçhuller nerdeyse yirmi yıl sürdü.. ‘Derin Devlet’ dedik ‘gladyö’ dedik..

Kimdir bu Derin Devlet kimdir bu Gladyö!

Faili meçhuller hedeflediği gibi hepimizin rasyonel aklıyla oynadı ve hepimizin ‘nedensellik bağı’nı kopartarak amacına ulaştı..

Nedensellik bağımız öyle çökmüş ki her yere iftira atıyoruz her yeri suçluyoruz olmayacak hayali düşmanlar icad ediyoruz ama gözümüzün önünde ve marifetleri ortada ‘derin Cemaat’i göz ardı ediyoruz..

Basit ve normal insanlar olun, büyük derin ala vala analizlerinizi bir kenara bırakın, Muammer Aksoylar, Uğur Mumcular’dan bugüne faili meçhulleri bir daha düşünün, aranmayan sorgulanmayan merak edilmeyen neresi kaldı deyin.

Yedi yıl boş boş ve ahmakça birilerini suçladıktan sonra katilin Trabzonlu bir ‘uşak’ değil katilin ‘polis şefi’ olabileceği ortaya çıktı..

Asıl meczuplaşan bizlerin ‘nedensellik bağı’

Baştan aşağı medyamız nedensellik bağı’nı topyekun kaybettiği ve yanlış hedeflerle vakit harcadığı için bu karanlık eylemler amacına ulaşmış ve Cumhuriyet Devleti hukukuyla emniyetiyle askeriyle bir Cemaat'in eline geçmiştir..

Yazarlar çizerler siyasiler bürokratlar savcılar!

Değil Türkiye’nin belki de dünya tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ‘katliamından’ kıl payı kurtulduk. Bu şunu gösteriyor: Bu gizli bir organizma hala yaşıyor!

Bu büyük katliam hedefi bu gizli mekanizmanın ‘ayakta olduğunu’ gösteriyor..

Bizler aklımızı nedensellik bağımızı koparttıkça bu topraklarda karanlık eller daha çok cirit atacak!

Daha çok medya devlet hukuk çökertip ele geçirecek!

Sizler nedensellik bağınızı koparttıkça panik korku karışıklık için alakasız olaylar hedef şaşırtıcı çeşitlilikle büyümeye ve toplumu ve devleti yutmaya başlar, tıpkı üç-beş yıl öncesinde olduğu gibi..

Ağzınıza gelen her .oku söylemekten çekinmediniz ama Cemaat'in devlet içindeki otuz yıllık hayatını maceralarını oluşumlarını emniyette istihbaratta nerelerde neler yaptığını hiç ama hiç dilinize dolamadınız neden acaba hiç merak etmediniz?


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ali gürcüoğlu - 2 yıl önce
Helal olsun ağzına yüreğine bileğine kalemine sağlık
Avatar
ibrahim halil - 2 yıl önce
bu yazının altına İmza Atmayacak olan TRABZON'lu deyildir.
Avatar
numan altuntaş - 2 yıl önce
edebiyat...
Avatar
sudenaz topal - 2 yıl önce
Tam bir solcu ağzı, bu işten bile nemalanmaya çalışıyor. Suçluyu buldu çemaat

Cemaat kadar taş düşsün kafana
Avatar
doğan yıldız - 2 yıl önce
tepeden tırnağa çok doğru tespitler. beğenmeyen arkadaşlar neyin yanlış yazıldığını söylesinler de bizi aydınlatsınlar. ama sizin yerine düşünenler vardır. sizin fikriniz yoktur. başınızdaki doğru der sizde doğru dersiniz. herkes bizi barbar tanısın.umurunuzda bile değil...
Avatar
Mustafa Fevzi KOCATEPE - 2 yıl önce
3 Temmuz 17 Aralık....
Avatar
metehan turan - 2 yıl önce
saçma sapan şeyler yazmış.şikecileri destekle ondan sonra cemaat vs. laga luga yap.ulan fenerlilere cemaat mi dedi şike yapın diye. asıl sorun ne biliyor musun? asıl sorun suç işleyenlerin hak ettikleri cezayı almaması. gerisi hikaye. gözüne girsin cemaat..
Avatar
Serkan - 2 yıl önce
Düşünmek adamı yoruyor sevgili Nihat Genç o yüzden fazla derin düşünmüyoruz,sende öyle yap inan rahatlarsın!!!