banner192

Türkiye'nin IMF'ye borcu ne zaman bitiyor?

 Türkiye'nin 2001 krizi sırasında IMF'den aldığı borç yakında bitiyor. İşte ne kadar borcumuz var ve ne zaman bitecek? 28 Ocak 2013 tarihi itibariyle Türkiye'nin IMF'ye 19. Stand-By'dan kalan borç stoku 562,1 milyon SDR (yaklaşık 860 milyon dolar) düzeyin

Türkiye'nin IMF'ye borcu ne zaman bitiyor?

 

Türkiye'nin 2001 krizi sırasında IMF'den aldığı borç yakında bitiyor. İşte ne kadar borcumuz var ve ne zaman bitecek?
 
28 Ocak 2013 tarihi itibariyle Türkiye'nin IMF'ye 19. Stand-By'dan kalan borç stoku 562,1 milyon SDR (yaklaşık 860 milyon dolar) düzeyinde bulunuyor. Bu tutar Mayıs 2013 tarihinde 281 milyon 54 bin 813 SDR'lik (yaklaşık 431 milyon dolar) son taksitin ödenmesinin ardından tamamen sona erecek.
 
2002'de 16,2 milyar SDR borç stoku bulunuyordu
 
Türkiye'nin 2002 yılında IMF'ye 16 milyar 246 milyon SDR borcu stoku bulunuyordu.
 
Söz konusu borç stoku 2005 yılında 10 milyar 247 milyon SDR'ye, 2008 yılında 5 milyar 534 milyon SDR'ye, 2010 yılında 3 milyar 654 milyon SDR'ye, 2011 yılında da 1 milyar 874 milyon SDR'ye kadar geriledi. 2012'de ise 19. stand-by'dan kalan borç stoku 562 milyon 109 bin 622 bin SDR'ye indi.
 
Borcun bitmesinden sonra süreç nasıl işleyecek?
 
IMF'nin bütün üye ülkelerin tabi olduğu 4. Madde Değerlendirme Süreci (IMF Kuruluş Anlaşması'nın 4. Maddesi kapsamında gerçekleştirilen ve yılda bir kez üye ülkelere yönelik olarak yapılan ayrıntılı gözden geçirme) her yıl rutin olarak devam ediyor. Türkiye için de stand-by düzenlemesi olmasa bile bu uygulama devam edecek.
 
IMF, herhangi bir kredi düzenlemesinin bulunmadığı ya da program yürütmediği ülkelerde de temsilcilik bulundurabiliyor. IMF Türkiye Yerleşik Temsilciliği, program ilişkisinin sona erdiği 2008 yılı Mayıs ayından itibaren, IMF ile üyelik ilişkileri kapsamında faaliyetlerini sürdürmeye devam ediyor.
 
Türkiye 67 yıldır üye
 
Bugün 188 üye ülke bulunan IMF, Temmuz 1944 yılında, ABD'nin New Hampshire Eyaleti'nde bir Birleşmiş Milletler toplantısında, 1930'ların Büyük Bunalımı'na katkıda bulunan rekabetçi devalüasyonların yarattığı kısır döngünün tekrarını önleyecek bir ekonomik işbirliği çerçevesi amacıyla kurulmuştu.
 
IMF'nin başlıca görevleri, ''ekonomik trend analizlerine ve ülke temelindeki deneyimlere dayanarak hükümetlere ve merkez bankalarına tavsiyede bulunmak, küresel, bölgesel ve bireysel ekonomilerin ve piyasaların izlenmesine dayanarak araştırmalar, istatistikler ve analizler yapmak, ülkelerin ekonomik zorluklarının üstesinden gelmesine yardımcı olmak üzere borç vermek, ekonomilerin yönetimlerinin iyileştirilmesinde ülkelere yardımcı olmak'' olarak özetleniyor.
 
IMF'nin kaynakları da genel olarak, ülkelerin üye olduklarında ödedikleri sermaye taahhütleri, yani ''kota''lardan geliyor. Kotalar genel olarak her bir üye ülkenin ekonomisinin büyüklüğünü yansıtıyor. Kotalar, her bir üyenin sahip olduğu eşit birim oy sayısı ile birlikte, ülkelerin oy gücünü de gösteriyor.
 
IMF'nin yaklaşık 145 milyar dolar değerindeki altın mevcudu da IMF'yi dünyanın en büyük üçüncü resmi altın rezervi sahibi yapıyor.
 
IMF üye ülkeden gelen talep üzerine borcu çoğu zaman bir ''düzenleme(anlaşma)'' çerçevesinde veriyor. Bu düzenlemelerde ülkenin ödemeler dengesindeki sorunları çözmek için uygulamayı kabul ettiği belirli politikalar ve tedbirler de yer alabiliyor. IMF, ''stand-by düzenlemeleri, genişletilmiş fon kolaylığı, kredi hatları ve düşük gelirli ülkelere borç verme'' araçları ile borç veriyor.
 
Türkiye ile 19 stand-by
 
Türkiye'nin IMF'ye üyelik tarihi 11 Mart 1947.
 
IMF ile bugüne kadar 19 stand-by anlaşması yapan Türkiye, bunlardan sadece son 2 stand-by'ı başarıyla tamamlayabildi. Son iki stand-by anlaşmasında dikkati çeken bir başka nokta ise her iki anlaşmanın da herhangi bir ekonomik kriz nedeniyle gerçekleştirilmemiş olması.
 
Türkiye'nin IMF ile ilişkilere başlamasıyla birlikte, ilk stand-by anlaşmasının yapıldığı tarih ise 1 Ocak 1961.Bu ilk stand-by anlaşması bir yıl sürüyor ve 31 Aralık 1961'de sona erdi.
 
Türkiye'nin AB ile ilişkilerinin başlaması da IMF ile stand-by düzenlemelerinin başladığı döneme rastlıyor.
 
30 Mart 1962'de IMF ile yeni bir düzenlemeye giden Türkiye'nin bu anlaşması bir yıldan da az sürdü ve 31 Aralık 1962'de bitti.
 
15 Şubat 1963'de üçüncü stand-by'a giden Türkiye'nin söz konusu anlaşması ise yaklaşık dokuz ay sürdü.
 
Dördüncü stand-by, 15 Şubat 1964 tarihinde başlarken, bu anlaşma da 31 Aralık 1964'de bitti.
 
Türkiye, 1961 yılından, 1970 yılına kadar her yıl, IMF ile bir stand-by gerçekleştirdi. Anlaşmalar genellikle bir yıl dolmadan sona erdi.
 
1970'ten, 1978'e kadar IMF'ye sekiz yıllık bir ara veren ve bu süre içinde stand-by anlaşması yapmayan Türkiye, 1978 yılından 1980 yılına kadar IMF ile yeniden birer yıllık stand-by anlaşmaları imzaladı.
 
Türkiye, 18 Haziran 1980'de ilk kez IMF ile en uzun stand-by anlaşmasını yaptı ve bu anlaşma 17 Haziran 1983'de sona erdi.
 
1983 yılında yeni bir stand-by düzenlemesine giden Türkiye'nin bu anlaşmasının süresi bir yıl sürdü.
 
Stand-by'a 10 yıl ara...
 
Türkiye, 1984'ten 1994'e kadar IMF ile stand-by düzenlemesine gitmedi. 8 Temmuz 1994'de yapılan stand-by ise 26 Eylül 1995'de sona erdi. 1999'a kadar stand-by düzenlemesine gitmeyen Türkiye, 1999-2002 döneminde 17. stand-by düzenlemelerini gerçekleştirdi. En son 18. stand-by düzenlemesine 4 Şubat 2002'de başlayan Türkiye, 4 Şubat 2005'de bu anlaşmanın sona ereceği tarihten önce Ocak 2005'de 19. stand-by'a gitti.
 
Türkiye'nin, IMF ile 52 yıl içinde gerçekleştirdiği stand-by anlaşmaları genelde, bitmesi gereken zamandan önce başarılamadan sona erdi. 52 yıllık süreçte, genellikle krizlerin ardından mecburi olarak bu düzenlemeye giden Türkiye, bu süreçte IMF'den 50 milyar doların üstünde kaynak sağladı.
 
Türkiye 2014'de İcra Direktörü
 
Bu arada G-20 platformunda varılan uzlaşı neticesinde, 2010 yılında IMF'de kapsamlı bir kota ve yönetim reformu onaylanmıştı. Söz konusu reform yürürlüğe girdiğinde, Fon üyesi ülkelerin toplam kotaları iki katına çıkarılmış ve dinamik yükselen piyasa ve gelişmekte olan ülkelerin kota payları önemli ölçüde artırılmış olacak.
 
Reform kapsamında ayrıca, İcra Direktörleri Kurulu'nun yeniden yapılandırılması ve gelişmiş Avrupa ülkelerinin sandalyelerinin ikisini gelişmekte olan ülkelere devredilmesi kararlaştırıldı.
 
IMF 2010 Kota ve Yönetim Reformu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, Türkiye'nin kotası 4 milyar 658,6 milyon SDR'ye yükselecek. Böylece Türkiye'nin ülke kotasının IMF kotaları içerisindeki payı yüzde 0,61'den yüzde 0,98'e ulaşacak ve Türkiye IMF'de en yüksek kota payına sahip üye ülke sıralamasında 32'inci sıradan 20'inci sıraya yükselecek.
 
2014 sonrasında grupta İcra Direktörlüğü pozisyonu, ülkelerin göreli oy güçlerine paralel olarak dönüşüme tabi olacak.
 
Bu kapsamda, 2014-2016 döneminde İcra Direktörlüğü pozisyonunu Türkiye üstlenecek. Daha sonra, 2016-2018 döneminde İcra Direktörlüğü'nü Çek Cumhuriyeti veya Macaristan yürütecek. 2018-2020 döneminde söz konusu görevi tekrar Türkiye üstlenecek. 2020-2022 döneminde ise İcra Direktörlüğü Macaristan veya Çek Cumhuriyeti'ne geçecek.
 
Türkiye, İcra Direktörlüğü'nü yürütmediği dönemlerde, İcra Direktör Vekilliği görevini üstlenecek.
 
Reform kapsamında, IMF İcra Direktörleri Kurulu'nda geçtiğimiz dönemde Avustralya ve Kore İcra Direktörlüğü pozisyonunu dönüşümlü olarak yürütme kararı vermişti. Önümüzdeki dönemde, benzer biçimde Hollanda ile Belçika ve İsviçre ile Polonya kendi gruplarında İcra Direktörlüğü pozisyonunu dönüşümlü olarak yürütecek.
 
IMF'ye verilecek 5 milyar dolarlık borç
 
2012 yılı başından itibaren sürdürülen IMF kaynaklarının artırılmasına yönelik çalışmalar kapsamında, çeşitli ülkeler tarafından 461 milyar dolar tutarında kaynak taahhüt edilmişti.
 
Türkiye de bu çabaya katkıda bulunmak üzere G-20 Los Cabos Liderler Zirvesi'nde 5 milyar dolar tutarında taahhütte bulunmuştu. Konuya ilişkin teknik düzeyde görüşmelerin, IMF ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası arasında sürdürüldüğü belirtiliyor.

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.