• Trabzon 11 °C

Dr.Serdar Arda

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu-2

04 Haziran 2012 Pazartesi

İdrar yolu enfeksiyonu nasıl tedavi edilmelidir?

İdrar kültüründe üreme saptanmışsa, değerlendirme sırasında belirlenen mikroorganizmaya yönelik olarak aynı zamanda antibiyotik duyarlık testi de yapılır. Böylece en etkili antibiyotik belirlenmiş olur. Çocukluk çağında, her ilaçta olduğu gibi antibiyotik dozunun da ağırlığa ya da yaşa göre hesaplanması gerekir. Tedavi hekimin önerisine göre 7 ya da 10 gün sürdürülmelidir. Tedavinin etkili olup olmadığını, bir başka deyişle enfeksiyona yol açan mikroorganizmanın temizlenip temizlenmediğini anlamak için yeniden idrar kültürü yapmak gerekir. Ancak, bunun için antibiyotik bitiminden sonra en az 2 gün beklenmelidir.

Yineleyen idrar yolu enfeksiyonlarında hangi araştırmaların yapılması gerekir?

İdrar yolu enfeksiyonlarının birden daha fazla yinelemesi durumunda altta yatan bir neden olup olmadığının araştırılması gerekir. Ancak, bunu için idrar yolu enfeksiyonunun mutlaka kanıtlanmış olması, bir başka deyişle idrar kültüründe üreme saptanmış olması gereklidir. Yukarıda da açıklandığı gibi, sadece idrar incelemesinde lökosit görülmesi, idrar yolu enfeksiyonunun olduğunu göstermez. Bu amaçla sırasıyla şu incelemelerin yapılması gereklidir:

·         Ultrasonografi- En kolay ve zararsız görüntüleme yöntemidir. Böbreklerde yapısal bir anormalliğin olup olmadığı kolaylıkla saptanabilir. Bunu dışında, pelvis ve üreterde genişleme varsa bu durum da ultrasonografi ile görüntülenebilir.

·         İşeme sistoüretrografisi (voiding sistoüretrografi)- Yineleyen idrar yolu enfeksiyonlarına neden olan ve sık görülen doğumsal anormalliklerden biri de, idrarın mesaneden üreterlere doğru geri kaçışı, yani vezikoüreteral reflüdür. İşeme sistoüretrografisi, reflüyü saptamak için yapılan radyolojik bir incelemedir.  Bunun için hastaya bir idrar sondası takılır, daha sonra sondadan görüntülenmeyi sağlayan bir ilaç verilir. Mesane doldurulurken ve işeme sırasında filmler çekilerek geriye doğru kaçış olup olmadığı saptanır. Bu inceleme sırasında hastalar radyasyon aldıklarından yeterli ve gerekli endikasyon olmadan yapılması doğru değildir.

·         Böbrek sintigrafisi- Böbreğin yeterli işlev gösterip göstermediğini belirlemek için kullanılan görüntüleme yöntemidir. Yineleyen idrar yolu enfeksiyonlarından sonra ortaya çıkabilecek sonuçlardan biri de böbrek işlevinin azalmasıdır. Özellikle mesaneden geriye kaçışı (vezikoüreteral reflü) olan hastalarda, idrar böbrek içine kadar ulaşarak zedelenmelere, dolayısı ile idrar üretmekle görevli dokuların kaybına neden olabilir. Sintigrafi, böyle bir zedelenme varsa bunu ve derecesini saptamada duyarlı bir yöntemdir. Bir diğer kullanım alanı da, böbrek çıkışında darlık olan hastaların (üretero-pelvik darlık) belirlenmesidir. Bu incelemede, hastaya damar yolu ile sadece böbrekten atılan özel bir madde verilir. Bu maddenin böbreklerden süzülmesi ve idrar yolu ile atılması özel bir kamera altında kaydedilir. Verilen madde birkaç gün içinde vücuttan atıldığından çocuklarda güvenle uygulanabilir.

·         Bunların dışında özel durumlarda bilgisayarlı tomografi, magnetik rezonans ile görüntüleme ya da işeme işlev testleri gibi farklı yöntemler de kullanılabilir.  

Koruyucu antibiyotik tedavisi nedir?

Yineleyen idrar yolu enfeksiyonu olan hastalarda yeni enfeksiyon ataklarının önlenebilmesi için düşük dozda ve uzun süreli antibiyotik kullanılması demektir. Doğumsal idrar yolun anormalliği (idrar reflüsü, darlık, mesane işlev bozukluğu.. gibi) olan hastalarda idrar yolu enfeksiyonunun engellenmesi gereklidir. Eğer enfeksiyon yineleyecek ya da geçmeyecek olursa, böbrekler etkilenerek işlevlerini yitirebilirler. Bunun dışında, herhangi bir nedenle idrar yollarına kateter (sonda) yerleştirilmiş hastalarda da, kateter kaldığı sürece koruyucu antibiyotik tedavisinin uygulanması gerekir.    

Özellikli idrar yolu enfeksiyonları nelerdir?

İdrar yolu enfeksiyonu genel bir terimdir ve idrarın herhangi bir mikroorganizma ile bulaşması sonrasında oluşur. Ancak, bazı durumlarda idrar yollarının belli bölgelerinden köken alan özellikli enfeksiyonlar olabilir. Bunların başlıcaları şunlardır: 

·         Pyelonefrit- Enfeksiyonun böbrekte oluşmasıdır. Başlıca iki nedeni vardır: Refiü ya da darlık gibi doğumsal idrar yolları anormalliği olan hastalarda, enfekte olan idrarın tam boşalamayarak böbreğe doğru geri kaçması sonucu ortaya çıkabilir. Bir diğer neden de mikroorganizmaların böbreğe kan yolu ile gelmesidir. Genellikle bağışıklık sistemi zayıflamış ve hastanede tedavi gören çocuklarda görülür. En önemli bulguları şiddetli yan ağrısı ve ateştir. Zamanında ve uygun bir şekilde tedavi edilmediğinde, böbrek içerisinde zamanla işlev bozukluğuna neden olabilecek kalıcı zedelenmeler oluşabilir.

·         Sistit- Mesanenin enfeksiyonu demektir. Kız çocuklarda daha sık görülür. Genellikle virüslere bağlı olarak oluşur. En belirgin bulguları karnın alt tarafında ağrı, idrarda renk değişikliği (kimi zaman kanama), idrar yaparken şiddetli yanma ve ağrıdır. 2 yaşından büyük kız çocuklarında daha sık görülür.

Erkek çocuklarda sünnet yapılması idrar yolu enfeksiyonunu önler mi?

Sünnet derisi (prepisyum), yenidoğan bebeklerde penis ucuna (glans) yapışık durumdadır (fimozis). Hafifçe geriye doğru sıyrıldığında idrar deliği görülebilir. Bu durumun doğal olması nedeniyle (fizyolojik fimozis) bebeklik çağında sünnet derisinin geriye doğru sıyrılmaması gerekir. Eğer zorlanacak olursa yapışıklık kanayarak açılır ve bu kez daha güçlü bir yapışıklık oluşabilir. Sünnet derisi, 1,5 yaşına dek içeriden salgılanan yağ dokularının yardımı ile yavaş yavaş glanstan ayrılmaya başlar. Bu sırada, yağ dokuları, küçük beyaz topakçıklar halinde dışarı çıkar. Genellikle abse ya da iltihap olarak tanımlanan ve çocukların gereksiz yere antibiyotik kullanmalarına neden olan bu durum doğaldır. Kimi zaman bu ayrılma tam olmaz ya da hiç gerçekleşmez. O zaman gerçek (anatomik) fimozis tanısı konur. Yapışıklık (fimozis) doğrudan idrar yolu enfeksiyonuna neden olmaz. Ancak, eğer sünnet derisi uzun ve ucu darsa idrar dışarı çıkarken bir kısmı da sünnet derisinin içinde kalabilir. Bu çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu gelişmesi olasılığı yüksektir. Ayrıca, idrarın içerde kalması, sünnet derisinde kızarıklık ve şişme ile ortaya çıkan sünnet derisi iltihabı (postitis) nedeni olabilir. Bu hastalarda ağızdan ya da lokal olarak antibiyotik tedavisi uygulamanın bir yararı yoktur. Ilık su ile pansuman yeterlidir. Bunun dışında, ucu dar olmayan ancak uzun olan sünnet derisi içine dışkı bulaşabilir. Bu da, idrarın bakteriler ile bulaşması için önemli bir kaynak oluşturur.

Tıp literatüründe, idrar yolu enfeksiyonunun, sünnetsiz çocuklarda sünnetli olanlara oranla daha sık görüldüğü saptanmıştır. Ancak, bu bulgular sadece idrar yolu enfeksiyonunu önlemek amacıyla sünnet yapılması gerektiği anlamına gelmez. Eğer; sünnetsiz bir erkek çocukta idrar yolu enfeksiyonu yineliyor ise, altta yatabilecek herhangi bir nedene yönelik araştırmalar yapılmadan önce sünnet yapılması önerilebilir. Bu durumda işeme sistografisi gibi çocuğu radyasyon almasına neden olan bir incelemenin de gereksiz yere yapılmasının önüne geçilmiş olur. Eğer sünnet sonrasında da enfeksiyon yineleyecek olur ise, o zaman bahsedilen tüm araştırmaların yapılması daha uygundur.

Yineleyen idrar yolu enfeksiyonu olan hastaların kime/nereye başvurması gerekir?

Yukarıda da anlatıldığı gibi, eğer idrar yolu enfeksiyonu birden fazla yinelemişse, mutlaka buna neden olan bir anormallik olup olmadığının araştırılması gerekir. Ülkemizdeki sağlık uygulamasında çocukların ilk başvuru yerlerinin Aile Hekimliği Merkezleri olması gerektiği göz önüne alınırsa, idrarında enfeksiyon saptanan çocukların tedavilerinin öncelikle bu merkezlerde yapılması daha doğrudur. Ancak, enfeksiyon yineleyecek olursa, o zaman hastanın belirtilen olanaklara sahip merkezlere yönlendirilmesi gerekir. Bu hastaların izlem ve tedavileri Çocuk Cerrahisi ya da Çocuk Nefrolojisi tarafından yapılabilir. Eğer yapılan incelemeler sonrasında cerrahi tedavi gerektirecek bir anormallik saptanırsa, o zaman hastanın bir Çocuk Cerrahisi merkezine yönlendirilmesi en uygun yaklaşımdır.   

Sağlıklı günler dileklerimle...

Doç. Dr. İrfan Serdar ARDA

Yıldızlı Güven Hastanesi

Çocuk Cerrahisi Birimi

drserdar.arda@gmail.com

www.ardaccer.net

Okuyucu Yorumları

Toplam 0 yorum eklendi.

  • ÇOK OKUNANLAR

sanalbasin.com üyesidir


ukash
ÜYE İŞLEMLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Haber 61 İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 462 326 71 72 / Faks : 0 462 326 73 73 Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA