banner192

Karadeniz'de HES'lere dış köstek

Hidro Elektrik Santralleri İş Adamları Derneği (HESİAD) Başkanı Fahrettin Amir Arman, Karadeniz'de sürdürülen HES yatırımları kapsamında derelerin satıldığı iddiasının doğru olmadığını belirterek, "Karadeniz'de çevre ile ilgili itirazların yükselmesine yu

Karadeniz'de HES'lere dış köstek

Hidro Elektrik Santralleri İş Adamları Derneği (HESİAD) Başkanı Fahrettin Amir Arman, Karadeniz'de sürdürülen HES yatırımları kapsamında derelerin satıldığı iddiasının doğru olmadığını belirterek, "Karadeniz'de çevre ile ilgili itirazların yükselmesine yurtdışından belli grupların gelip yönlendirmeleri etkili olmuştur" dedi.

HESİAD Başkanı Fahrettin Amir Arman, iki ayda bir yayınlanan Euro Newsport Dergisi'nin son sayısına yaptığı açıklamada, Karadeniz'de bölge halkının HES'lere karşı tutumunu değerlendirdi. Arman, Karadeniz'de şu an kullanılmamış 4000 MW civarında bir kapasite bulunduğunu ve gerçekleştirilmeye çalışılan projelerin bu kapsamda olduğunu ifade etti. Bu projelerden vazgeçilmesi durumunda çevreci denilen kesimin ihtiyaç duyulan kapasitenin nasıl sağlanacağına cevap vermeleri gerektiğini kaydeden Arman, "Bu

ihtiyacın karşılanması için HES yatırımları yapılmayacaksa ihtiyacın karşılanması içi ya doğalgaz ya kömürle çalışan termik santrallar gündeme gelir. Hangisinin daha çevreci olduğuna bakmak lazımdır. Dolayısıyla rüzgar, güneş ve sudan elde edilecek enerji bütün dünyada kabul edilmiş olan yenilenebilir enerji kategorisindedir. HES'teki enerji de sudan elde edilir" diye konuştu.

"DERELERİ SATIN ALMADIK"

Karadeniz'de çevre ile iligi itirazların yükselmesinde, yurtdışından belli grupların gelip yanlış yönlendirmelerinin neden olduğunu kaydeden Arman, "Yurtdışından gelen bu insanlar bölge insanını kışkırtmaktadır, derelerin satıldığını söyleyerek halkı galeyana getirmektedir. Biz yaptığımız yatırımlar çerçevesinde derelerin sahibi olmadığımız gibi aynı zamanda yaptığımız işletmelerinde sahibi değiliz. Bu tesislerin belli bir dönem yaptığımız yatırım karşılığı işletmek amacı ile bize devri söz konusudur.

Ancak bu durum bu kadar açıkken insanları yanlış yönlendirmektedirler ve insanların sadece Karadeniz'de değil belli bölgelerde de aynı kişiler olduğunu görmekteyiz. Bu arkadaşların bir yerlerden nemalanmış olması kaçınılmaz bir gerçektir" ifadelerini kullandı.

"KORUMA KURULLARI ARKA BAHÇE GİBİ"

Yerel mahkemeler ile Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kurullarının yatırım yapılan alanı 'SİT alanı' diye belirlemelerini anlamakta zorlandıklarını kaydeden Arman, şöyle devam etti:

"Bu kurullar birilerinin arka bahçesi gibi çalışmaktadır. Kurullar karar verdikleri yeri görmeden kararlar alıyorlar. Bunu ben yaşadım. Kurul yerleşim yerlerini dışarda tutarak, mantık dışı bir şekilde sadece proje sahasını doğal SİT alanı ilan ediyor. Bu kararları alan kişilerin hakkaniyetli kararlar almadığı kanaatindeyim. Sadece projenin yapılacağı yeri SİT alanı ilan etmelerinin art niyetli olduğunu düşünüyorum. Sonrasında insanlar soluğu yerel mahkemelerde alıyor. Tabi yerel mahkeme halkın tepkisini

göz önünde bulundurarak kararlar alıyor. Ben hakim değilim, hakimin nasıl karar alması gerektiğini söylemek haddim değil, ancak bence hakimin alınan ÇED raporlarını dikkate alması gerekiyor."

"BİZİ KONUŞTURMADILAR"

Bölgede 'rüzgar enerjisi' kurulması gerektiği şeklindeki teklifler bulunduğunu, ancak bu yatırımlarla ilgili rakamların bir anda gerçekleşmesinin mümkün olmadığı gibi, askeriyenin "radarların alacağı sinyallere zarar verir" şeklinde aksi görüşü de olduğuna dikkat çeken Arman, bölge halkını bilgilendirmek için yoğun çaba gösterdiklerini ancak istenmeyen durumlar yaşadıklarını da ifade ederek, "Halkın bilgilendirilmesi toplantılarında bizi konuşturmadılar. Bir kelime etmeye kalkıyorsunuz tehditler

protestolar gelmeye başlıyor. Halk doldurulduğu için bu tepkileri veriyor ve biz de bu duruma üzülüyoruz" şeklinde konuştu.


İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
orka - 6 yıl önce
Halk saf mı? Biz görmüyor muyuz orda yapılan çevre katliamlarını? HES'lere karşıyım!