banner192

Karadeniz soğumayınca hamsi gecikti

Türkiye'de balığın yüzde 70'inin karşılandığı Karadeniz'de, yaklaşık 2 aydır beklenen ''fakirin protein deposu'' hamsinin, deniz suyu soğumadığı için sürü oluşturup Türk karasularına göç etmediği bildirildi.KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof

Karadeniz soğumayınca hamsi gecikti

Türkiye'de balığın yüzde 70'inin karşılandığı Karadeniz'de, yaklaşık 2 aydır beklenen ''fakirin protein deposu'' hamsinin, deniz suyu soğumadığı için sürü oluşturup Türk karasularına göç etmediği bildirildi.

KTÜ Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Düzgüneş: ''Geçtiğimiz yıllara göre Karadeniz'deki su sıcaklığı ortalama 3-4 derece fazla. Bu nedenle hamsinin kıyılarımıza gelişi gecikti''
 
Türkiye'de balığın yüzde 70'inin karşılandığı Karadeniz'de, yaklaşık 2 aydır beklenen ''fakirin protein deposu'' hamsinin, deniz suyu soğumadığı için sürü oluşturup Türk karasularına göç etmediği bildirildi. 
     
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ertuğ Düzgüneş, yaptığı açıklamada, Karadeniz'deki balıkçılığın Türkiye için çok önemli olduğunu ifade ederek, ''Türkiye'de balığın yüzde 70'i Karadeniz'den elde ediliyor. Bu bakımdan Karadeniz'de oluşabilecek doğal olay balıkçılığımızı etkiliyor'' dedi. 
   
 Balıkçılığın sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğine işaret eden Düzgüneş, ''Karadeniz'deki balıkçılığı sürdürülebilir kılabilirsek gelecek yıllardaki balıkçılığı da garanti altına alırız. Olumsuzluklar nelerdir, bunları nasıl ortadan kaldırabiliriz bu konularda çalışmalar yapıyoruz'' diye konuştu. 
     
Prof. Dr. Düzgüneş, Karadeniz'de en fazla hamsi, istavrit ve sardalya avlandığını ifade ederek, şöyle devam etti: 
   
''Karadeniz'de en önemli tür hamsi ve istavrit. Biraz daha batı kesimde sardalya avlanıyor. Bunların avcılığı önemli yekün tutuyor. Bu balıklar hem ekonomimize katkı sağlıyor hem de daha iri balıkların besin maddesini oluşturuyor. Böylece bu balıklar Karadeniz'e gelerek burada av veriyor.
 
Bu balıkları gerektiğinden fazla avlarsak bu sefer büyük balıkların da Karadeniz'e gelişi gecikiyor. Bu sene bunun iyi bir örneğini yaşadık. Karadeniz'de 24 metreden daha sığ sularda avcılık yasaklandı. Bu küçük balıkların çoğalmasını sağlayacak bir uygulama. Gelecek yıllarda bunun yararlarını daha fazla göreceğiz'' 
   
Karadenizli balıkçının en önemli geçim kaynağı hamsinin Karadeniz'i sevdiğine işaret eden Düzgüneş, ''Hamsi, eski bilgilerimize göre Kuzeybatı Karadeniz'de ürüyordu ama son 10 yılda yapılan çalışmalarda göç etmeyip kıyılarımızda kalan önemli bir stok olduğunu gördük.
 
Artık bundan sonraki çalışmalarımız bu stokun büyüklüğünü araştırmak. Ama göç edip kıyılarımıza gelen hamsi stokunun da küçüklerini koruyup gelecek yıllarda iyi av vermesini sağlamalıyız'' diye konuştu. 
     
     -Romanya-Ukrayna açıklarında ürüyor- 
     
Hamsinin Romanya ve Ukrayna açıklarında ürediğini, ardından Türk karasularına göç ettiğini anlatan Düzgüneş, şunları söyledi: 
     
''Hamsi Romanya ve Odessa açıklarında ürüyor ve beslenmek için kış aylarında kıyılarımıza geliyor. Önceki yıllara baktığımızda genelde Ekim-Kasım aylarında kıyılarımıza gelmesi bekleniyordu ama son dönemde Karadeniz'de suyun geç soğuması nedeniyle göçlerde önemli sorunlar olduğu izlenimi doğdu.
 
20-25 yıl önce hamsi geldiğinde 4 ay süreyle sularımızda kalıp av verirken son yıllarda 2 ay kalıyor ve göçünü erken tamamlıyor. Bu sene hamsinin geç gelişini suların sıcak olmasına bağlıyoruz. Geçtiğimiz yıllara göre Karadeniz'deki su sıcaklığı ortalama 3-4 derece fazla. Bu nedenle hamsinin kıyılarımıza gelişi gecikti.'' 
     
''Hamsinin kulağına kar suyu kaçtı'' deyimine işaret eden Prof. Dr. Düzgüneş, ''Ne zaman yağışlar başlar, karla beraber sular soğur o zaman hamsi gelecek. Bu sene balıkçılarımız palamut ve lüferden tatminkar bir şekilde av yaptılar, ekonomik zarara girmediler ama hamsinin gelişi gecikirse ileri ki dönemlerde beklenilen yararlılığın sağlanamayacağı ve insanlarımızın beslenmesinde bir boşluk doğacağı kaçınılmaz'' dedi. 
     
Hamsiyi yiyen bir balık olarak bilinen ve bu yıl Karadeniz'de bolca avlanan palamudun hamsinin Karadeniz'e gelmemesinde bir etkisi olmadığını söyleyen Düzgüneş, şöyle devam etti: 
     
''Aksine palamudun bol olması hamsi konusunda umutlu olmamıza neden oluyor. Çünkü palamut geldiyse Karadeniz'de hamsi var anlamına geliyor. Elbette palamut da beslenecek, büyüyecek ama palamuttan, lüferden kendini kurtarabilen hamsiler de kuzeyden itibaren gelmeye devam edecek.
 
Karadeniz'in kuzeyinde palamut ve lüfer geçmiş yıllara göre daha fazla gözükmesine rağmen hamsi sular soğuduğunda gelecek ve geçmişteki kadar olmasa da av vermeye devam edecek. Ancak Karadeniz'de geçen seneden daha az hamsi avlayacağımız kesin.'' 
   
Karadeniz'de her yıl üreyen stokta azalma olduğunu dile getiren Düzgüneş, ''Yani yumurta veren hamsi stokunda azalma var. Örneğin bu sene hamsi avını ne kadar az yaparsak o kadar iyi. Buna balıkçılarımızın da uyması lazım.
 
Çünkü gelecek senenin yumurtlayacak hamsisini denizde bırakmamız lazım. Hamsi avcılığının düzenlenmesinde alacağımız her olumlu tedbir birkaç yılda kendini olumlu yönde gösterecek. Her türlü olumsuzluk da çok kısa zamanda kendisini hissettirecek'' diye konuştu. 
     
     -Kar suyu kulağına kaçınca hamsi sofraya gelecek- 
        
Prof. Dr. Ertuğ Düzgüneş, bölgeye yağacak kar ve deniz suyunu soğutmasıyla hamsi avcılığının hız kazanacağına işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı: 
     
''Suların soğumasını bekliyoruz. Yağışlar başlayacak, kar suyu denize karışacak. Sular soğuduktan sonra Karadeniz'de var olan hamsiler sürü oluşturacak. Hamsiyi sürü oluşturmadığı için gırgırla avlanıyoruz. Şu anda hamsi başka av yöntemleriyle mutlaka az miktarda avlanıyor.
 
Suların soğuması onların sürü oluşturmasına neden oluyor, o zaman gırgırla rahatlıkla avlanabiliyor. Hamsi Ukrayna'da da az miktarda var. O hamsinin buraya göçünü beklememiz lazım.'' 
     

İlgili Galeriler
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.